Ne yardan geçeriz ne serden! Paşa keyfimiz rüzgâr gülü gibi maşallah!
Güney’den esti mi “Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşı olmaktayız, Kuzey’den esti mi KKTC yurttaşı.
Müzakere masasına oturduk mu “Kuzey’deki bağımsız ve egemen Kıbrıs Türk devletini” savunup, “en az Güney’deki Rum yönetimi kadar egemendir” demekteyiz; Fakat köşeyi döndük müydü “egemen devletin pasaport ve kimliklerini değil; tüm adanın devleti olduğu iddiasında ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ahkâmlarında adanın tek tanınmış ve meşru devleti olan Güney’deki Rum’a biat etmekteyiz!
***
ŞİMDİ de 1974’den beridir bu “siyasi garabeti” maskaralık haline getirdiğimizin bir yeni versiyonunu sahneliyoruz.
Ve diyoruz ki Rum’a “en az senin kadar bizim Kıbrıs Cumhuriyetine ait pasaportu kullanma hakkımız vardır, onu Türk halkının hakkından kopartamazsın!”
***
ALLAH ALLAH! Eğer hâlâ Kıbrıs Cumhuriyetinin yurttaşı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu ile kimliğini kullanma hak ve meşruiyetindeysek; o zaman “KKTC” ne oluyor?
Bir süre önce KKTC’e “sanal” falan diyordum şakadan ama pasaport olayı bir kez daha gösterdi ki Türk toplumu olarak bizler hâlâ 1063’lerde Rumlar tarafından yıkılırken Türk halkının da kovulduğu Kıbrıs Cumhuriyetinin sadık bendeleriymişiz!
***
VE bir kez daha esefle anlıyoruz:
Bayrağından yönetim erkine, anayasasından tekmili birden tüm kurumlarıyla oluşturulan Kuzey’deki Türk devleti, aslında “sanalmış!”
NİTEKİM şu anda Kıbrıs Cumhuriyetinin tanınmış tek “hükümranı” durumundaki Rum hükümeti Kuzey’deki Türk halkının elindeki pasaportlarını geçersiz saysa, başını evinin kapısından dışarıya uzatacak kadar bile hür ve egemen değildir eğer Anastasiadis’li Rumdan icazet almazsa! Ki hatırlatayım: ***
TÜRK halkı adanın 1878’lerde İngilize devredildiğinden bu yanadır bu adada Rum’un sultası altında yaşadı..
1974’de bu kaderi değiştirdiğimizi sandıktı ama görüyoruz ki Kuzey vatanında ne TC’nin pasaportları geçerlidir ne KKTC’nin..
Bizatihi Kıbrıs Türk halkı bir yandan bağımsız ve egemen Türk devleti için müzakere masalarından müzakere masalarına koşarken öte yandan da tüm adanın tanınmış devleti olan Rum tarafının kendinden esirgediği Kıbrıs pasaportları nedeniyle diyor ki “bunu bize yapamazsın çünkü biz de Kıbrıs Cumhuriyetinin yurttaşlarıyız!..”
***
TABİ Sn. Cumhurbaşkanı Tatar için durum daha farklıdır.. “Zaten ben kullanmıyordum” diyor!
Ya maazallah bir de kullansaydın!
O müzakere masasında Kıbrıs Türk halkının hangi bağımsızlık ve egemenlik hakkından doğan ayrı devlet oluşunu nasıl savunacaktın?
***
KISACA TAKILDIĞIM: (BİZİM İÇİN EKONOMİ, ONLAR İÇİN SİYASİ SORUN!) Kendimi bildim bileli yat kalk Allah “ekonomi de ekonomi” diyoruz..
Şairin dediği gibi “uğruna ya rab ne güneşler batıyor!”
Rumlar için emsali ise “siyasi sorundur!” Sabahtan akşama akşamdan sabaha, yetmediği yerde kiliselerindeki ayinleriyle hatta yortularında bile ucunda “enosis” yazılı siyasi sorunla uğraşırlar… Ve hep kaybederler!.. ***
SON günlerde yine başladık! Rum tarafı siyasetin bam telinde çalarken ansızın aklına Türk tarafındaki ekabirin pasaportlarını iptal etmek geldi!
Ve etmekle kalmadı dünya aleme de ilan etti ki şenlikli olsun!
***
BİZSE ayni sıralarda zaten yılın üç yüz altmış beş gününde dilimizden düşürmediğimizce “aman da ekonomi” diyoruz.
Nitekim geçen gün Başbakan Ersan Saner Ekonomik Kurumların yetkili ve sorumlularıyla bir araya geldi..
Önerilerden biri ilginçti: “Bu ülkede ekonomiyi yüksek öğretimde yüz yüze eğitim kurtarır” cinsinden olanı!
Karpuzun domatesin patatesin üretiminden, geldik “yüz yüze eğitimle kurtarılacak ekonomiye!
Oysa gerçek şu: Temel kırmızı ışıkta geçerken polise yakalanır. Polis, “ruhsatınız evraklarınız” der Temel cevap verir: “Verdunuz da mı isteysunuz!” Yani ermediyse mabut neylesin Mahmut…
































