Rezaletin son perdesi.
Onay almayacağını bile bile aynı kişiyi aday çıkartmakta direnen UBP’nin atanmış Başkanı, aniden kendisi müstafi duruma düştü…
Başbakan dün Meclis’te Başkan seçiminden önce konuşurken milletvekillerine “rahat olun” diyordu.
Hastanede hemşire kalmamış, zaten sayı yetersiz, var olanların da çoğu karantinada, hemşire sınavları soruluyor, “rahat olun”… Aşıları soruyorlar, “rahat olun”… Tatar Meclis’e bilgi vermeden yeni fikirler savunuyor, Meclis’in onayı yok, bilgisi yok, başbakan “rahat olun, endişe etmeyin” diyordu da başka şey demiyordu…
Ne zaman ki, konu seçimlere geldi, iki turdan sonra ısrarla aday çıkarttıkları Resmiye Canaltay, giderek artan bir oyla reddedildi. Başbakan bir kez daha kürsüye çıktı, erken seçim ilan ediverdi. İstifa etti mi, edecek mi onu söylemedi. Sanırım bunda da suçu muhalefete yüklemek için kesin bir ifade kullanmadı ama sonuç değişmez, şu anda artık KKTC hükümeti topal ördektir…
Hani rahat olacaktık, hani endişe etmeyecektik? Bize rahat olun diyen, kendisi memleketi bir kez daha kaosa soktu. Para yok pul yok, kasa tamtakır, millet para bekler, sağlık hizmet bekler, arkadaş kızdı, “erken seçim” dedi.
Partisini idare demeyen birinin, ülkeye vereceği bir şey yoktu, biliyorduk. Nitekim sonuçta, parti içindeki kriz, ülkeyi bir kez daha hükümetsiz bırakma noktasına getirdi.
Demokrasi çarkına en küçük bir çomak soktuğunuz anda, bunun tüm ülkenin, hatta partinizin dengelerini bozacağını bilecektiniz.
Yazdık, çizdik, muhalefet bağırdı, çağırdı, kulak asmadılar.
Ersin Tatar’ı o mevkiye getirsinler diye müdahalenin dik alasını davet ettiler.
Yetmedi, arkasından partilerinin kurultayına müdahale edilmesine göz yumdular. Yüzde 70 oy alan iki adayı geri çektirdiler, atamayla parti başkanı, atamayla başbakan getirdiler…
Ama işte o ta baştan başlayan kutsal çatlak, UBP içinde de yayıldı, yayıldı, ve çanak kırıldı.
Adalet herkese lazım, hür irade herkese lazım, demokrasi herkese lazım.
İşte gördünüz, attığınız müdahale bumerangı geldi, sizi tam da kalbinizden vurdu.
Haydi şimdi gidin de sizi kurtaracak birini arayın. Bulamazsınız. KKTC tarihinde böyle bir olay ne görüldü ne duyuldu, emsali yok.
Madem gösterdiğim adayı seçmezsiniz, aha ben de bütün gemileri yakarım, hodri meydan erken seçim!
Kime bu afra tafra? Muhalefete değil. Senin parti içinde bütünlüğü sağlayamadığın adaya onlar niye oy versin?
Hodri meydan kime peki? O da muhalefete olamaz. Seçimlerde, paramparça, başkansız, kurultaysız bir UBP mi şanslıdır, diğerleri mi? Erken seçim muhalefet için aksine bir şanstır.
Bu hodri meydanı Ersan Saner, atamayla getirildiği partinin üyelerine çekti, tabanına çekti…
Neden? Kendinin gelişi de anti demokratikti. Otoriteyi sağlayamadı… Bir de üstüne üstlük, partiden gelen seslere değil, başka yerlere kulak vermeye devam etti… İşte bunun çaresizliğinden.
Hükümet kurulurken aklımızdan geçmişti, bu sakat başlangıçla, seçim Ekim’i bulmaz demiştik de bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemiştik. Tabii yine de temkinli olmakta fayda var, yarın çıkıp “o an sinirlendim söyledim, hükümetimiz devam edecektir” de diyebilir.
Yine de güzel. Bir yerlerde anti demokratik dayatmaları reddedenler olduğunu görmek güzel. Eğri gemi, doğru sefer. Zararın neresinden dönsek kardır. Şimdi taşlar bir bir yerine oturacak…
YERİN KULAĞI VAR
ŞİMDİ O ORTAKLAR DÜŞÜNSÜN:
UBP’nin Canaltay ısrarı erken seçimi gündeme getirdi…Belli ki istediği adayı seçtiremeyen atama başkan, çareyi erken bir seçim kartını açmakta buldu. Zaten bu hükümet kurulduğu günden itibaren ölü doğmuştu. Ortaklarından üst üste üç kere ret oyu aldı. Şimdi büyük umutlarla hükümet ortağı olanlar düşünsün. Artık sadece hükümetin değil, Saner’in Genel Başkanlığı da tartışmalıdır. Hem de eskisinden daha çok.
KARARI KİMSEYE DANIŞMADAN VERDİ:
Sen bu ülkenin en köklü partisinin tüm değerlerini ve duruşunu mevki ve makam uğruna yerle bir etme pahasına yok sayıyorsan, sırf Başbakan olmak adına yapılan müdahaleleri görmezden geliyor ve içine sindiriyorsan, sonuçta başına geleceğini de öngörebilmeliydin. Şimdi hatalarından ders çıkarmak yerine, ülkeyi bu en kötü zamanda seçime götürmeye karar veriyorsun. Hem de kimseye danışmadan. Bu saatten sonra seçimin sonuçlarına da hazır olmalısın…
ARKADAŞI ONAY VERMİŞ:
Hakkında hala yazsak mı acaba? Müstafi Başbakan’a aşıları soruyorlar, dünyanın bütün uzmanlarının güvenirliğini onaylamadığı Çin aşısı için güvence veriyor. Hafta sonu bir yerlerde partilisi bir iç hastalıkları uzmanına sormuş; “Rahat olun onayladı, bakın değişik görüşler de alıyoruz” diyor. Sanırsın ki, Dünya Sağlık Örgütü’nden bir uzmana sormuş. AB’nin verdiği aşıları soruyorlar, “Hiçbir gelişme yok” diyor gayet büyük bir rahatlıkla. Neden gelişme yok, nerede takılmış, ne önemi var. Şimdi durup da size hesap mı versin. Bir saat sonra büyük bir hesap ödeyeceğini bilmiyor tabii.
GİZLİ DİPLOMASİ:
Müzakerelerle görevli Ersin Tatar, “Akıncı Meclis’e bilgi vermiyor” diye yeri göğü inleten Tatar, “Cumhurbaşkanı olursam Ulusal konsey kuracağım” diyen Tatar, BM Genel Sekreteri’nin Temsilcisiyle görüşüyor, muhalefetin bilgisi yok, Meclis’in bilgisi yok. Üstelik Meclis’te onaylanmış olmayan bir formülü ileri götürüyor oralarda. Belki Lute açıklar da öğreniriz. Resmen halkı, Meclis’i, muhalefeti yok sayan bir Cumhurbaşkanıyla karşı karşıyayız…
KARANTİNADA DA AYRICALIK:
Maliye’nin, karantina için otel ve yurtlarla yaptığı sözleşmeler konusunda duyumlarımız vardı. Özellikle kalan tüm karantinalıların akıl almaz şikayetlerde bulunduğu Özok Öğrenci yurdu ile ilgili yaptığımız araştırmada, böyle bir sözleşmenin varlığından haberdar olmuştuk. Şimdi öğreniyoruz ki, diğer birkaçıyla da boş da kalsa para ödenecek şekilde peşin sözleşmeler yapılmış. Ayrıcalık yapıldığını bilirdik de bu kadarını tahmin etmemiştik. Bence bu sözleşmeler de yargıya gitmeli, hem de derhal. Çünkü ödenen rakam çok büyük…
NİYE ATAMIYOR?:
YÖDAK Başkanı’nın görev süresi 13 Aralık’ta dolmuş. Aradan bir ay geçmiş, özel kalemdi, danışmandı, şuydu, buydu ataması yapan Ersin Tatar, en kritik gündem maddesi üniversiteleri başsız bırakmayı göze alabiliyor. Çünkü bu kurumun da demokratik bir yapısı var, Tatar’ın ise demokrasiye mesafesi. O Başkanı atayacak, partiler, üniversiteler diğerlerini. Durun bakalım, bekleyin, söz verdiklerini sıraya koysun da sonra… Bu basit atama konusu bile sonunda mahkemeyi boylayacak gibi.
FOTO GÜNDEM: Ersan Saner erken seçim açıklamasını yaparken grubuna attığı bu bakış her şeyi izah ediyor. Şimdi görev UBP’nin akil insanlarındadır. İlk işleri mutemetlik müessesesinden kurtulup, adam gibi bir kurultayla başkan seçmek olmalı. Üstlerindeki lekeyi ancak o şekilde temizlerler.

































