Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NORMAL BİR DEVLET OLSA…

Ersin Tatar’ın dün bulduğu çareyi duydunuz mu? İngilizlerden ve AB’den aşı dilenecekmiş. Bunun üstüne başka bir şey söylemeye gerek yok zaten.  Absürdlüğün daniskası, komedi filmi gibi…

İş adamlarından bazıları aşı için kampanya yapmaktan bahsediyor. Kazanaçlarına göre cüzü miktarda para bağışlayacaklarını övünerek açıklayanlar da var, büyük paralardan bahseden de.

Son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim; normal bir devlette, bu tür kampanyalara gerek yoktur. Çünkü orada iş adamları önce devlete olan yükümlülüklerini bir tamam yaparlar, böylesi stratejik işleri de devlet organize eder…

Sadece, ama sadece 2019’un ödenmeyen yarım milyar liralık kurumsal vergisi bu beyler tarafından ödenmiş olsaydı, hiçbirine gerek kalmazdı.

Devlet göz yumar, alması gerekeni almaz, ondan sonra da böyle dilenci durumuna düşer.

İş adamlarının vergisini ödeyenini, iyi niyetli olanını tenzih etsek de maalesef o yarım milyarlık yüzsüzlük de orada duruyor…

Her neyse, her kafadan bir ses çıkıyor, “Aşıya ulaşabiliriz”… “Aşıya ulaşamayız, devletler bile ulaşamıyor” falan, kabaca tartışmalar.

Ancak Faiz Sucuoğlu’nun söyledikleri ciddi. Çin aşısı, ticari meta haline gelmiş. Bağlantıyı kuran, parayı bastıran alabiliyormuş. Sucuoğlu temasta olan arkadaşları olduğunu söylüyor.

İşte normal bir devlet olsa, çoktan bunu organize ederdi.

Yine de ister kampanya olsun, ister başka kaynak, sonuçta devletin getirtmesi gerekir diye düşünüyorum. Bir de bu iş ticarete dökülürse, vay halimize. Ama tabii bunlara kafa yoran “sorumlular” yok.

Dün rezaletlere bir yenisi eklendi. 300 bin nüfusla, ellerinde var olan testleri yapmayı bile organize edemediler. “Çalışanlar test yaptıracak, mecburi” dediler, millet hücum etti, bu defa da testleri durdurdular, arkasından pcr şartını kaldırdılar. Üstelik ilçeler arası gidiş gelişler bile serbest. Hekimler ‘tek çare daha çok test’ derken, bu yapılan rezillik üstüne rezilliktir.

Sağlık Bakanı pcr testlerini durdurduğunu açıklarken, “kendini koruma görevi vatandaşlara kalmıştır” diye bir itirafta bulunuyor. Arkasından bir demeç daha “Bulaşı kontrol altına alamıyoruz”. Bunun Türkçesi şudur, “Biz bu işi beceremedik, herkes test yapsın dedik ama, test yapma konusunda bile planlamamız yoktu, bize güvenmeyin, başınızın çaresine bakın”…

Bu iflasın itirafıdır. Hem sağlık bitmiştir, hem tüm organlarıyla devlet sistemi.

Yine de her şeye rağmen aşı aşı aşı…

Eğer becerebilirsek, tek kurtuluşumuz budur.

KKTC’de bulaş Bakanlar Kurulu kararıyla artmıştır. Ocak ortasında bir hafta kapatsalardı, hem bulaşın önü alınacaktı, hem de bu biçare insanlar haftalarca kapanmak zorunda kalmayacaklardı.

Ama kime söylüyorsun. Anlamayacaklar.

Dr. Erden Aşardağ’ı da duydunuz değil mi? Hükümetin, danışmanlarınca yanlış yönlendirildiğini söylüyor, hatta isim de vererek, Özlem Gürkut’u ekibe almazsanız iki elimiz yakanızda olacak, hodri meydan diyor. Bir başka hekim, “maskeyi nerenize takarsanız takın artık” demekte. Bunalmışlar. Bu mantıksızlığın, akıl dışı yönetimin en çok çıldırttığı kesim sağlıkçılar. Artık isyan ediyorlar.

Ne yaptığını bilmez, başı kesik tavuk gibi ortada dolaşan etkisiz yetkililerin tek güvendikleri, corona dolayısıyla vatandaşın eylem yapmak için sokağa çıkamayacak olması.

Muhalefet derhal bu işe bir çare bulmalı ve halk ülkeye zarar veren bu hükümeti çekilmeye zorlayacak bir örgütlenme geliştirmelidir.

Geçen her gün, onarılmaz zararlara dönüşüyor. Hep birlikte mahvolmadan, Ersan Saner hükümetine karşı toparlanmak zorundayız.

Bu iş artık sosyal medya mesajlarıyla muhalefet etmekle çözülmeyecek.

Emin olun, hükümetsiz kalsak bundan iyiydi…


YERİN KULAĞI VAR

ÇEKİN GİDİN ARTIK:

Bu ülkenin sizin gibi beceriksizlere bir gün dahi tahammül edecek sabrı kalmamıştır. Yaptığınız her iş, aldığınız her karar yanlış ve ülkeyi daha da dibe batırıyor. Eğer bu ülkeye ve insanlarına biraz saygınız, sevginiz varsa oturduğunuz o koltuklardan kalkmalısınız. “Biz bu işi becermedik, yüzümüze gözümüze bulaştırdık” deyin ve istifa edin. Çünkü bu topluma verecek, ne bilgi,ne de deneyim ne niyetiniz var.  Verdiğiniz zarar yetti, çekin gidin artık…

 

BIKTIM HAMASETİNİZDEN:

Millet canıyla uğraşırken, şu hamaset laflarını duydukça tüylerim diken diken oluyor. Sanki kurtuluşumuz yeni bir belirsizlikteymiş gibi. Verecekleri ancak budur. Bir ezber, boş laflar, boş vaatler. Guterres bize haksızlık yapıldığını kabul etmiş. Tatar bunu şimdi duyuyor. Annan referandumu sonrasında bu konuda yapılan açıklamalardan haberi yok. Genel Sekreter kabul etse ne yazar? BM kararlarını değiştirmek Guterres’in elinde mi? Halkını virüsten koruyamayanların, dış politikada başımıza neler açabileceğini varın siz düşünün…

 

TEMEL GÖREVİNİ YAPMAYACAĞINI İLAN EDEN DEVLET:

Sağlık Bakanı Pilli dedi ya, “bundan böyle herkes kendini korusun” falan diye. Aslında, KKTC devletinin halk sağlığını koruma denilen temel görevini yapamayacağını ilan ediyor. Peki kim soracak bunun hesabını? Anayasal görevini yerine getiremeyen bir yönetim, bunun bedelini sadece sandıkta mı ödeyecek? Ettikleri yeminin gereğini yapmamalarını kim, hangi enstrümanla denetleyecek? Yok mu bir yaptırımı? Resmen bitirdiler, şimdi de duyurusunu yapmaktalar.

 

ÇOK VAKA ÇIKMASIN DİYE Mİ DURDURDULAR?:

PCR testlerinin durdurulmasının nedeni, acaba Ersin Tatar’ın önceki akşam söylediklerinde mi gizlidir? Hani buyurdu ya, “Daha fazla test yapıldığı için, vakalar fazla göründü”… Ne dersiniz? Daha çok test yapıp, daha çok vaka çıkmasın diye mi durdurdular? Aklıma artık her şey geliyor. Onlar böyle düşündüğüne göre, biz de böyle yorum yapıyoruz…

 

BAHANELERİ HAZIR:

İşverenler Sendikası bugün yapılması planlanan Asgari Ücret toplantısına katılmayacağını açıkladı. Gerekçe olarak da pandemi koşullarını gösterdi. Aylardır yeni asgari ücretin belirlenmesini bekleyen işçi de işverenin bu gerekçelerine inandı. Yemeyin be efendiler bizi… Ha, bunun bir yaptırımı var mı? Vardır mutlaka ama yapacak olan var mı?

 

BUNLARDAN BİR ŞEY BEKLEMEYİN: Seyahat Acenteleri Birliği, Esnaf Odası, Sanayi Odası, Ticaret Odası, tarım kesimi, herkes ama herkes ağlıyor. Ana tema “Bizi unuttunuz”… Yahu kardeşim hala daha bu insanlardan medet umuyorsunuz ya, ben de ona şaşıyorum. Bunlar ne yaptıklarını biliyorlar mı sanıyorsunuz? Vazgeçin ağlamaktan. Alternatifler arayın hep birlikte. Bunları başımızdan götürmenin yollarını arayalım. Başka kurtusluş yoktur, anlayın artık.


FOTO GÜNDEM: Lefkoşa, Mağusa, Girne kuyruklarda binlerce insan, yığılmalar… Saygıdeğer ve güvenilir hükümetimiz dehşet bir tornistan kararı daha üretiyor hemen, “PCR test zorunluluğu ertelenmiştirrrrr”. Nasıl ama; planlama, öngörü, devlet yönetimi ancak bu kadar olur. Ben buradan oturduğum yerden bir çare üretiyorum, test merkezlerinin sayısını artırsalar bu yığılmalar olmazdı diyorum ama ben ne anlarım ki planlamadan…