Merkez Bankası, yılın tamamında yapılması öngörülen iç borçlanmanın, yılın ilk çeyreğinde yapıldığını ilan ediyor.
Bütçe de sadece 3 ayda 229,2 milyon lira açık vermiş.
Ne desen boş… Söylenmedik ne kaldı?
Sadece borçlandılar.
Pandemiyi olağanüstü hal olarak göremediler. Görseler, yapılması gerekenler belliydi. Yapamazlardı. Onun için en basit gelir artırma yöntemlerini bile kullanmadılar.
Aksine hiçbir gelir kaybı olmayana, benim ödediğim KDV’yi bağışladılar. Haksız yere, adaletsiz bir şekilde doğrudan gelir kaybına sebep oldular.
Kişisel servetlerinin vergisi ödemeyenin yakasına yapışmadılar…
Kamunun yükünü partizanca artırarak giderleri yükselttiler.
Halkın cebine el atabildiler. Akaryakıta 2 ayda 3 kere zam yaptılar, en temel tüketim maddesi ekmeğe narh koyamadılar. Altta kalanın boynu kopsun.
Bu tahribattan nasıl kurtulacağız?
Kaç yıl geriye gittik, kaç yıl daha acısını çekeceğiz?
Vatandaşlar daha kaç yıl kayıpları yerine koymaya çalışacak? Bir de onların yardım beklediği devlete bak, onun maliyesi çoktan çökmüş. Hiç bu kadar sahipsiz kalmamıştık. Tarihimizde hiç bu kadar kötü bir hükümet görmemiştik.
Bugün başımızdan gitseler, yine kurtulmayacağız.
Yaptıkları öyle böyle değil, köklü bir yıkımdır, tamiri zor…
Ve işin en kötüsü, Nisan 2022’ye kadar da daha neler yapacaklar kim bilir. Çünkü bütün yaptıkları kötülükler, seçime endekslidir. Hele durun seçim yaklaşsın, tek dikili ağaç bırakmayacaklar…
ÇAĞMAN OLAYI ÜLKENİN FOTOĞRAFIDIR…
Koral Çağman nihayet resmen istifa etmiş…
Etse ne etmese ne demeyin. En temel sorunlarınız, bu siyasi kirlenmeyle alakalı, unutmayın. Koral Çağman olayı, bu ülkede artık ipliği pazara çıkmış bu siyasi anlayışın daha neler yapabileceğini gösteren bir küçük örnektir sadece.
Dayatma bir yasa çıkartıyorlar, ilgili Bakan dayatma yasanın içeriğini kürsüde öğreniyor. İsyan ediyor, reddediyor, “Ben de istemem böyle bir şeyi” diyor.
İstifa etmek istiyor, bir baskı, bir baskı, geri çektirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
E, söz verdiler, bu yasa geçecek, bu haklar geri alınacak…
Ha şimdi bundan sonrası daha beter. Koral Çağman, Genel Kurul’da bu yasaya onay verecek mi? Verirse istifasının bir anlamı kalacak mı?
Haydi vermedi diyelim, ne değişecek? Partisinde kalmaya devam edecek, partisi bu yasaya onay verecek. Bu durumda sorumluluktan sıyrılmış mı olacak?
Resmen Maskaralık!
Bütün bu kötülüklerin karşısında dik duramayan birtakım insanlar. Bu kötü yönetim de yoluna bu tiplerle devam ediyor zaten. Gücünü, her türlü rezalete rağmen başını öne eğip, sessiz kalanlardan alıyor.
Bir de şu var; yerine gelen kiim olursa olsun, İş Yasa Tasarısına olumlu oy vermek zorunda. Böyle bir durumda partidaşı Cağman’ın yüzüne nasıl bakacak, yüzü hiç mi kızarmayacak? Kızarmayacak. Dedim ya, bu gücü bunlardan alıyor hükümet edenler.
YERİN KULAĞI VAR
ŞİMDİ İTTİFAK ZAMANI:
CTP’nin dünkü basın toplantısını dinledik. Sokağa inme kararı ve kullanılan dil, özlenen bir gelişme. Sonunda artık, toleransları kalmadığını gösterdiler. Pandemi sürecinde yıkıcı olmamak adına sürdürülen “soft” muhalefetin sonu gelmiş anlaşılan. Yalnız CTP bu yolu yalnız yürümemeli. Bu yaşananlara isyan eden her örgütle, her partiyle ve halkla birlikte yürümeli. Örgütler arasındaki tüm nüans farkları bir yana bırakılıp, ülkeyi bu zilletten kurtarma ortak hedefi için birlikte mücadele edilmeli. Kitlesel tepkiyi örgütlemenin yolu budur…
EYLEM PLANI:
Tufan Erhürman bir süreden beridir, KKTC için önceliğin planlamada olduğunu söylüyordu. Dün buna açıklık getirdi, planlamadan kastı, kitaplar dolusu maddeler değil, “eylem planı” pratik, uygulanabilir. Anladığım kadarıyla radikal ve kısa vadede gerçekleşmesi öngörülen bir yol haritası. Seçimler öncesinde herkesin de beklediği bu. Somut, vurucu, köklü, bağlayıcı, geri döndürülemez adımlar…
YALANLANMAYA ÇALIŞILAN AA’DIR:
Anadolu Ajansı, merdiven altı bir ajans değil. “3 binden fazla başvuru bekleniyor” ifadesiyle, “3 binden fazla başvuru var” ifadesini birbirine karıştırmaz. Karıştırsa, AA olmaz. Açıklaması düzeltilmeye çalışılan kişi ise, daha birkaç ay önce “Maraş’ın tümü vakıf malıdır” diye bağıran Tatar… Böyle gafların kime mahsus olduğunu anlamak zor değil. Durun daha, ne “U” dönüşler göreceksiniz…
DAVULU DA VERDİK:
Rahmetli Özker Hoca yıllar önce, “davul bizim boynumuzda, tokmak başkasının elinde” derdi. Şimdi o günleri arar olduk. Artık tokmak da davul da başkasının elinde. Tokmağı alalım derken davuldan da olduk. Ve ne yazık ki, hangi makamdan çalarlarsa çalsınlar, oynamaya devam ediyoruz…
YİNE YANLIŞ ÇIKTI:
Erhan Arıklı ne diyorsa, biraz temkinli dinleyeceksiniz. Hemen doğruluğunu kabul etmek yanlış oluyor. Kalktı, DAÜ’yi borçlular listesinde saydı. Meğer borç Mağusa Belediyesi’ninmiş. Halkın ciddiye aldığı yok da kuruma çamur atınca, tepki göstermek zorunlu hale geliyor…
KENDİLERİ ÇALIP OYNADI:
Muhalefet partilerinin yer almadığı komite erken seçim tarihini 3 Nisan 2022 olarak kabul etti. Ancak ilginç olan, kendilerinin oluşturdukları muhalefetsiz komitede bile seçim tarihi konusunda oy birliğini sağlayamadılar. Şimdi gözler Meclis’te yapılacak oylamada. Seçim tarihiyle ilgili sürpriz bir karar çıkar mı derseniz, ben de her şeye hazırlıklı olun derim…
GÜNAYDIN BAY KİPRİANU:
AKEL Genel Sekreteri Kiprianu, Cenevre’den çıkan “hayal kırıcı sonucun da ardından durumun çok tehlikeli şekillenmekte olduğu” görüşünü ortaya koyarak “Kıbrıs’ın taksimi daha önce olmadığı kadar gözle görünürdür. Türkiye’nin iki devlet maharetlerinin etkisiz hale getirecek insiyatifler alınmalı” demiş. Günaydın be gumbaro. Bu kadar yıldır aklınız neredeydi. Hele 2004 referandumunda Annan Planı için “hayır” çağrısı yaparken bu günlerin geleceğini hiç mi düşünmediniz. Şimdi oturup ağlayın, onca fırsatı reddetmenin bedelini bizimle birlikte ödemeye başladınız…
































