“Vatandaşına, işletmelerine sahip çıkan bir devlet yaklaşımı bekliyoruz… 14 Mart 2020’den günümüze değin tüm uyarılara rağmen, ‘ben bilirim’ yaklaşımı neticesinde içerisine sürüklenilen durumdan kaygılıyız… Çözüm arayışlarımız karşısında devletimizin her geçen gün artırarak sergilediği acizlik politikası ise kaygılarımızı artırmaktadır”…
Ekonomik Örgütler Platformu bildirisinde, içinde bulundukları ekonomik krize dair önerilerin sıralarken, siyasete ilişkin tespitlerini de ilk kez bu kadar açık ortaya koymuşlar.
Vatandaşınıza, işletmelerinize sahip çıkmıyorsunuz… Uyarıları dinlemiyorsunuz…. Acizsiniz!…
Bunu biz buralardan aylardır söylüyoruz, vatandaş bizzat acısını çekerek feryat ediyor, kimsenin umurunda değil. Tek bir cevap geliyor, “ucuz politika”… Bu kadar seviyesiz, bu kadar gerçeklerden uzak…
Ama bu defa, ekonomik örgütler söylüyor. Onları da görmezden gelebilecekler mi? Mesela “Ticaret Odası Başkanı ucuz politika yapıyor” diyebilecekler mi? Desin, niye demez?
Örgütlerin dedikleri bir işe yarar mı? Hiç sanmam. Neden derseniz, onlar öyle bir kafadalar ki, kim ne derse desin, uygun adım atacaklarına, tutumlarını gözden geçireceklerine, demagojiyle cevap verip geçiştirileceğine inanmaktalar.
E, haklılar… Biliyorlar ki, insanlar ne kadar kötü durumda olursa olsun, bu ortamda sokağa dökülmezler, eyleme gidemezler. Sosyal medyadan, gazetelerden bağırır, çağırır, susarlar nasıl olmasa…
Bıçak kemiği de geçti aslında. Yok olmak üzereyiz, hep beraber. Böyle bir durumda demeçler, açıklamalarla hükümet edenlere bir şeyler yaptırmayı beklemek, ölü gözünden yaş beklemekten daha düşük bir olasılık.
Yapılacak olanı yapmamakta direniyorlar hala daha. Önceki gün Tufan Erhürman basın toplantısında söyledi, birincisi toplanması gereken verginin yarısı toplanabiliyor….
Ama ikincisi çok daha önemli; bugünlerde gündeme getirilen varlık vergisinin temeli olan bir yasamız bile varmış. Beyan edilmemiş, izah edilmemiş servetin vergilendirilmesi mevzuatımız varmış. Bu kaçağın nasıl vergilendirileceği de belliymiş… Bu çok önemli. “Kaynakları devreye koymak için harekete geçin, destek olalım” da dedi Erhürman… Yanıt aynı, “Ucuz politika”…
Haydi Ersan Saner bu işleri bilmezde, ondan önceki Tatar bu işin kurduydu, işi buydu, o bilmez miydi?
Yapmadı. Bilerek yapmadı. Çünkü arkalarını dayadıkları bir kesimden bahsediyoruz. Ona dokunamaz onlar. Hele de kazancının içinde karanlık noktalar olanlar var ya, onları siyasetçilere en yakın yerde görürsünüz. Sırasında finansördürler, sırasında her türlü imkanlarıyla destekçi de onlardır. Sadece bu ülkede değil, tüm dünyada.
Biz bu işlere kafa yoruyoruz da, acının büyüğünü çeken insanlarımız ne kadar farkındalar? Görüyorum ki, bu kan ayaklılardan hala medet umma noktasındadırlar…
Mesele bu Ekonomik Örgütler Platformu’nun içinde ağırlıklı olarak tüccar kesimi de var ama, aynı zamanda Esnaf Zanaatkarlar Odası da var. Mesela bu Oda, kaynağı belirsiz gelirin peşine düşmek istese, böyle bir kararı bu platformdan geçirebilir mi? Geçiremez…
O zaman mücadelenin nasıl ve kimlerle yapılacağını doğru saptamak lazımdır. Hedef kimdir, ne istenmektedir, kimden istenmektedir, nasıl istenecektir…
Şu anda hükümeti daldığı hayal dünyasından çıkartmak, üstünü örtmeye çalıştıkları iş birliklerini, dokunamadıkları hassas noktalarını deşifre etmek, devleti hak ettiği geliri elde etmeye zorlamak durumundayız.
Biz buradan ne kadar yazsak boş. Sendikalar, muhalefet partileri ve bu işin acısını çekenlerin daha da gecikmeden örgütlenmesinden başka yol yoktur…
YERİN KULAĞI VAR
AKLINIZA BİLE GETİRMEYİN:
Sabah gazetesi malum, içerikli. Geçtiğimiz hafta Türkiye tarafından ortaya konan projeler arasında hiç bahsedilmeyen bir projeyi de yazmış, “Başkanlık Sistemi ya da Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin getirilmesi düşünülüyor” diyor. Anlaşılan iki devlet tezinin söylenmeyen parçası da bu. Defalarca yazdık, “bu halkı bu kadar kötü duruma düşürürken, bunların bir gizli ajandası mı var acaba” diye. Yani dibe vuralım, karşımıza çıkan ilk olasılığa sarılalım falan. Kimin aklındaysa çıkartsın. Hele de böylesine kötü bir devlet yönetimi varken, bunu tek yetkili haline getirecek kadar akılsız değil bu halk, günü geldiğinde gereğini yapacaktır. Siz hangi bölgede hangi baskıyı yaparsanız yapın.
DAHA O KADAR DELİRMEDİK:
“Yanlıştan dön” diyene tek cevabı var Saner’in “ucuz politika”… Nereye kadar götürecek bu “ucuz politikasını” bilmem ama ömrü çok uzun değil. Demagojinin ömrü de sandığa kadar, kendinizi kandırmaya devam edin. Sadece muhalefet partileri değil, tüm sektörler yapmadıklarınızı sıralıyor. İnsanlar çektiğini biliyor, başında kendini düşünen insanlar olmadığını biliyor, gördüğü zulümü biliyor. Sayenizde aklımıza mukayyet olmakta zorluk çekiyoruz da iyiden deli sanmayın bizi.
“UCUZ POLİTİKA”:
Ne diyor Başbakan Saner; “Özel sektörümüze ciddi kredi desteği koyduk, çalışanlara önemli miktarda ödemeler yaptık”. Kendinden başka inanan var mı Saner’in bu sözlerine. Yahu Aralık ayından beridir ha bugün, ha yarın diyerek özel sektör çalışanlarına kaç defa söz verip de ödemedin hatırlıyor musun? “Çalışanın hesabına yatacak” bahanesiyle gününde ödeme yapmadın, sonra söz verdiğin 1500 liraları da çalışanın değil, patronun hesabına yatırdın. O ağzından düşürmediğin ucuz politikayı muhalefet mi, yoksa sen mi yapıyorsun?
ZAROĞLU KENDİNDEN EMİN:
Geçen gün yazmıştık, “YDP’de kurultay kavgası erken başladı” diye. 11 Nisan’da yapılması beklenen kurultayda başkanlık için Arıklı henüz net bir açıklama yapmamış olsa bile rakibinin Zaroğlu olacağı kesin. Bu ikili arasında müthiş bir çekişme yaşanıyor. Hatırlayacaksınız Arıklı, arkasında Zaroğlu’nun olduğu konuşulan iddialara, “hepinizi bitireceğim” diyerek yanıt vermişti. Zaroğlu ise katıldığı bir programda; “YDP’nin Genel Başkanı ben olacağım, net olarak söylüyorum” diyerek Arıklı’ya mesaj gönderdi… Türkiye kökenlilerin bugüne kadar kurdukları partiler hep bu şekilde dağılmıştı, ne tuhaf.
YETİŞMEMİŞ!!!:
Üç beş kişiyle çalışan özel tv’ler basın toplantısını yetiştiriyor, binin üstünde çalışanı olan devlet televizyonu, arada iki saat olmasına rağmen ana muhalefet partisi Başkanı’nın basın toplantısını yetiştiremiyor. Bari dalga geçmeyin. Meryem hanımın en iyi yaptığı iş, hazırcevaplık. Ama bu şekilde konuşarak hem koskoca BRT’yi hem de kendini yerin dibine sokuyor farkında değil…
HADE HAYIRLISI:
Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, bugünden itibaren İstanbul’dan ek seferlerle üniversite öğrencilerinin ülkeye getirileceğini açıkladı. Hedef 17 bin 550 öğrenciyi adaya getirmek. Eğer gelirlerse durma noktasına gelen ekonomi için büyük bir artı olur ama pek sanmıyorum. Birincisi salgın konusunda ülke henüz net değil, ikincisi ise adaya gelecek olan öğrenci ailelerinin durumu. Bu süreçte aileler maddi olarak oldukça sıkıntı yaşıyor. Bizim gibi pahalı bir ülkeye gelmek pek kolay olmayacak. Yine de temennim gelmeleri. İnşallah hükümet bu konuyu da yüzüne gözüne bulaştırmaz…
FOTO GÜNDEM: Tufan Hocam, siz “aman pandemi var” diyerek muhalefetin dozunu düşük tutsanız da, karşınızda demagoji amatörleri var. Anlamaya niyetleri de yok. Yaptığınız her açıklamayı, yavuz hırsız misali demagojiyle gözlerden kaçırmaya çalıştıklarını herkes görüyor. Yani bu sorumlu muhalefet çizgisi bir işe yaramıyor artık. Halkın vurduğu yerden ses getiren bir muhalefete ihtiyacı var. Diğer kesimlerle birlikte örgütlenip halkın sesini yükseltmekten başka bir çare yok.

































