Resmen inadımıza…
Arkadaşlar uyarıyor, “okudun mu, bu kadarı da olmaz”… Sen her seferinde cevap veriyorsun, “rezillik”…
Ama o rezilliği yapanlar tınmıyor bile. Her gün daha fazla, daha fazla…
Yahu sadece seçim dönemi yaptıkları yandaş istihdamına ayda ödedikleri para 6 milyon lira… Şaka değil, 6 milyon…
Durmuyor. Her gün yeni istihdam haberleri geliyor.
Her Bakanlar Kurulu’nda yeni sözleşmeler, olmayan mevkiler. Her bakanlığa birer koordinatör. En yüksek baremden.
Benim bildiğim, koordinatör, bir tek Başbakan yardımcılığına verilmiş bir mevki. Şimdi bir sürü. Dahası, yasada hiç olmayan en üst baremden danışmanlıklar.
Yüz milyon için kapılarda ağlayan da bunlar, “Bu ay Türkiye’den para gelmezse maaşlar ödenmez” diye milleti cinnete sokan da bunlar… Adaleti çiğneyerek aldıklarını ödemek için, herkesin hakkı olan maaşına el atan da da bunlar.
Bu beytambal para var mı yok mu?
Yoksa, bu istihdamları neye güvenerek yaparsınız?
Varsa, her ay sonu niye ağlarsınız?
Türkiye başka alem. “Üst kademe yöneticilerinin kalitesini yükselt” diye yazdırıyor protokole, adam sokaktan en yüksek bareme danışman alıyor… Nasıl oluyor bu iş?
Seçim gailesi öylesine gözlerini bürümüş ki, bırakın halkın lanetlemesini, “Türkiye ne der, bunları görüp bize parayı iyiden keser mi” diye bile düşünemez haldeler. Zerre kadar korkusuz, cüretkar, devleti bitirmeye kararlı… Yeter ki, seçimi kazanacakları odakları tatmin etsinler…
Üst düzey atamaları mecburen Bakanlar Kurulu kararlarıyla açıklamak zorundalar. Ya diğerleri? Kim bilir neler oluyor. Öyle kendilerinden geçmişler ki, parti yöneticilerini de atamaktan çekinmiyorlar. Ayıp bilmiyorlar, etik tanımıyorlar…. Devlet malı deniz, vatandaş keriz…
Seçim kazanma hırsı, ülkenin içinde bulunduğu fakru zaruret halinin önüne geçmiş…
Memurdan kesip, işçiye verilmesi gereken desteği vermeyip, seçimde kendilerini finanse edecek gruplara para akıtmalar, kamuyu babalarının malı gibi görmeler, kamburun üstüne kambur bindirmeler. İnadına, göstere göstere…
Vatan sevgisi bu mudur?
Milliyetçilik bu mudur?
Yoksa bunlar vatana, millete karşı yapılan kötülük müdür?
Unutmayın bunları. Bu önümüzdeki seçimde önlerini alamazsak, verdikleri zararı gidermek asla mümkün olmayacak.
Bu bedeli ödemeye razı mısınız?
YERİN KULAĞI VAR
BİR YANLIŞLIK VAR:
Bugün Meclis var. Muhalefet eminim şu adaletsiz atamaları, istihdamları gündeme getirecek. Ama bir işe yaramayacak. Olan oluyor. Arkasından ne dersen de. Önemli olan ta başından bu rahatlığı vermemek. Şimdi istediğimiz kadar bağıralım. Geri mi alacaklar? Hiç de… Daha önce de yaptılar, yine yapacaklar. Ortada sizce de bir yanlışlık yok mu? Demek ki ettiğimiz muhalefet, onları kendilerine getirmeye yetmiyor. Zerre kadar korkuları kalmamış… O halde? Başka şeyler yapmak gerekmiyor mu?
BUGÜNÜ SİZ HAZIRLADINIZ:
Daha düne kadar, “kurtuluş UBP’de” deyip iktidara getirmek için yapmadıklarını bırakmayanlar, kapalı kapılar ardında iş çevirenler, bugün UBP’nin yaptıklarından şikayet edip “gitsin” diyor. Ne beklerlerdi ki, en iyi parayı onlar alacaktı, para havuzu kurudu, iki ayrı devletli çözüm yapacaklar, dünya bizi tanıyacaktı, tam tersi dünyadan koptuk. Dün alkış tutanların, bugün şikayet etme hakkı yoktur…
O GÜN NİYE SESİN ÇIKMADI:
Ersin Tatar’ın Ercan Havalimanı’nın adının “Dr. Fazıl Küçük” olarak değiştirileceğini, hatta bu konuda Türkiye’den de gerekli desteği aldığını söylemesinin üzerinden 14 gün geçti. Hoş, sonunda Tatar tüm bu söylediklerini yuttu ama, o günlerde herkes bir şeyler söylerken sesi çıkmayan Saner rüzgara göre pozisyon alıp, şehit edebiyatı yaptı ve “Gündemimizde böyle bir konu yok” deyiverdi. İyi de Tatar bunları söylerken niye çıkıp tepki koymadın, şimdi çıkmış ucuz kahramanlık yapıyorsun…
SUÇ İŞLENİYOR:
Saner, “Komiteleri çalıştırmayan muhalefettir” dedi. Be kardeşim sen ve ortakların, Genel Kurul’a gelmeyip Meclis’i dahi açtırmaktan acizken, neyin tatavası bu? Bütçeyi bile muhalafet onay vermese geçirmeyecekken, çıkıp da yapamadıklarınızı muhalefet yüklemek de neyin nesi. Şimdi kalkmış, muhalefet çoğunluğa geçti diye ağlıyor, sanki anormal bir durummuş gibi. Çoğunluğu sağlamak için de anti demokratik, hukuk dışı yollar arıyor. HP lideri Özersay’ın dediği gibi, “Meclis’te sahip olmadığınız çoğunluğu hukuk dışı yollardan elde etmeye kalkışacağınız için kılıf arıyorsunuz”.
ASLINDA GÜNEYDEN FARKIMIZ YOKTUR:
“Güney’de vakalar azalmıyor” derken ağızları dolanlar, bir de yapılan test sayısına bakarlar mı acaba? Günlük ortalama 80 bin civarında. Yap sen de bir 40 bin test bakalım ne çıkacak. Vaka sayısı 30’lara düştü diye bir mutluluk, bir mutluluk. En fazla yapılan test 9 bin. Güneyde test sonuçlarına göre pozitif vaka sayısı binde 18, bizde binde 47… Al eline kalemi, hesapla. Kandır çocuğu da taksim istesin…
TEMELSİZ İYİMSERLİK:
Turizm Bakanı bir iyimser, bir iyimser. Haziran açılımı için bayram dönemi sınav olmuş, göstergeler olumluymuş. Açılalım, kimse kapanalım demiyor zaten de böyle boş iyimserlik endişe veriyor. Denetim artmıyor, suistimaller devam ediyor, rahatlık en büyük tehlike. Böyle boş iyimserlikler içinde olduklarından, denetimleri sıklaştırma gereği de duymuyorlar. Bizim bütün sorunumuz bundan kaynaklanıyor. Kriz asla rasyonel bir şekilde yönetilmiyor. Tamamen duygusal…
FOTO GÜNDEM: Anılarımızın Mare Monte’si… Devlete ait bir tesis… Yıllar yılı Turizm İşletmelerinin gül gibi işlettiği otel, on yıllardır yok olmaya terkedilmiş. Kim kendi malına, kendi ülkesine böyle bir kötülük yapar? Bu ülkede bunları yapanlar var. İşte kanıtı…

































