Kurulduğu günden bugüne birçok başarısızlığa imza atan, toplumu geren, ayrıştıran, kendi varlığını sürdürmek için her türlü yöntemi mubah gören bu yapıdan kurtulduk diyebilir miyiz emin olmayalım. Üzerine basarak birçok kez ifade ettiğimiz gibi toplumsal muhalefetin bundan sonraki görevi daha da etkin olmaktır.
Hükümetin istifasının sonucu olarak yeni bir kaotik hükümet oluşmasını önlemek ve toplumun demokratik hakkı olan seçme seçilme hakkını ‘özgürce’ kullanabileceği ortamı oluşturmak en önemli görevdir. Ülkedeki kimlik siyasetinin önüne geçmek için ortaya konabilecek birçok yöntem vardır. Bunların artık konuşulması gerekmektedir. Varlığımızı özne olarak sürdürebilmenin en temel unsuru budur.
Yaşadıklarımızdan ders alarak geleceği planlamak için yeni bir düzene, yeni bir anlayışa, halkın sorunlarını çözmeyi kendine görev edinen, iradesini kendi halkının yararına ortaya koyabilen temsilcilere ihtiyacımız olduğu çok açıktır.
Bu gerçeği göz ardı etmeden yeni bir dönemin başlaması ve bir an önce adil bir düzene geçilmesini sağlayacak kalkınma politikalarının hızlıca ortaya konması gerekmektedir. Ülkedeki esnafın, iş insanının, üreticinin, sanayicinin yanlış yönetimler sonucunda düştüğü bu durumdan ancak dayanışma ekonomisi ile çıkabilmesi mümkündür.
Ülkedeki kaçak ve kayıt dışı ekonominin yanında kayıt dışı işgücünün de birlikte değerlendirilmesi elzemdir. Ülkenin kaynakları ve iş gücü doğru planlanmalı, kaynaklar daha verimli ve daha şeffaf bir şekilde kullanılmalıdır. Bu siyasi ortamı yaratacak olan da demokratik hakkını ‘özgürce’ kullanarak tercihini yapan yurttaşlar olacaktır!
































