Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HALKIN İRADESİ DERKEN, SİYASİ İRADESİZ DE KALDIK…

Bir partinin kurultayı normalde çok da umurumuzda olmamalıydı. Ama 2 yıldır öyle bir kabus yaşıyoruz ki, daha da kötüsü olur mu diye korkuyor insan. Ve ne acıdır ki, ülkenin geleceği, bir parti kurultayına bağlandı, resmen böyle bir maskaralığı da yaşadık…

Seçim sürecinde özgür irade diye bağırdık durduk.

O iradeye her türlü seçim rüşvetiyle, baskıyla, algı operasyonlarıyla, aldatmayla dibine kadar müdahale edildi.

Seçim bitti bir de baktık, halkın özgür iradesi gitti derken, ülkeyi siyasi iradesiz de bıraktılar.

Kurulduğu günden bugüne yaşamadığı kadar zor bir dönemde olan KKTC’de şu anda siyasi irade yok. Ülke başsız. Kırk dokuz milletvekili var, hükümet yok. Sorunlar dağ gibi…

Şu anda başını kaşıyacak vakti olmayan, arı gibi çalışan, hem ekonomik buhranın, hem maliyenin acınası durumunun, hem sağlığın hem eğitimin daha fazla zarar görmesini engellemeye çalışan bir hükümet olması gerekirdi.

Oysa hükümetin başı kendini seçtirmek için çoktan işin ucunu bırakmıştı. Partisel gaileleri ülkesel gailelerin üstüne koydu, yerine birini bırakmadı, çekti gitti…

Bakanlarının aklında da başkanlık yarışı vardı zaten. Onlar da bunca gün ‘ne olacak bu memleketin hali’ yerine, ‘ne olacak kurultayın sonucu’ dediler, perişanlığımızın üstünde tepindiler.

Kurultayları da bitti gibi görünüyor. Taçoy, Özgürgün’ün yaptığını yaparsa ikinci tur olmaz. O zaman artık Tatar lütfen birine hükümet kurma görevini verebilir. İstediği buydu, parti içi dengeler bozulmasın, durum aleyhine dönmesin diye ülkeyi hükümetsiz bıraktı. Artık bir zahmet birine görev versin, bir yerden başlansın…

Ama bakıyorum, hala hamasetten gidiyor. “Kıbrıs Türkleri asimile edilmek isteniyor”muş. Bundan şüphesi yokmuş. Bunu kim yapar, buna kim izin verir, biz bu kadar aciz miyiz o ayrı konu. Ama ülke hükümetsiz… Hangisi daha somut bir tehdittir size göre?  Hangisi gerçek…

Propaganda dönemi bitti, farkında bile değil. Hayali tehditlerle gerçeği örteceğini sanıyor ama gerçek kabak gibi ortada.

Dedim ya kabus. Pandemisi, batan ekonomisi, tamtakır kasası, sefalet, işsizlik, belirsizlik, istikrarsızlık, güvensizlik…

Nasıl düzelir? En iyisi gelse ne kadar zamanda düzelir, böyle bir şans yüzümüze güler mi? Bilemiyorum.

Aslında kimsenin şikayet etmeye hakkı yok. Bütün bunları biz yarattık…

Siz iradenize sahip çıkamazsanız, işte böyle siyasi iradesiz kalakalırsınız.

İstedikleri kadar “devletimiz, yaşatacağız” falan desinler. Asla samimi değil. Yaşatmak için ant içilen devlet bu kadar güçsüzleştirilebilir, bu kadar muhtaç edilebilir mi?

YERİN KULAĞI VAR

O SÖZLER GERİDE KALDI:

Ersin Tatar yarın Anastasiadis ile sosyal içerikli buluşmada bir araya gelecek. Tatar’ın seçim süresince söylediklerine bakarsanız yarınki toplantıda Anastasiaidis’in yüzüne karşı, “ben artık federasyon görüşmem, iki ayrı devleti konuşacaksan masaya otururum, yoksa federasyon temelinde yeniden masaya oturmanın anlamı yok” demesini beklersiniz. Ben iddia ederim ki masaya da oturacak, federasyonu da görüşecek…

 

TAÇOY ÇEKİLECEK:

Gezici’nin anketinde diğer rakiplerine fark atan Hasan Taçoy, kurultayda Sucuoğlu’nun ardından ikinci gelebildi. Diğer 3 aday ikinci turda Sucuoğlu’nu destekleyeceklerini söyledikten sonra, Taçoy’un yarışta kalmasının anlamı yok. UBP’li vekiller de bu yorumu yapıyor. Taçoy’un “çekilip çekilmeme kararımı en geç Salı günü açıklayacağım” demesinin aslı başka, şimdi bakanlık pazarlıkları başlıyor.

 

TRANSFER OLMAZSA OLMAZ:

UBP’nin olası yeni başkanı HP ile yeni bir koalisyon ortaklığı için her yolu deneyecek. Tatar’ın gitmesiyle birlikte meclisteki sandalye sayısı 19’a düşen UBP’nin, DP ve YDP ile bir koalisyona gitmesi sayısal olarak mümkün değil. Üçünün toplamı 24 eder ki, bu da güven oylamasında sorun yaratır. Bu durum, UBP’nin HP dışında DP ve YDP ile bir ortaklık kurmasını engeller. Geriye tek alternatif kalır o da, HP’den istifa ettirebilecekleri en az 2 vekilin bağımsız olarak dıştan destek vermesi. Onun için UBP’nin CTP dışında( ki onlar UBP’nin başkanlığındaki bir hükümete sıcak bakmıyor) tek alternatifi ya HP ile hükümet kurmak, ya da HP’den vekil istifa ettirmek…

 

ÖZGÜRGÜN DE BÜTÇEYİ GEÇİRMEDEN ÇEKİP GİTMİŞTİ:

Ülkeyi başbakansız bırakıp giden Ersin Tatar, siyasi partileri toplamış, bütçeyi geçirmenin derdine düşmüş. Muhalefetten herhangi bir açıklama görmedik. Ancak bence hiçbiri onun kadar sorumsuz davranmayacaklar.  Aklıma 2017’de seçime giderken yine UBP’nin Başbakanı Özgürgün’ün maksatlı olarak bütçeyi geçirmemesi geliyor…

 

ÇATI ÖRGÜTLENMESİ:

Çetin Veziroğlu’nun Yüksek Adliye Kurulu’ndan istifa ettiğini açıklamasından sonra, “görevi zaten bittiydi” diyenler, meğer kendisini Ağustos’ta toplantıya çağırmışlar. İşin aslı, saygı duyulması gereken bir durum. Mustafa Akıncı, seçimlerin ertelenmesi ve görev süresinin uzatılması sırasında yeni bir atama yapmaktan kaçınmıştı, olan bu. Beni Veziroğlu’nun bir röportajda söyledikleri etkiledi. Laiklik, demokrasi, barış ve özgürlük ortak paydasında kitleleri kucaklayacak bir çatı örgütlenmenin oluşmasının acil görev olduğunu söylüyor. Buna kitlelerin de hazır olduğu değerlendirmesi yapıyor. Bence de acil olan budur. Bu fırsat kaçmamalıdır.

3 GÜNLÜĞÜNE DEYİP, KALANLAR VAR:

Sağlık Bakanı Pilli, “Ülkeye 3 günlüğüne geldiği için karantinaya girmeyen, ‘Daha fazla kalırım, cezası neyse de öderim’ diyenler olursa onlar da tespit edilecek, bu kişilere ciddi yaptırımlar uygulanacak” dedi ya, duyduğumuza göre bunu yapanlar varmış, hem de ciddi sayıda. Kim tespit edecek, hangi kadrolarla? Yerel bulaşı bile hastalandıktan sonra tespit eden sistem, bunu nasıl bulacak? Ve bu uygulama son kararla aynen devam ediyor. Yazıklar olsun…

ŞEMİ BORA Mesut Yılmaz
GEÇTİĞİMİZ GÜN HAYATINI KAYBEDEN TÜRKİYE’NİN ESKİ BAŞBAKANLARINDAN MESUT YILMAZ’A, KKTC’YE RESMİ ZİYARETLERİNDEN BİRİNDE, DÖNEMİN LEFKOŞA BELEDİYE BAŞKANI ŞEMİ BORA ŞEHRİN ALTIN ANAHTARINI VE HEMŞEHRİLİK BERATINI TAKDİM ETMİŞTİ.