Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KIBRIS NEREYE GİDİYOR? (2) (Erdoğan’ın ziyareti üzerine)

 

Annan Planı referandumlarından sonra Türkiye’nin Kıbrıs politikasının “ambargoları kaldırın”a dönüştüğü yalın bir gerçektir.
2004 Nisan’ında Annan Planı’na evet denilmesini isteyen ve 2014 aralığında da Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine başlayan AK Parti “ambargoları kaldırın” politikasını uzun süre yürütemedi.
Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti AB tam üyesiydi ve ambargoların kaldırılması bir yana Türkiye’nin müzakere başlıklarını da bloke edecek güce erişmişti.
Zaten geçen sürede AK Parti ve Erdoğan fabrika ayarlarına geri dönme uygulaması çerçevesinde AB ile yüksek perdeden kavga etmeye başlamıştı.
Erdoğan kavgayı o kadar abartmıştı ki Rusya’ya gidip “bizi de Şangay 5’lisine alınız, Avrupa ile yollarımızı ayıralım” bile diyecekti.
Erdoğan Kıbrıs’ta da farklı davranmayacak ve Annan planını ve ona evet demenin kazanımlarını bir bir terk edecekti.
Bu arada Cumhurbaşkanlığına Derviş Eroğlu’nun seçilmesi ve görüşmeleri Eroğlu’nun yürütmesi Erdoğan’ın işine gelmişti.
Çünkü her ikisi de müzakere süreci sonunda varılacak bir çözüme inanmıyorlardı.
Zaten müzakereler de incir ipi gibi uzayıp gitmiş ve nihayetinde çökmüştü.
Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi önemli bir dönüm noktasıdır.
Mustafa Akıncı’yı Cumhurbaşkanı seçen irade yani Kıbrıs Türkü’nün iradesi, Kıbrıs sorununa müzakereler yoluyla bir çözüm bulunmasını istemektedir.
Mustafa Akıncı sadece bunu vaat ederek seçim kazandı.
Kıbrıs sorununda ne yapacağını açık bir şekilde anlattı.
Halk da ona güçlü bir yetki verdi.
Peki Erdoğan ne yaptı?

      ***

Mustafa Akıncı için “ağzından çıkanı kulağı duysun” diyerek oluşan iradenin hilafına işler yapacağını duyurdu.
Akıncı ile Ankara’da baş başa yaptıkları görüşmede neler konuşulduğu bilinmez ama Erdoğan’ın Kıbrıs sorununda “bir adım önde olma” politikasını terk ettiği gerçektir.
Şimdi Akıncı ile Anastasiadis arasındaki görüşmeler iyi bir zeminde ve herkesin onayladığı bir şekilde gidiyor.
Liderler yıl sonuna bile anlaşma olabileceğinden bahsediyorlar.
Bunun karşısında Erdoğan ve Ankara’nın tavrı ne olacak?
2004 sürecinde yaptıkları gibi görüşmelere ve çözüme destek mi verilecek yoksa Kıbrıs Türkü’nün iradesine ve Akıncı’ya rağmen engel mi olacaklar?
Bu üzerinde durulması gereken hayati bir konudur.
Kıbrıs sorununun öznesi Kıbrıs Türkü’dür ve onun da iradesi çözümden yanadır.
Erdoğan’ın bu iradeye saygı duyması ve hatta desteklemesi beklenir.
Aksi telafi edilmez hatalara sürükler.
Ve bu hatalar tarihsel bedellere dönüşebilir.
20 Temmuz’un kırk birinci yıldönümünde böylesi bir durumla karşı karşıyayız…