Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MADEM Kİ RAHATLARINI BOZAMIYORUZ…

Meclis tatile girdi. Şimdi hükümet 4 ay rahat.

Komitelerden geçmiş bekleyen yasa tasarılarını bile Genel Kurul’a getirmeden bitirdiler. Onca çalışma heba oldu gitti.

En önemlisi, ayak oyunlarıyla kurdukları anti demokratik, hukuk dışı komiteden, zorlanarak geçirdikleri erken seçim tarihini bile onaylatamadılar…

Var akıllarında bir şey, boşuna değil.

Olay zaten mahkemede, Meclis’te yasallaşmış olsa, Mahkeme davaya bakacak, acaba onun için mi geciktirmeye devam etmekteler?

Yoksa daha ileri bir tarihe atmayı mı düşünürler? Hani Nisan da olmasın, mesela Haziran’daki yerel seçimle birleşsin falan.

Ya da ‘kurultay hengamesi geçsin de ona göre belirleyelim’ derdinde midir mesela Ersan Saner?

Olmayacak iş değil, neler yapmadılar ki, bunu da yaparlar…

Bilmem izleyebildiniz mi son gün konuşulanları.

Her sorulan soruya demagojik cevaplar hazır.

“Seçim tarihini niye getirmedin diyorlar, “Arıklı Ocak dedi, Denktaş Şubat dedi, siz onu bile kabul etmediniz” gibi bir cevap. Sanki gündeme gelmiş de reddedilmiş gibi. Ya da reddedildiyse, reddeden kendi değilmiş gibi.

Yeni yol açılışı olacak, soruluyor, “Senin Bakanlığın var, Karayolları Dairen var, neden onlar açıklamıyor da Elçilik’ten geliyor açıklama” diye. Başbakan, “Ben defalarca açıkladım” diye absürd bir cevap veriyor…

“Değiştirmedik bürokrat bırakmadınız, kaç kişiyi istihdam ettiniz” diye soruyorlar; cevap vermeye tenezzül etmiyor Başbakan. Sadece atadıklarının listesini çıkartıp dağıtacağını söylüyor. Anlıyoruz ki, sadece UBP’nin atadıklarını açıklayacakmış. Kabinenin başı değilmiş gibi. Ya yüzlerce sözleşmeli, geçici alımları, kurumlara yığılan partililer?. Zaten sıfırı tüketmiş olan Maliye’nin gider kalemini ikiyle çarpan partizanlıklar, onları ağzına bile almıyor…

Hükümetin bir Bakan’ı istifa ediyor, yapılması gereken resmi prosedür izlenmiyor.

Bir Başbakan düşünün ki ne Meclis’i, ne halkı, ne muhalefeti ciddiye alıyor. Bak, sterlin 12,5 olmuş, hiç duydunuz mu ağzından bir tedbir, bir endişe, bir plan? Altta kalanın boynu kopsun…

Hep diyorum ya, böyle rezil bir yönetimi en rahat şekilde içine sindirecek adamı iyi bulmuşlar. Saner’den başkası bu kadar demagoji yapamazdı, bu kadar rahat olamazdı. Yapılanları nasıl içselleştirmiş ki, asla yüzü kızarmıyor, bir de üstüne savunabiliyor…

Ülke yangın yeri, vatandaş borç içinde, yokluk içinde can çekişiyor, adamlar bunun üstünde çaça yapıyor. Öylesine rahat, öylesine pervasız…

İhalesi bile burada yapılmayan köy yollarıyla övünüyor; hala zarara sokulan, hala yolsuzlukları devam eden Kıb-Tek’e neşter vurmuyor; hala halkın sırtına borç üstüne borç yıkıyor; aşı bolluğuna uğranmış, aşı yapamıyor, aşı… Kurumlar borç batağında, yanlış kararlar, yanlı istihdamlar kırla, yangına körükle gidiyor, olanı da bitirmeye kararlı…

Sıla Usar’ın “bilerek yapıyorlar” sözüne inanmayacaksın da ne yapacaksın?

 

YERİN KULAĞI VAR

NERDE ONDA O YÜREK:

Ulusalcıların yazarı, Tatar’ın eski dostu Erol Mütercimler, “Türkiye’nin müdahalesi olduğu çok konuşuluyor. Buradan Sayın Tatar’a çağrı yapıyorum; ki ben de kendisini desteklemiştim, en kısa sürede seçimleri iptal edin ve yeniden seçime gidin” çağrısı yapıyor. Yani, ‘çık bir daha seçil, ağızlarını kapat’ gibilerinden. Ben de diyorum ki, gidemez, nasıl kazandığını kendisi çok iyi biliyor. Bu defa ilk ikiye bile kalamayacağını, ona oy verenlerin ertesi günden pişman olduklarını iyi biliyor…

İKTİDARSIZ İKTİDAR:

Seçim tarihini belirlemek için düzmece bir komite kuran ve tüm muhalifleri saf dışı bırakmayı marifet sayan Ersan Saner, kurduğu yasa dışı komitedeki kararı Meclis Genel Kurulu’na getirmeyi bile başaramadı. Tıpkı HP lideri Kudret Özersay’ın dediği gibi, “Zorla çoğunluğu elde ettiğinizde dahi karar aldıramayacak kadar iktidarsızsınız”. Meclisi toplamak için de yasaları geçirmek için de ona buna menfaat dağıtıyor. Madem yeteri kadar rahatsız edilmiyor, o da yolunda devam ediyor, haksız mı?

 

“VAZGEÇİN” DEMEKLE, VAZGEÇMEYECEKLER, BELLİ:

Neye canım sıkılıyor bilir misiniz; “Bu yanlış tutumunuzdan vazgeçin” açıklamalarına. Yahu bu adamlar yaptıklarını bilerek ve isteyerek yapmıyor mu? Sonra ne kadar yanlış ne kadar hukuk dışı dahi olsa çıkıp, rahat rahat savunmuyorlar mı? Hatta daha da yapacakları yok mu? Ölü gözünden yaş beklemenin alemi yok. Boş… Durdurmak lazım, durdurmak.  Onun da yolu, kınamak, talepte bulunmak değil. Neyin gerektiğini de ben yazmayım, herkes biliyor…

 

TORUNLARIMIZ DA ÖDEYEMEZ:

Saner hükümeti Türkiye’den 500 milyon dolar borçlanmış. “Ne var bunda, borçlanabilir” diyeceksiniz. Evet ama bu borçlanma biraz farklı. Borçlanılan paranın kullanımı, bizim kontrolümüzde olmayacak. Konulan şartlar ağır. Ödemenin zamanı, faizi, ödenmediğinde yetkili mahkemenin kim olduğuna kadar her şey belli. Bu para sadece bizim değil, torunlarımızın da geleceğini ipotek altına alacak.

 

GÜNÜ GELDİĞİNDE GÖRECEĞİZ:

UBP kurultayında ikinci tura kalan ancak, bir gecede adaylıktan çektirilen ikili bu kez böyle bir müdahalenin olmayacağını söylüyor. Hem Sucuoğlu hem de Taçoy kurultayı kazanacaklarından emin. Türkiye’nin kendisini istemediği” yönündeki iddiaları yanıtlayan Sucuoğlu, Siz bakmayın böyle konuştuklarına, kurultay arifesinde yine malum yerden telefon gelir ve hiç düşünmeden yine “biz adaylıktan vazgeçtik” derler. Zaten Saner’in de güvendiği gelmesi muhtemel bu telefon…

 

ATA TOPRAKLARINA DÖNECEKMİŞ:

Rum Savunma Bakanı “Bölünmüşlüğe onay vermeyiz, ata topraklarına dönme yönündeki mücadelemize devam edeceğiz” diye saçmalamış. Ne yapacak acaba? Savaş mı ilan edecek? Sen eline geçen her fırsatı elinin tersiyle it, ondan sonra da “ata toprakları” edebiyatı yap. Acaba bu miadı dolmuş, hayali hedefe inanan tek bir Rum kalmış mıdır? Varsa da aklından şüphe ederim…

FOTO GÜNDEM: NE TUHAF BİR GÖRÜNTÜYDÜ:

Sürekli çoğunluğuyla övünen, “halk iradesiyiz” falan diyen hükümet, Meclis’te nisabı sağlayamıyor.  Önde, Genel Kurul’a ricayla sokulduğu anlaşılan Serdar Denktaş, arkasında Başbakan, koltuğuna kadar da peşinden gidiyor, tartışmaları orada da devam ediyor, herkesin gözü önünde. Daha lafını bitirmeden, Meclis Başkanı “nisap tamam” der demez, Serdar Denktaş salonu terk ediyor. Hükümetin iktidarı buraya kadar…