Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ANASTASİADİS’İN ADI 74 CUNTASI İLE BİRLİKTE ANILACAK…

Halüsinasyon mu görüyorlar yoksa gerçek mi, bunu bize bugünlerde açıklayacak birini bulamayız.

İddia, BM Genel Sekreteri’nin, Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusunda yazacağı raporda, Kıbrıs’ın iki yönetimi için “kendi kendini yöneten iki bölge” ifadesini koymak istediği yönünde…

Sözüm ona Lute, bu fikri Anastasiadis’e de açmış, o da öfkelenmiş… Sert bir şekilde reddetmiş…

Sözde bu ifade, Türk tarafını anlaşmama konusunda cesaretlendirirmiş…

Crans Montana’dan sonra da çok yazdık, bu Anastasiadis, tarihe Kıbrıs adasını sonsuza kadar bölen biri olarak geçmeye kararlı…

Garantilerden, askerlere, Türkiye Annan Planı sonrası ilk kez bu kadar esnek davranmış, anlaşmanın olabilmesi için eşiğe gelmişti. Anastasiadis elinin tersiyle itip, masadan kaçmadı mı?

Şimdi şu ifadede ne var? Fiili olarak kendi kendini yöneten iki bölge yok mu zaten?

Sonra bir federasyon nasıl oluşur ki? İki veya daha çok yönetimin birleşmesinden oluşmaz mı? Bunu kabul ettiğinde ne değişecek ki? 50 yıllık başka bir planın mı var ki, bunu kayıp olarak görüyorsun?

Eğer senin niyetin gerçekten uzlaşma olsa, uzlaşma olmadığında başına gelecekleri görebiliyor olsan, artık bu bahanelerin arkasına saklanmazsın.

İşte ben, canı gönülden anlaşma isteyen bir Kıbrıslı Türk olarak söylüyorum, bu artık son şanstır. Hatta uzatmaların da sonu. Ya uzlaşırsın ya da bu iş biter. Ben bunu görüyorum da o görmüyor mu?

Türk tarafı nasıl Genel Sekreter’in özel temsilci atamasında çark ettiyse, Rum tarafı da anlaşmayı gerçekten istese böyle hiddetlenmez, müzakere kapısını açık bırakırdı.

1974’ün aptal cuntası gibi, bir kez daha adayı yakan adam olacak, galiba istediği budur…

 

SANER ÖNÜNDEKİ SINAVLARA HAZIRLANIR…

UBP tabanı, Arıklı’nın iç işlerine müdahale yapması karşısında Ersan Saner gibi mi hissetmiştir?

Hani Taçoy dedi ya “en ağır cevabı vermelidir” diye.

Eminim ki taban da bunu bekledi.

Ama sonuç ortada yapmadı, yapamadı.

Bu mudur verilecek cevap…

Tabii ki değil ama veremiyor, Arıklı’yla birlikte kendinin de koltuğundan gideceğini biliyor.

Susacakmış, zamanı gelince konuşacakmış… Başka bir partinin başkanı, parti başkanlığı konusunda tehdit ediyor, bunun karşısında en başta duracak kişinin cevaplarına bakın. “Hoop arkadaş, hükümet ortağı olman sana bu hakkı vermez” diyemedi.

Saner, UBP’nin düştüğü durumu dahi umursamadığını gösterdi…

Partisinin onurunu bile koruyamadı.

Taçoy ekibini kurmuş, bu defa daha hırsla hazırlanıyormuş. Üyeleri bir bir aramaya başlamış bile.

Sucuoğlu desen, ha keza. “Bu defa çekilmek yok” diyor.

Şunun şurasında kalmış 4-5 ay. Adam sizin dertlerinizle mi uğraşacak, onun önünde iki büyük sınav var. Şimdi onlara hazırlanıyor…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

BU MASRAFA DEĞER MİYDİ:

Ersin Tatar, Cenevre’de verdikleri 6 maddelik öneriyi yeniden BM Genel Sekreteri Guterres’e verdiklerini ifade ederek, Genel Sekreter’e bir kez daha Kıbrıs Türk tarafının pozisyonu anlatma şansı bulduklarını söyledi. İyi de aynı şeyleri söylemek ve önerileri vermek için kalkıp da bir orduyla Brüksel’e gitmenin ne alemi vardı? Zaten çözüm öneriniz bugüne kadar Türkiye hariç, dünyada kabul da görmedi. O kadar masrafa ne gerek vardı…

 

NEREYE HARCANACAK?:

Şu 500 milyonluk borçlanma anlaşmanın, bir uluslararası anlaşma olduğu ve Meclis’ten geçmek zorunda olması önemli. Ama en karanlık tarafı, nereye harcanacağı konusu. Ülke ciddi bir borcun altına sokuluyor ama nereye harcanacağı belli değil. Önümüzde bir seçim olduğunu da düşününce midem bulanıyor…

 

SIRA MARAŞ’A GELDİ:

Erhan Arıklı, Maraş’taki kamu mallarının hızla halkın kullanımına açılması gerektiğini belirterek, Maraş’ın Vakıf arazisi olduğu gerçeğini kanıtlamak için bunu yapmamız gerektiğini söylemiş. Dağıtacak mal kalmadı, önümüz seçim, oy için birilerine bir şeyler vermek lazım. Hazır Maraş orada dururken bundan iyisini mi bulacaklar…

 

MERAK ETSEN, ÖĞRENEMEZSİN:

Her gün bir genç insanın hayatını kaybettiği haberi geliyor. Doktorlar da genç ölümlerinin arttığı uyarısı yapıyor. Merak ederim, dünyada nedir, bizde neydi falan… Nüfus sayımı bile olmayan bir ülkede böyle bir merakı gidermenin de imkanı yok. Nereye bakacaksın, hiçbir konuda envanter yok. Sonra da “devletimiz” dediklerinde merteklerden tozlar dökülür. Bundan 30-40 sene evvel tutulan kayıtlar bile şimdi yok…

 

AMAN DİKKAT:

Son günlerde hem kuzey hem de güneyde vaka sayılarındaki artış alarm veriyor. Her iki tarafta da yazın da gelmesiyle önlemlerde yaşanan gevşeklik salgının yeniden hortlamasına neden oldu. Kalabalık toplantılar, maske ve mesafe konusunda yaşanan rahatlık, hepimize uyarı olmalı. Unutmayın ki salgın hala bitmedi ve can almaya devam ediyor…

 

DELTA VARYANTI TÜRKİYE’DE:

Delta varyantının sadece bulaşmayı hızlandırdığı söyleniyordu. Şimdi ölüm oranının da arttığı haber veriliyor. Rusya’da bu varyanttan ölümler ciddi şekilde artmış. Açılan ülkeler yeniden kapanıyor. Son haber, Türkiye’de de görüldüğü şeklinde. Ünal Üstel “yeniden kapanmaya seyirci kalamayız” diyor da ne gibi ek tedbirler aldıklarını söylemiyor. Marifet, kapanmamak değil, açık tutabilmek. Hangi denetimi sıklaştırıyorlar mesela?