Eğer tüm uyarılara karşın bu ders yılına da benzer sorunlarla başlanmamış olunsaydı olayı “köşeme” taşımayacaktım.
Fakat yıllar yılıdır “yine okullar açılıyor” başlığının altında bitmeyen sorunları okuyor haberlerini işitiyoruz!
Nitekim yeni ders yılına bir aydan az bir süre kala bu kez Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer uyardı:
“Çökme tehlikesi olan onlarca kamu okulu vardır!”
Eklemek gerekirse biz de şöyle diyeceğiz: “Okullar açılacak, öğretmen eksikliği sorunlarından eğitimle ilgili araç gereç yoksunluklarına, kalabalık sınıflara varıncaya kadar eğitim öğrenimle ilgili ne varsa hepsi de gündeme gelirken her yıl olduğu gibi feryat ve şikâyetler yine ayyuka çıkacak!”
***
ASLINDA söz konusu olan sadece “eğitim öğrenim kurumlarının” sorunları değildir.. Öteki tüm kurumların da yıl on iki ay sürüp giden sorunları vardır..
Tutun ki bizatihi KKTC’nin kendisi sorunludur! Hem siyasi hem de sosyoekonomik yönden..
Ve 47 yıldır da “öyle geldiler, bizi de beraberlerinde götürürlerken böyle gidiyorlar!” Değişen tek şey vardır ama: “Zırt pırt gidip gelen koalisyon hükümetleri.”
***
NE var ki “okullar açılıyor” derken sözünü edeceğim sadece bunlar değillerdi..
Bunlara bağlı olarak bu kez de yanına pandemiyi alacak yepyeni fakat çok önemli bir sorunla karşı karşıya olduğumuzdur..
Ki hemen sorulasıdır: Eylül’de 22 bini aşkın öğrencinin ders başı yapacağı gerçeklerde “pandemi” sorunu hangi tedbirlerle “felaket” olmaktan kurtarılacaktır? Şöyle ki:
***
AŞILARINI olanların bile öldürücü olmasa da virüs kaptıkları, dolayısıyla ayni zamanda bulaştırdıkları gerçeklerde öğrencileri nasıl ve hangi tedbirlerle koruyacaksınız?
HER ders yılında okullarda her yönden eksikliklerle aksaklıklar söz konusu olurken, önümüzdeki ders yılında büyük olasılıkla sınıflarda “tek tek ve mesafeli oturtulacak öğrencilere” yetecek oranda masa sandalye tedarikine gidildi mi?
DOLAYISIYLA yeni dersliklere çok daha fazla ihtiyacın artacağı gerçeğinde harekete geçildi mi?
YOKSA her ders yılı arifesinde olduğu gibi siz Sn. yetkili ve sorumsuz kişiler yine uyuyor musunuz?
***
BİLİYORUM: Şu yukarıdaki “uyarılar” insafsız ve acımasızdırlar.. Üstelik suçlayıcıdırlar da.. Bir “köşeci” olarak kendimi geçtim..
Çünkü şuna da inanıyorum: Okulların açılmasına an kala daha şimdiden yüreği kütür kütür atan yetkili ve sorumlu insanlarımız mutlaka vardır ve “yapılması gerekenleri düşündükçe soğuk terler boşaltmaktadırlar! Onları tabi ki tenzih ederim.. Yine de: ***
LÜTFEN hak verin: Son yıllarda hangi yeni ders yılına sorunsuz başlandı? Hangi ders yılı başında okullardaki yokluk ve eksikliklerden dolaylı sendikalar isyan etmedi ki?
Bu yıl pandeminin yarattığı olumsuzluklardan dolayı bin beteri beklenmiyor mu?
Dolayısıyla “uyarmayıp” da ne halt edeceğiz!.. *********
VE GELELİM KKTC’ye! 47 yıl sonra Sn. Cumhurbaşkanı Tatar’ın öncülüğünde Ersin Saner Koalisyon hükümeti orduları 2. kez düzenledikleri “Barış Harekâtıyla” 1974’de “kurtarılmış olan bölgelere” bu kez de kapalı olan Maraş’taki bir mahalleyi fethederek katıverdiler ki yakında KKTC sınırlarının değişmesi nedeniyle haritası da değişecek..
İşittiğime göre “ulusal günlerimize” ulanacak olan bu fütuhat gününün ilk kutlamaları gelecek yıl başlamış olacak!
***
NE VAR Kİ ortada ufak bir siyasi pürüz var. 47 yıldır KKTC’i tanıtamadığınızdan dolayısıyla ne BM’ler ne AB ne de ABD falan da tanımadığından; bu yeni fütuhatı da kimse kabul etmedi ki hâlâ protesto ediyorlar!
Bizse “tanınmamış olmamıza nanik çekerek” büyük bir dünyasal siyaset gösterisinde söz konusu Maraş’taki mahallenin Rum sahiplerine evlerine dönme çağrısı yapıyoruz: “Gelinnn! Malınız mülkünüz sizi bekliyorrr!” ***
HAYRET ama bu alicenap çağrıya bile karşı çıkan anadan doğma aksi büksü huylu Anastasiadis “sakın ha diyor. Hepsi bitti şimdi de Türk idaresini mi tanıyacaksınız!”
***
YANİ işler o kadar da gıcır değil! Hatta siyasi soruna şimdi Maraş’taki bu mahalleyi eklemekle 47 yıldır çözüm olsun diye beklerken, şimdi bir 47 yıl da Maraş’taki mahallenin sorunu çözülsün diye bekleyeceğiz.. Etti mi sürüp gidecek olan 94 yıllık çözümsüzlük!
Torunlarımızın torunlarının gözü aydın olsun! ***
NE VAR Kİ Allah kerimdir! Kıbrıs Türk davasına Kimle başladıktı hatırlayın. Rahmetlik liderimiz Dr. Fazıl Küçük’le.. Rahmetlik Denktaş, Osman Örek’le devam ettikti.. Arada onlarca liderlerimiz geldi geçti. “Kıbrıs davası” diye diye dudakları kurudu ama ölürlerken hep gözleri arkada kaldı!
***
ERDOĞAN diyor ki “İki egemen devlete dayalı çözümden başka çözüm tanımayız…”
Amenna! Benim gibi “devletçilere” yerlerde takla attırır da artık siyasi sorun allem kalem duruma geldi! Çünkü 47 yıl sonra yanına Doğu Akdeniz’i de aldı. Ege adalarını da aldı.. Münhasır ekonomik bölgeleri, kıta sahanlıklarını da aldı.. ***
YANİ tek başına çözüme götürülemeyen Kıbrıs siyasi sorununa şimdi Akdeniz’de kaç ülke varsa onların çıkarlarıyla sorunları da ulandı.. ***
NİTEKİM Dün ne dedi Erdoğan: “Gelecek Yıl tüm bu sorunlar için uluslararası bir konferans düzenlemeyi hedefliyoruz…”
“Uluslararası konferans” demek Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, adalarda, münhasır ekonomik bölgeleri olan tüm ülkelerin katılımı yanı sıra Amerika’nın, Rusya’nın da katılacağı güçlerin bölgedeki çıkarlarının tartışılması, paylaşılması, yeniden bozulup yeniden düzenlenmesi… Demek olacaktır ki pööö! Biz komşumuz Rumla bile halledemedik, oncasıyla hangi sorun çözülür ki.
Yine de inşallah ile maşallah, kısmet diyelim!
































