Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÇOK İSTERDİM

  Çok isterdim, milli gelirin 25 bin doları aştığı İsveç’te gazetecilik yapmayı.

  Bilir misiniz, İsveç’te yıllık intihar oranı binde 3’tür ve dünya standardının altındadır.
  İsveç’te gazetecilik yapsaydım eğer her üç haftada bir intihar haberi yazmazdım yüreğimi dağlayarak.
KKTC’de binde 15’e varan intihar olaylarının nedenleri ve sonuçları peşinde kahrolmazdım eğer İsveç’te gazetecilik yapsaydım.
  Ve “niye intihar haberlerini yazıyorsunuz” diyenlerin kuşkulu sorularıyla karşı karşıya kalmazdım.
İntihar sosyal bir soruna dönüşmezdi eğer İsveç’te gazetecilik yapsaydım. Gazetelerde sadece 2 sütuna 3 santim yüksekliğinde bir haber olurdu.
     ***

  Çok isterdim Finlandiya’da gazetecilik yapmayı.
  Finlandiya’da işsizlik oranı eksi 0.3’tür.
  Yani Finlandiya’da devlet ve işverenler yana yana işçi aramaktadır her gün sayfa sayfa gazete ilanlarında.
Evine ekmek götürememenin derdinde değildir Finlandiyalılar ve alnına bir silah gibi dayalı değildir ekmeği.
  Bilir misiniz KKTC’de yüzde 20’leri aşan işsizlik vardır ve gençler ya parti kapılarını aşındırmaktadır iş bulmak için ya da göç yollarında tükenmektedirler.
  Onuruyla bu topraklara sahip çıkan Kıbrıs Türk’ü rica ve minnet düzeninde politikacıların peşinde koşturmak zorunda bırakılmıştır çocuğuna üç kuruş paraya iş bulabilmek uğruna.
  Politikacıların oluşturduğu bu rica düzeninde bir iş 10 oya eşit sayılmaktadır ve her seçim zamanı işe girebilmenin onur kırıcı yarışı altında ezilmektedir insanlarımız. Gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanan “istifa” ilanları yoktur Finlandiya’da.
  Çünkü Finlandiya’da işsizlik ve rica düzeni yoktur.
  Eğer Finlandiya’da gazetecilik yapsaydım, işsiz ve aç insanların haberini koymak zorunda kalmayacaktım gazeteye.

                                                               ***

  Çok isterdim Amerika’da gazetecilik yapmayı.
  Sadece 200 yıl önce  milyon kilometre karelik bu genç kıtaya yerleşenler çoktan çözdü iskan ve topraklandırma sorunlarını. Amerika’da eşdeğer puan yoktur, tahsisten hak sahibi de.
  Bakanlık kapılarında ömür tüketenler de yoktur, mezar taşlarına “iskan sorunları nedeniyle bu dünyadan göçtü” ibaresini yazdıranlar da.
  Malına mal diyememenin yok eden girdabında boğulan insanlar yoktur Amerika’da. Ya da lebi derya arsaları ganimet  mantığıyla yağmalayıp köşe dönmeye çalışan rantiyeci gruplar.
  Çok istedim Amerika’da gazetecilik yapmayı ve 3 bin kilometre kare toprağı vatandaşına adil bir şekilde dağıtamayan politikacıların oluşturduğu rant düzeninin  her gün eleştirmemeyi.

                                                                ***

  Çok isterdim Norveç’te gazetecilik yapmayı.
  Bilir misiniz Norveç’te her yıl yüz binlerce çocuk devlet tarafından tatile gönderilmektedir yani çocukların hemen hemen tümü tatil yapmaktadır her yaz.
  Norveç’te gazetecilik yapsaydım eğer Lefkoşa Sarayönü’nde sıcağın asfaltta 50 dereceyi aştığı saatlerde sadece 20 bin Türk Lirası kazanmak için ter döken çocukların hikayesiyle uğraşmak zorunda kalmazdım.
Niye Lefkoşa’nın arka sokaklarında fakirliğin kol gezdiği sorusuyla kahrolmazdım, kumsalda oynayan gürbüz ve mutlu çocuklar girerdi gazetenin birinci sayfasına.

                                                             ***

  Canımızdan çok sevdiğimiz bu ülkede gazetecilik zor meslek aslında.
  Her köşesinde mutsuzluk ve her taşında sorun.
  İnsanların hiç bu kadarını hakketmediği bir düzende gazetecilik zor zanaat.
  İsterdim ki İsveç, Finlandiya, Amerika ve Norveç’i kıskandıracak bir düzen yaratalım yabancıların “cennetten köşe” dedikleri bu güzel adada.
  İntihar, işsizlik, fakirlik ve göç  haberleriyle uğraşmayan ve habersizlikten dolayı işsiz kalan gazeteci olmayı çok isterdim…

6 Ağustos 1998