Ceren ÖZBİL – Tarihi 200 yıl öncesine dayanan Hamitköy’de tarihi değerler bir bir yok oluyor. Bölge halkı için manevi değer arz eden köyün kurucusu Hamit Dede’ye ait kerpiç ev bile tamamen yok olmak üzere… Ayrıca köyde bulunan birçok kerpiç evde tamamen yok oldu. Köyün yukarısında bulunan ve bir zamanlar sadece birkaç ailenin yaşadığı bölgede ise sadece evlerin kalıntıları duruyor.
Nüfus arttı, altyapı yetersiz kaldı
1800’lü yıllarda sadece iki ya da üç ailenin yaşadığı köyde şimdi 8 bin kişi yaşıyor. Hamiköy’de nüfus artışı ile birlikte sorunlarda artıyor. Havadis’e konuşan Hamitköylüler, yaşadıkları su ve kanalizasyon sorununun çözülmesi için yetkililere çağrı yaptı.
Hem tarihi anlattı hem dert yandı
Hamitköy Muhtarı Feyzullah Raşit Bostancı, Hamitköy’le ilgili Havadis’e bilgi verdi. Bir yandan köyün tarihini anlatan Bostancı diğer yandan köy sorunlarını anlatarak dert yandı. Bostancı, bölgedeki yol sorununun bir nebze olsun çözüldüğünü söyleyerek kanalizasyon ve su sorununun devam ettiğine dikkati çekti.
Sadece 1952 yapımı bir çeşme duruyor
Hamitköy’de bir dönem birkaç ailenin yaşadığı bir bölge de tek sağlam kalan 1952 yılından kaşan bir çeşme. Köy muhtarı Bostancı, bu çeşmelere Taşkent Piknik Alanı’nın altında bulunan manastırdan su geldiğini ve bu çeşmelerin köy içerisinde 8 tane olduğunu anlattı. Bostancı, o dönemlerde köy halkının testi ve lengerlerle bu çeşmelerden su alıp evlerine taşıdığını ifade etti.
İlk yerleşen Hamit Dede…
Bostancı, Hamiköy’e ilk yerleşenin Hami Dede olduğunu söyledi ve hikayeyi şu şekilde anlattı:
“Hamit Dede Lefkoşa’da bir ağa yanında hizmetçiydi. Bu ağa Hamit Dede’ye her yıl bir kuzu veriyordu. Hamit Dede bu kuzuları burada otlatıyordu. Daha sonra Hamit Dede evlenmeye karar verdi ve buraya yerleşti. Ağılını buraya kurdu. Ardından yerleşimler başladı.
Çok dağınık bir yerleşim yeriydi…
Hamitköy’ün geçmişte çok dağınık bir yerleşim yeri olduğuna dikkati çeken Bostancı, her ailenin farklı bir bölgede yaşadığını belirtti. Ancak şu anki nüfus artışı nedeniyle köyün bu dağınık yapısı kayboldu ve ev sayısı arttı.
Mülazim: 3 aile yaşıyorduk
İzzet Mülazim doğam büyüme Hamitköylü. Hamitköy’ün yukarı kısmında dünyaya gelen Mülazim, bir süre orada yaşamaya başladı ancak yol ve su sorununun çözülmemesi nedeniyle diğer akrabaları gibi Hamitköy’de şu anda evlerin bulunduğu mahallelerden birine taşındı. Mülezim şu şekilde konuştu:
“Benim doğduğum bölgede şu anda ev kalmadı. Zaten o dönemde 3 aile yaşıyorduk. Amcam, ben ve Sami dayım vardı. 1957’ye kadar orada yaşadım. Daha sonra evlendim. O bölgede zaten ne yol ne de su. Bu nedenle oradan ayrıldım.”
“Eski günleri çok özlüyor”
İzzet Mülazim’in eski günlere olan özlemi her cümlesinden anlaşılıyor. “Geçmişte huzur vardı, her şey çok güzeldi” diyen Mülazim, o günleri anlatmakla bitiremiyor. Mülazim, geçmişte herkesin çalıştığını ve evine ekmek götürmek için mücadele içinde olduğunu belirtti.
Saner: Dayanışma vardı
Doğma büyüme Hamitköylü olan Ahmet Saner de eski günlerin özlemini çekenlerden ve ayrıca Hamit Dede’nin torunlarından… Geçmişte insanların dayanışma içinde yaşadığını ifade eden Saner, “Artık hiçbir şey eskisi gibi değil” dedi.
Hacımusa: Hem köy hem kent
Bir zamanlar bölge halkının geçini üreticilik yaparak sağladığı Hamitköy’de üretici sayısı da iyice azaldı. Bölgede üretimle uğraşan sayılı kişi kaldı. O sayılı kişilerden bir tanesi de Hüseyin Hacımusa. Hacımusa üretim sektöründen hiç kopmadı. Ancak Hamitköy’de artık çarpık bir yapılaşma olduğunu ifade eden Hacımusa şu şekilde konuştu:
“Artık hem köy hem şehir oldu. Çarpık bir yapılaşma var. Nüfus bir yandan artarken alt yapı bunun karşısında yetersiz kalıyor. Yolları bir nebze olsun yaptılar. Ancak ne kanalizasyon sorunu ne de su sorunu hala çözülmedi.”
































