Ersan Saner koalisyon hükümeti kendisiyle birlikte KKTC’i de kaotik bir ortama sürükledi.
Şöyle ki önce “basiretli” oluş iddiasına tutun ki “biz en iyisiyiz” saplantısını ekledi! Ve en “namüsait” şartlarda bir yandan zam üstüne zam basarken öte yandan palyatif tedbirlerle zevahiri kurtarmaya çalıştı!
Dahası “inadı” inancı yaptı!”
Oysa “inat” üzerine memleket yönetilemez! Kaldı ki sözünü ettiğimiz sorunlar yıllardır gelip giden koalisyon hükümetlerinin öyle bir iki tedbir yada TC’nin parasal katkılarıyla çözülecek gibi değiller.
Şöyle ki artık hiçbir siyasi parti iktidarının bu memleketin kronikleşmiş sorunlarını çözmesi mümkün değil! Nitekim hiçbir sorun çözümlenemiyor sadece üstü örtülerek gözlerden uzaklaştırılırken, zihinlerden de silinip unutulması umuduna yatırılıyor..
Fakat başarılamıyor. Nitekim toplumun irili ufaklı sendika ve sivil toplum örgütleri handeyse isyanı oynayacaklar!
***
PEKİ ÇARE? Tabiatım değil ama yeri geldiği için yazayım: “Bizim” gibi dediğimce “köşeciler” ne bir siyasi parti militanı gibi yaklaşırız olaylara ne de “iktidar muhalefet” gözlükleriyle yorumlarız olayları!
Dolayısıyla hükümetin “pandemi” gibi bir felâketi tek başına büyük bir ciddiyet ve akıl mantığı da gerektiren dirayetle kontrol altında tutarken, bir yandan da ülkeyi yönetmeye çalışmasının ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum.
Bu nedenle “vur abalıya gitsin” demiyorum. Tüm eleştirilerimize karşın mesela Saner koalisyon hükümetinin pandemiyi çok iyi yönettiği gerçeğini kabul edenlerdenim.. ***
ANCAK şunu da biliyorum: Dünyada en kolay yönetim “yasaklara, kısıtlamalara, emir kumandalara dayanan yönetimlerdir.
Böylesi olağanüstü durumlarda yasa gücünde kararnamelerle insanları zapturapt altına almak çok kolaydır.
Nitekim bir yıl süresince KKTC o yasaklarla yönetildi.
Ki “pandemi” olmasaydı bugün hükümete yönelik başkaldırılar aylar önce başlar, kimbilir belki de çoktan bir yeni erken seçim daha yapılmış olurdu! ***
BUGÜN Hükümetin içine düştüğü kaos “olağan düzene” geçilmesinden dolayıdır..
Mesela bir iki ay önce Kıb-Tek borcu ödenmediği için tek bir evin bile elektriğini kasme kararı alamazdı..
Ne de çiftçi hayvancı yollara dökülürdü!
Hatta abartılmış da olsa insanlar “açız” diye bağırmazlardı!.. YANİ artık memleketin büyük sorunu “pandemi” değildir. Pandemi sonrası derlenip toparlanmadır.. ***
HÜKÜMET OLAĞANLIĞA GEÇEMEDİ! Geçtiğimiz gün bir bakanın da istifa ettiği koalisyon hükümeti olağanüstü süreçten olağanlığa geçemedi! Aksine bir yıldır dokunulmamış dolayısıyla beterince katmerlenmiş sorunların altında kaldı!
Ki “erken seçim” kararı almış olmasına karşın sular durulmuyor.
Hatta koordinatörümüz Oktay Vural’ın Saner hükümetine açıktan destekleri de havayı yumuşatamıyor
***
DEVLET YÖNETMEK: Dünyanın en zor zanaatıdır! Hele KKTC’i yönetmek!
Bir araba düşünün benzini bitmiş, lastiğinin biri patlamış, balataları gevşemiş, içi dışı dökülmekte…
Ne var ki bir yerlere çekmek gerek. Götürmek için arkadan itiyorlar ama araba öylesine hasarlı ki yerinden kıpırdamıyor!
İşte KKTC! Ki sadece hükümet değil Ankara da itmeye çalışıyor ama bu hantal ve çoktan kondeme çıkması gereken “hurda” bir santim bile ileri gitmiyor!
YANİ bu “memleket” artık öyle geldi böyle gitmeyecek son durağa geldi..
Değişime, restorasyona, yenilenmeye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla yeni “siyasi kadrolara..”
Bizde yetişmiyor ama “dirayetli politikacılara çok ihtiyacımız vardır!” Ki önlerinde ceketler iliklenirken saygı duyulsun..
Yıllar yılıdır böylesi “özelliklere” sahip politikacılar yetişmiyorlar! Ve ne oluyor? “Sahipsizlik” yaşanan ülkede her kafası kızan ya Meclis basıyor ya Bakanlık!
*** VESSELAMI KELAM: Sadece bir güne sığdırılan şu medya haberlerine bakın. Bir gazetemizin ön sayfasından toparladım, aktarıyorum: “Hayat pahalılığı öfkesi büyüyor!..” “KIB TEK 23 belediyenin elektriğini kesti!” “Esnaf parasızlık ve zamlar karşısında karnını doyuramayacak hale geldi!”
“İş (Değişiklik) Tasarısı ile toplu sözleşmesi, Grev ve referandum (değişiklik) yasa tasarılarına karşı 24 Sendika hükümete muhtıra verdi’”
“Kar-İş toplu taşıma ücretleri güncellenmezse öğrencileri taşımayacağız” dedi! “Koop Sen Binboğa’ya münhal durdurulmazsa greve gideceği uyarısında bulundu…”
***
SADECE bir güne sığdırılan olumsuz tepkilerin medyaya yansımasıydı hemen yukarıda aktardıklarım. Hepsi de hükümete yönelik tepkilerdi! Hepsi de uyarı niteliğindeydi!
İşte şimdilerde Saner hükümeti böylesi toplumsallık içerikli sosyokonomik sorunlarla uğraşıp çareler üretmek zorundadır..
YANİ halkın ve kuruluşların olumsuz tepkileriyle sarmalanıp defteri dürülmeye çalışılan hükümet, 3 Nisan 2022’e kadar iktidarda kalamaz..
Çünkü Siyasi partilerle halk 3 Nisan’a kadar bekleyemez..
Yok “inada murat” deniyorsa “kavgalar çıkar!” Ki başladık!
***
ORHAN YÜCEL’İ RAHMETLE ANIYORUM: Bir süre önce Allah’ın rahmetine kavuştu. Eğitim camiasının duayeni rahmetlik Kemal Yücel’in kardeşiydi ve o da Kemal bey gibi öğretmendi.
Emeklilik yıllarında Mağusa’da yaşadı Mağusalı oldu. Çok iyi konuştuğum hemen her konuda sohbet edebildiğim ender insanlardan biriydi. “Aydın” dediğimiz insanlarımızdan.
Ulusal mücadelemiz dönemlerinde “mücahit komutalanlarındı.” ***
…BEN Kemal Yücel, Orhan Yücel gibi apaydınlık insanları çok sevdim. Çoğunlukla arkadaşlarım, dostlarım hep böylesi insanlar oldu. Şöyle mi deyim? Mesela Orhan Yücel bir Osmanlı efendisi gibiydi. Kimseye yukarıdan bakmaz, kasılmaz, karşısında kim olursa olsun saygı gösterirdi..
Artık böylesi insanları çevremizde göremiyoruz.. Göçüp göçüp gittiler.
Orhan Yücel’e Allah rahmet, ailesine de başsağlığı diliyorum.
































