Sn. Erdoğan tam da Kurban Bayramının birinci ve Kıbrıs Barış Harekâtının yıldönümünde Türk halkını “günün” özelliklerine uygunluğunca “bayram çocukları” gibi sevindirmek mi istedi?
Neden olmasın! Bizzat kendilerini günlerdir her vesile ile “büyük sürprizden” söz ediyorlar.
Üstelik bu sürprizden söz ederlerken kendilerine özgü çocuksu muzipliğiyle gülüyor, gülerken gözleri parlıyor..
***
YARIN Allah’ın izni Sn. Erdoğan’ın kavli ile bu büyük sürprizin ne olduğunu bizzat “Yüce Meclisimizdeki” konuşmasından öğrenmiş olacağız..
Bakalım onca gündür bizi meraktan şaşırtırken üzerinde türlü çeşitli yorumlar yaptığımız bu sürpriz nedir?
DAĞ ıkına sıkına fare mi doğuracak yoksa tahminler doğrultularında mesela Doğu Akdeniz’de bizim adımıza “Enerjiye ulaşıldığı” müjdesini mi verecek..
YOKSA bir süredir aramızda mekik dokuyan Azerbaycan üst düzey parlamenterlerinin de sezinlendirdiklerince “Bakû’nun KKTC’i resmen tanıdığını mı ilan edecek?”
*** NE OLURSA OLSUN: Bilmeliyiz ki böyle bir heyecana böyle bir ilgi ve siyasi propagandaya çok ihtiyacımız vardı..
Çünkü 47 yıldır salyangozlar gibi kendi kabuğumuzun içine kıvrılıp Rum tarafının himmet ve inayetini beklemekten öte varlık olamadıktı!
Kendimize devlet dedikti ama devlet de olamadıktı!
Üstelik Kıbrıs sorunuyla Kuzey’deki Türk halkının ensesinden siyaset yaparak ünlenen.. AB’nin pasaportlarının önüne “altın” kelimesini koyarak astronomik paralarla şuna buna satıp batan maliyesini kurtarmaya çalışan… Anastasiadis gibi bir Rum liderin de sümüğünü çekmek kaderinde zaman öldürdüktü.. *** Kİ BİR DAHA HATIRLATALIM: Ne 1963 Kıbrıs Cumhuriyetini biz yıktıktı..
Ne Annan planına biz hayır dedikti..
Ne Cenevre’de müzakere masasını biz dinamitledikti!
Tüm müzakere ve çözüm önerilerine açık, sadece Kuzey’deki varlığımızın siyasi ve sosyoekonomik güvenliğini sağlamaktan öte arzusu olmayan bir toplum olarak anca gelebildik bugünlere!.. ***
FAKAT İŞTE 47 yıl sonra ilk kez “siyasi tepkimizi” öne çıkarıyoruz.”
Yarın bu nedenle önemlidir, bu nedenle büyüktür.. Ve her halde bu nedenle kutlu bir gün olacaktır..
*** ANCAK YİNE ŞAİBELİ VE GÖLGELİ: CTP ile TDP yapacaklarını yaptılar ve Erdoğan’ın “sürprizlerini de açıklayacağı” Meclisimizdeki konuşmasına şerh koydular!
84 milyonluk Türkiye’nin Cumhurbaşkanının, 50 kişilik Meclisimizi ziyaret edip orada bir konuşma yapmasına bile tahammül edemediler!
***
(NE DİYELİM? Anastasiadis böyle bir istekte bulunsa, “Meclisimize gelip konuşacağım” demiş olsaydı.. O Meclis kapısını bugün Sn. Erdoğan’ın yüzüne yüzsüzce kapatmak isteyen bu siyasi parti kodamanları..
Bu kez tam aksine ayni Meclis kapısını sonuna kadar açarak ve kuyruk sokumlarının bittiği yere kadar titreyerek eğilirlerken referanslar yapıp, avuçlarını patlatırcasına alkışlarını da esirgemeyeceklerdi!.) ***
VE ÇOK MERAK EDİYORUM:“Bu siyasi parti mensubu vekiller parti üyeleri bir gün mutlaka bağımsızlık ve egemenliğine kavuşacak olan Kıbrıs Türk halkı saflarında hangi yüzle hangi vicdanla siyaset yapmaya devam edecekler?”
…DOĞRUSU bu siyasi partiler çok ayıp ettiler. Sonuçta Meclisi ziyaret edecek olan Tosuncuk Aydın değildir! 84 milyon TC’nin Cumhurbaşkanı ve garantörümüz Sn. Erdoğan’dır..) ***
VE MAĞUSADAN HABERİM VAR: (KIPIRDANMALAR BAŞLADI..) Malum 2022 de “yerel seçimler” var.. “Düşmanımın bile belediye başkanı olmasını istemezdim” dediğime nazire o makam için de kıyasıya bir rekabet var.. YOK, seçilip kentleri, belediye bölgelerini mamur bayındır hale getirmek için değil; çok kısaca “makam sahibi,” “baş” olmanın keyfine varmak için!
Yoksa kim ister beş yıl süreyle borç batağında çırpınırken, gerçekleştirilemeyen hizmetlerden dolayı seçmenlerin gün yirmi dört saat hayırdualarını almayı!
***
MAĞUSA’da İLK ADAYI ÖĞRENDİM: Tabi Henüz aday adayı.. CTP’den.. İyi, başarılı ve sevdiğim arkadaşlarımdan birisi..
Ki yukarıda CTP’ye yönelik yargılı taraflı yazıma karşın, ben Belediye Başkanlarının “şu veya bu partiden olmalarına” değil; mesela Mağusa’ya gerçekten hizmet edebilecek kabiliyette olup olamayacakları prespektifinden bakarım..
Ki şu anda da haklarını hakçasasına teslim ettiklerimce bunların arasında UBP’li Mustafa Adaoğlu da vardı, Oktay Kayalp da.. Rahmetlik Bora Atun da tabi
Bu belediye Başkanlarımızla görevleri süresince ilişkilerimi hiç koparmadımdı.. ***
SADEDE GELEYİM. Henüz CTP’nin yetkili organları tarafından aday adaylığı onaylanmadığından adını veremiyorum. Fakat çok yakından tanıdığım bir arkadaş. Şöyle diyorum: “Eğer aday yada Belediye başkanı olursa Mağusa kazanır!”
***
ÖTESİNE GELİNCE: Belediyelerin kent ve beldeleri için hükümet kadar önemli işlev sahibi olduklarına inanırım.
Tutun ki kentlerimizde kasabalarımızda, görev yükümlülüklerinin başarıları oranında huzurlu ve güvenliyiz..”
Tutun ki kentlerdeki günlük hayatımız yolundan trafiğine, temizliğinden tertibine, suyundan imar iskânına… Kadar Belediyelerin yetki ve sorumluluğundadır..
Öyle de oldu muydu “belediyelerin müthiş bir organizasyona, saat gibi çalışacak kadrolara ihtiyacı vardır. ***
NE VAR Kİ: Artık belediye başkanları içinden çıktıkları siyasi partilerin emirleri ile hareket eden güdümlü “acenteleri” haline geldiler.
Parti direktifleriyle “iş bulma dairesi” esamesine düşürüldüler.. Bölgelerine hizmet götüremeyecek kadar da istihdamlarla şişirilerek sonunda iflas etiler!
*** MESELA başarılı işlere imzasını atmış, Mağusa’ya yadsınamayacak önemde yatırımlar gerçekleştirmiş belediye başkanı İsmail Arter’i, belediyeyi “istihdamlarla” şişirip parmağını bile oynatamayacak borcun içine sokanın bizatihi kendisi olduğuna inanmıyorum. ***
KISACA siyasi partiler yıllardır kendilerine ait “belediyeleri” oyları uğruna çiftlikleri gibi fakat partilerinden çıkmış belediye başkanlarını tepe tepe kullanarak yediler bitirdiler.. Ben hep bu “pis” süreci eleştirdimdi.
*** BU NEDENLE: Adını ve mesleğini kendisinden izin almadığım için ve henüz aday adayı olduğundan veremediğim CTP’li dostum “kararını” bana söylediğinde, ilk tepkim, “desene bir arkadaş daha kaybediyoruz” oldu! Yine de hayırlısı olsun diyorum..
































