Köşe Yazarları

İzmir Depremi, Kıbrıs görüşmeleri,   ve döviz yükselişi?







Haftanın hepimizi sarsan olayı İzmir ve çevresi bölgelerdeki depremin yarattığı acı sonuçlar. 6.6 şiddetli depremde etrafında sapasağlam duran binalar arasında çöken apartman ve binalar. Can kayıpları. Yapılardan çalınan malzemelerin, inşaat izni veren makamların  kontrolsüzlüğü, ve kontrolsüzlükten izinsiz inşaatların izinlilerden fazla olduğu hususunda AFAD yetkililerinin yaptığı açıklama gerek yetkili makamların gerekse inşaat müteahhitlerinin sorumsuzluğunu masum vatandaşlar hayatlarıyla ödemektedirler.




Her depremde aynı sorunlar ortaya konduğu ancak  akabinde aynı hataların veya sorumsuzlukların devam ettiği görülmektedir. Bu da yeterli caydırıcı ceza mekanizmasının ve sonuçlarının tatminkâr veya bu ihmalleri yapanları korkutacak çapta ve güçte olmadığını göstermektedir.



İzmir halkına derinden üzüntümüzü belirtirken acılı ailelere başsağlığı, vefat edenlere de Allahtan rahmet dileriz. Cezaların güçlü ve caydırıcılığı esastır. İnsan canı, insan hayatı, insan hayatını çeşitli şekilde mahfeden şiddet odaklı suçlarda ağır cezaların uygulanması şarttır. Aksi halde aynı şeyler çoğalarak devam eder.

Kıbrıs konusunda müzakere öngörüleri;

BM GS Guterres geçen hafta taraflara BM çerçevesinde görüşmeler yapılacağı ve müzakereleri sabote edecek eylemlerden kaçınılması tavsiyesinde bulunmuştur.

Ayrıca BM GS Guterres Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ı seçilmesi dolayısıyla tebrik ederek 3 Kasım’da yapılacak görüşmelerin verimli geçmesini diledi.

Bakalım gerek 3 Kasım’da gerekse tarihi yakında saptanacak garantörlerle birlikte Kıbrıs’ta İki tarafın Berlin’de yapılacak 5’li Konferans’da şimdiye kadar yürütülmekte olan  BM parametreleri çerçevesinde bu güne kadar saptanmış prensipler ve varılan mutabakatlar ve varılamayan konuların müzakereleri çerçevesinde iki Kurucu Devletlerden oluşacak Federasyon temelinde mi görüşmeler devam edecek?, yoksa yeni bir süreden beri üzerinde durulan iki Devlete dayalı başka yeni  Teklifler mi?  veya KKTC’nin bağımsızlığı ve tanınması gündeme gelecek mi ?  Müzakereler başladığında nasıl şekil alacağını göreceğiz.

Çünkü şimdi gündeme son zamanlarda Kıbrıs konusunda getirilen yeni ‘çözüm  önerileri’ olduğu cihetle Kıbrıs konusunun hangi yönde nasıl gelişeceği merak konusudur. Uluslararası hukuk çerçevesinde ve barışın her zaman olduğu gibi Türk tarafınca ön planda tutularak yine Türk tarafınca başından beri saptanmış ve uluslararası alanda kabul ettirilmiş ancak Rum tarafınca bir çok konularda kabul edilmemiş bulunan vazgeçilmez haklarımızın savunulması ve elde edilmesine yönelik hamlelerin yapılması nasıl şekil alacaktır?

Karşı tarafça yine vadesiz ve çözümden uzaklaştıracak veya geçen defalar gibi masayı terk etmesi halinde bölgemize Türkiye’ye ve KKTC’ye dünya üzerinde haklılık kazandıracak ve ileride atılacak adımlarda bizi dünyaya açmayı amaçlayacak  taleplerimizde ve halkın desteği ile bir bütün olarak atılacak adımlarda haklılık kazandıracak diplomatik atakların ve barışçıl davranışlarımızın etkisi daha büyük olacaktır.

Döviz kurlarının yükselişinin devamı?

Döviz kurlarının yükselişi bu hafta daha da hızlanmış görünüyor. Geçen hafta kurların yukarı hareketlenmesi durumunda politika faizinin yine yükseltilmemesi TL değerinin daha düşmesini getirdi. Fonlamada GLP ve gecelik faizler ağırlıklı ortalamasının 28 Ekim’de %13.88 olmasının da bir faydası olmadı. Çünkü esas yol değil bu önlemler tali yollar durumundadır. Anlaşılan TCMB’nın teknik dayanağını kullanmaktan ziyade siyasi tercihlerin ön planda tutulmasına bağlı olarak politika faizine dokunulmamıştır.

Pandeminin verdiği sıkıntılar yanında esasen geçen yıllardan beri süregelen döviz açığı, dış döviz borçlarının artması, Bütçe açığının bu yıl çoğalması, döviz talebinin arzdan fazla olmasına ve enflasyona göre TL’sının getirisinin olmamasıyla da TL’ye talebi azaltıyor. TL’ye talep faiz ile artışı sağlanabilir.

TL değer kaybı ilk 9 ayda geçerli kurların ortalamasıyla %39 değer kaybı olmuştur. Buna karşılık enflasyonun % 11’lerde olması da ayrı bir anomali  -KKTC’de de aynı-  olarak duruyor.

Bu dönemde ekonomileri gelişmekte olan ve aynı kategoride bulunan Brezilya’da yerel para değerindeki düşüş %29, Arjantin’de %24.5, Rusya’da % 16.9,  Meksika’da % 9.3 tür.

TC Maliye Bakanlığı geçen gün Hazine Finansman Programını açıklayarak öngörülerine göre 2021’de borçlanmanın 618.6 milyar TL olacağı beklentisini verdi.

2020’de toplam borçlanma 357 milyar TL olarak öngörülmüştü. Bu durumda öngörülere göre %70 borçlanmada artış var. Gerçi 2020 öngörüsüne rağmen salgın hastalığın da ve dünyadaki ekonomilerdeki sarsıntı çerçevesinde Hazine borçlanması 2020’ de 541 milyar TL’ye yükseldi.

Ayrıca Programda 2020 ve 2021’de uluslararası piyasalara döviz bazlı döviz tahvili ihracı ile bir miktar da döviz borçlanmasına gidileceği öngörüldü.

KKTC’de de Hükümetin kuruluşu, UBP Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığına seçilmesinden sonra Başkanlık seçimi için kurultay sonucuna bağlı.. Sorunlar da KKTC’de artmakta çözüm bekleyen konular çoğalmaktadır. Erken bir zamanda geniş tabanlı bir Hükümetin kurularak ülke sorunlarına çareler üretilmesi beklenmektedir. Seçim ikinci tura kaldı. Bu hafta artık sonucun ardından süratle Hükümetin kurulması beklenmeden kurulmalıdır.









Başa dön tuşu