Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“BAŞIMIZ” ÇOK FENA SIZLIYOR!

Baş ağrısı gibisi yoktur. Bedeninizi temelinden sarsar! Her şeyden önce  keyfinizin içine eder..

“Bazen de  ardından gelecek daha beter bir arızanın haberini” verir!

Sızılar  sürüp giderken başınızda, haplara sarılsanız da ne yitirdiğiniz keyfiniz gelir yerine ne içinize düşen “şüphe” kurdundan kurtulursunuz..

Kısaca “baş” ağrıdı mı kuyruk sokumunuzun bittiği yere kadar tüm olumsuzlukların  sızısını duyarsınız.

***

VE DEVLETİN “BAŞI” ÇOK SIZILI!  Gemi çoktan karaya vurdu! Ne Ankara’dan takviyeler ne Merkez Bankasından borçlanmalar… Tekerleğin dönmesini sağlayamıyor!

Bu “baş” ağrısına karşılık büyük ortak UBP 24 Ekimde Kurultay’a hazırlanıyor.. Ardından artık Kıbrıs Türk halkının varoluş sürecinin gereksinmelerinden biri olan “erken seçim” var!

Daha şimdiden Kurultay aşmasında “ben önce partinin sonra (her halde) devletin  “başı” olamaya hazırım” diyen mevcudu ile birlikte dört aday var..

***

HEP VARDILAR! Hep iddialıydılar! Hepsi de kabiliyetli cibilliyetli politikacılardı.. Birbirlerine görev teslimi yaparak ve münavebe usulüyle, bugünlere kadar geldiler..   Sorarsanız ellerinden geleni de yaptılar!                                                                                                    ***

FAKAT  47 yıldır öyle geldi böyle gider bu düzende,  KKTC’nin makûs talihini değiştiremediler..

Hatta “KIB-TEK”in ötesi kurumların “talihini” de değiştiremediler!

Dolayısıyla 47 yıllık devletin talihi de değişmedi!                                                                                               ***

Kİ NE DEDİYDİ Sn. Tatar Bir süre önce bir konuşmasında? “1974 öncesinde nesne bile değildik!”

NE demek istedi anlamadım. Her halde sosyoekonomik ve mali durumumuzu hatırlatıyordu ama “nesne”nin cansız bir varlık “şey” olduğunu düşündükte, Kıbrıs Türk mücadele tarihi yönünden hüzünlendim..

Çünkü “bugünlerin KKTC”sini  o günlerin ruhu hazırladıydı..

DİL sürçmesi deyip geçtimdi ama sonra düşündüm: 1974’ü hazırlayan “ulusal ruha” karşın neden bugün “kurduğumuz devleti” kendimize bile kabul ettiremiyoruz!

Meclisimize,  seçimlerimize, koalisyon hükümetlerimize, “baş” yaptığımız “yönetimlerimize” karşın…

***

VE NEDEN? “Uğruna kurultaylar, genel seçimler gerçekleştirip hükümetler kurup hükümetler yıkarken makamlarında carta çektiğimiz devleti “baş ağrısı” yaptık!               Şöyle ki artık o “baş”ın dayanılmaz sızılarının çığlıklarını  Kıbrıs Türk halkı atmaktadır!

***

KISACA TAKILDIĞIM: (YİNE YOLCUDUR KIBRIS SORUNU!)

Ortada hiç bir gelişme yoktur ama sanki varmış gibi estirilen uzun ve sıcak havalarda yandık!

Birbirlerimizin gözlerinin içine baka baka yalan da söyledik, iftira da eyledik..

“Yerimizde tepine tepine tozu toprağı birbirine katarak  patırdı gürültü  kopartırken, az zamanda çok ve büyük işlere imza attığımızın reklamını yaptık!

Pahalılıktan anamız ağlarken açtığımız Maraş’ta “beribado” yaparak gam kasvet dağıttık!

***                                    VE EYLÜL AYI GELDİ! Kuşların yuvalarına öğrencilerin okullarına döndüğü aydır.. Yavaştan kışlıklar çıkar dolaplardan..       Karıncalar kışlıklarını taşır yuvalarına..

Ve Kıbrıs’la ilgili BM’ler Genel sekreterleri işte bu mevsimle birlikte uyanırlar..

Geçen yıl kaldıkları yerden, devam etmek için yeniden!                                                             NİTEKİM Eylül’de Sn. Tatar’ın  da söylediğince  yine gözüktü New York yolları!      “Ama” diyor resmi müzakere falan yok. Ya ikili ya üçlü görüşme olabilir!..”                                                  ***

BİLİR misiniz 1954’den beridir Kıbrıs sorunu BM’lerin gündemindedir! Ben o yıllarda on dört yaşındaydım…

2020’nin hitamında 2021’in girişiyle Milenyum’u gördük! Asrın biri daha bitti yenisi başladıydı.. 67 yıldır da BM’lerin gündeminden inmeden hâlâ devam etmekte!

NEDİR bütün sorun bilir misiniz. “Hâlâ adayı Rum Yunan ikilisine yediremediler! Yedirdikleri gün BM’ler gündeminden düşecek.. Ne kader ama!