Hapisteki fen bilgisi öğretmenini Devlet Tiyatroları Müdürlüğü’ne atama “becerisi” gösteren hükümet ikinci bir “beceriye” de imza attı ve işleri tıkırında giden DAÜ’de tartışmalı vekaleten rektörlük dönemi başlattı.
Koskoca bir kent “yanlış yapıyorsunuz” diye ayağa kalkmasına, senato sert bir şekilde uyarmasına ve onca eleştiriye rağmen hükümet edenler yaptıklarında ısrar ediyorlar.
Orada da garip bir durum vardır.
Israrlıdırlar ama ne yaptıklarını veya yapacaklarını kamuoyu ile de paylaşmıyorlar.
Yani DAÜ’deki amaçları nedir?
Abdullah Öztoprak’ın yönetimini başarısız mı buluyorlar?
Öztoprak başarısızdı ve biz daha iyi bir yönetim yapısı oluşturacağız, DAÜ’yü uçuracağız gibi bir hedefleri mi var?
Bunları kamuoyu ile paylaşmıyorlar.
Aslında Öztoprak’ın rakamlarla başarısız olduğunu da açıklamıyorlar.
İsteseler de açıklayamazlar çünkü rakamlar ortada.
Dolayısı ile geriye siyasi rant kavgaları kalıyor.
Milletvekili adayı olup da kazanamayanları DAÜ’de kadrolayamadıkları için rektörü görevden aldılar.
Nasıl olsa devletin makamları siyasi rant yerledir ya.
Devlet tiyatrolarına yapılan atama bunun son derece bariz örneğidir.
Aynısı dün itibarıyla DAÜ’de de gerçekleşti.
Böylece bilim ve sanat katledilmiş oldu.
***
Hem devlet tiyatrolarına yapılan atama hem de DAÜ’de görevden rektör alma operasyonu bir şeyi daha net bir şekilde açığa çıkardı.
Siyasetin yarattığı bu statükonun bekçileri bazı sendikalardır.
Ve hatta tetikçileri.
İkisi birbirine karşıtmış gibi görünüyor ve her Allah’ın günü kavga eder bir görüntü çiziyorlar ama çıkarlar kesiştiğinde, kapalı kapılar arkasında her türlü tezgahı kurmaktan da geri durmuyorlar.
Herkesin dikkatini çekti ki devlet tiyatrolarına yapılan atamayı çok az sayıdaki sendika eleştirdi.
Önemli bir bölümü sessizliğe büründü.
Lefkoşa’dan Mağusa’ya yürüme kahramanlığı gösteren DAÜ’deki sendikalar ise politikacıların odalarında düzenlenen operasyonun bir parçası oldular.
DAÜ’de yapılan rektörlük seçiminde rektöre karşı açıktan tutum alıp oy vermeyin çağrısında bulundular ama bu çağrıya üyeleri bile uymadı.
Sendika yönetimlerinin istediklerinin tam tersini yaptılar.
DAÜ’de çalışanların iradesi karşısında yenilenler politikacılarla bir olup kendi statükolarını geri getirmek için kapalı kapılar ardında tezgahlar kurdular.
Üstelik üniversitenin böylesi bir dönemde böylesi bir kaosu kaldıramayacağını bile bile bunu yaptılar.
***
Kıbrıs’ın kuzeyinde oluşturulan statüko çeşitli hal ve biçimlerle hayatını idame ettiriyor.
Akla hayale sığmayan ittifaklarla her defasında galip geliyor.
Ama Kıbrıs Türkü kaybediyor.
Hem de gelecekten umudu keserek.
Bu statüko bu ülkenin sadece bugününü değil geleceğini de yağmaladı.
Pervasızca…
































