Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

DAR ALANDA RÖVAŞATA

1348 yılında Kıbrıs adasında başgösteren veba salgını yerli halkın yarısının ölümüne neden olmuştu.

Lüzinyan dönemiydi ve Kral IV. Hugh’tu.

15 yıl içinde Kıbrıslıları büyük felaketler bekliyordu.

Veba derken, 3 yıl sonra çekirge sürüleri büyük zarara yol açtı.

Bundan 12 yıl sonra çiçek hastalığı başgösterdi.

Felaket felaket üzerine geliyordu ki, veba denilen korkunç salgın bundan sonra da çeşitli dönemlerde adada kol gezmeye devam edecekti.

Her felaket yoksul insanları kırıp döküyor ve kalanların adayı terk etmelerine neden oluyordu…

Hayat devam ediyordu.

Lüzinyan döneminde ne kadar zenginlik olduğu,  kralların, prenslerin ve şövalyelerin zevk ve keyif içinde yaşadıkları söylense de, nihayetinde burası Avrupa’nın en doğusunda bulunan doğulu bir köydü.

Kıbrıs’ın her döneminde olduğu gibi Batı ülkeleri Kıbrıs’ta yaşayanların ilgisini çekiyordu.

Kıbrıs’a batıdan gelen insanların farklılığı dikkatlerden kaçmıyor ve onları özendiriyordu.

Kral Hugh’un iki oğlu bu coşkulu ve gelişmiş ülkeleri görmek hevesine kapılıp bir plan hazırlamışlardı.

Plan uygulanır ve Peter ve John adlı iki prens, beraberlerinde kendilerine yardımcı olan şövalyelerle ülkeyi terk ederler, ne var ki şövalyelerin biri Mağusa’da yakalanıp Kralın emri ile hapse atılır.

Cezası hapisle de kalmaz, Kral’ın öfkesi boynuna ip geçirilmesine neden olur ve asılarak öldürülür…

Kral, oğullarını bulmak için Papa’yı bile devreye sokar.

Nihayetinde bol keseden para harcayarak oğullarını yakalatıp gerisin geri Kıbrıs’a getirtir.

Ama bu sonuç onun da felaketi olacaktı.

Oğullarını çok seven ama cezasız bırakmak istemeyen Kral, bir gün oğulları ile birlikte gezintiye çıkar ve onları Girne kalesine götürür.

Amacı onları hapsetmek ve cezalarını vermekti.

Planını uygulayarak iki prensi zindana atar, kendisi de zindanın kapısında oturup oğullarının acısını paylaşır.

Bu acıya fazla dayanamaz Kral, hemen ardına ölür ve prenslerden Peter (I. Peter) tahta geçer…

Gençler dünyayı göreceklerdi; Kıbrıs onlara dar geliyordu!

Durum bugün de böyle değil mi?

Herkes dışarı açılmak istemiyor mu?

Kral da olsan, prens de olsan, şövalye de olsan, paşa da olsan Kıbrıs dar geliyor.

Bu dar alanda rövaşata çok anlamsız…