Önemsemek “önemsetmeyi” kamçılar.. “Oysa artık Kıbrıs Türk seçmenine gerekli olan Meclis dışı muhalefettir.. Bunun da fiiliyatı seçime seçmen olarak katılmak değil; seçimi boykot etmektir..
***
NE VAR Kİ işte tam da bu tercih aşamasında Anayasa devreye girer.
İyi ve hayırlı bir yurttaş olmanın üç beş koşulundan biri olan “seçme seçilme hakkına” bağlı olarak, “Milletvekillerinden Cumhurbaşkanına kadar devletin üst kademe yöneticilerini seçmek için oluşturulan seçimlerde, seçmenlerin oylarını kullanmaları yurttaşlık görevidir” der!
***
TUTUN ki artık ömürler her yıl ve türlü çeşitli bahanelerle dediğimizce “erken seçimlerden seçimlere kurulan sandıklarda oy kullanmakla geçer!”
Doğrusu çok da hoşumuza gider! Çünkü öylesi dönemlerde seçmen “seçilecek olanın” değil; “seçilecek olan” gider halkın ayağına!” ***
SEÇİM tezgâhlarının kurulduğu dönemlerdir böylesi seçim arifeleri.. Memleketin yüce çıkarları uğruna “desteğinle seçilirsem” diye başlayan vaatler hep bu dönemlerde pişirilip kotarılırlar! ***
“İŞ; AŞ, PARA böylesi seçim arifelerinde denklemleşirler!
“Seçenle seçtirenler” böylesi dönemlerde devletsel kumpaslar kurarlar! Gelecekte açılacak ikbal kapıları böylesi seçim arifelerinde saptanırlar!
“Adama göre işler” bu dönemlerde ayarlanırlar!
Tutun ki KKTC’nin asıl plan programları seçim dönemlerinde yazılıp çizilirler.. ***
ÖNÜMÜZDE YİNE SEÇİM VARDIR: Bu kez hangi siyasi partiden olursa olsun, bağımsız da olsa Cumhurbaşkanını seçeceğiz.
Fakat bileceğiz ki “oy kullanmak için sandığa taşınma külfetinden öte kim seçilirse seçilsin KKTC’nin makûs talihi değişmeyecektir! ***
HATTA birleri kaç yılın kapalı Maraş’ını açsa da!
Veya birileri “ben gene kapatacağım” dese de!
Kimisi sırtını Ankara’ya dayasa, kimileri çözüm vaadinde bulunsa da..
Ankara ile çok iyi ilişkiler kursa da.. Yada birileri karşısına geçip nanik yapsa da!
“Çözüm demiş olsa da olmasa da!..”
Bileceğiz ki kim seçilirse seçilsin ol alem öyle geldi böyle gidecek!
O zaman seçmenin tek bir anlamı olacak! Anayasal vecibenin yerine getirilmesi! ***
YOKSA söz konusu seçim sonrasında Amerikalara kadar gidilip KKTC’nin siyasi ve sosyoekonomik durum vaziyetleri anlatılsa da bilinecek ki o kader yazgısı her seçimde şu veya bu şekilde bazı kişilerle bazı özel sektör kuruluşlarının “durum vaziyetlerine” yönelik sağlayacakları fayda ve çıkarlarının mesela bir devre daha devamlarına verilen onaydır.
***
BÖYLESİ seçim gerçeklerine karşın yıllardır sandıklara taşınıyoruz da ne oldu KKTC?
Ne oldu KKTC’ye ödemek zorunda olunduğu söylenen yurttaşlık görevlerinin yerine getirilmesiyle?”
Tutun ki 47 yıldır artan nüfusuna dolayısıyla “olağan” dediğimiz artan illegal olaylarına karşın altmış kişilik mahpushaneyi bile yüz kişilik yapamayacak bir devletin seçimlerine katılmak mı yurttaşlık görevi olmakta?
***
KISACA TAKILDIĞIM: (NE SİZ SORUN NE BEN SÖYLEYİM!)
Bakanlarının el alemin gözleri önünde “arsa tartışması” yaptıkları..
Altmış yetmiş kişinin anca sığdırıldığı cezaevinin hapislerle dolup taştığı..
Buna karşın hapisler için yeterli gardiyanın sağlanamadığı…
AB’e hellim ihracatında kimseleri yanıltmadan ve doğru tahminlerle çok geç kalındığı…
“Yüce” dedikleri Meclis’in yeni yasama yılına başlamasına “muhalefet milletvekillerinin katılmadığı…”
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yapımı için sanki memlekette KKTC’li mimar mühendis müteahhit kalmamış gibi TC yurttaşı ilgili kişileri alelacele KKTC yurttaşı yapıp, malı alan da kaçam mı dalgasına yatıranları…
Memleketin Cumhurbaşkanının ayaklarında çarıkları, elinde asası, sırtında samanisi, fukara Dervişler misali memlekete bile uğramadan dünya kazan kendileri kepçe Evliya Çelebi gibi gezip turladığı…
Koop Merkez Bankasını yolsuzlukların alıp götürdüğü memleketimin hallerini…
Sakın ne siz sorun ne ben söyleyeyim..
***
MESELA Özker Yaşın.. Öteki nam’ı adıyla “Terzioğlu” bakın 1970’ler “Topluma gazel” şiirinde ne diyor:
“GÖRÜŞMELERDEN sonuç sıfıra sıfır demek.. YA senin kaderindir ey toplumum beklemek.
İsmet Paşa atanmış inanıp bay Jhnson’a
Ne yazık bunun için atmamış Rum’a kötek!
Neticede kabaklar başımıza patladı.
Yıllardır yaptığımız dertlere dert dert eklemek.
Denktaş’la Klerides ne konuşurlar bilmem
Elbet güzel oluyor buluşup kebap yemek.
Şu tazminat işini bir sıraya koymadan
Doğru mu göçmenlere geriye dönün demek.
Rumlar koşar adımla geliyor hedefine
Biz hedefsiz kalmışız işimiz emeklemek…
***
ARADAN yarım asır geçti. Var mı bir değişiklik?
































