Eğitim camiası geçtiğimiz günlerde öğretmenlerin darp edilmesi ve bir gencimizin okul binasının üst katından aşağıya düşmesi/atlaması ile sarsıldı. Okullardaki güvenlik ve disiplin sorunları yeniden gündeme geldi. Tün dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de okullarımızda güvenlik ve disiplin sorunu vardır. Peki sorun nedir? Biz önlem almakta gecikiyoruz veya bir olay olduktan sonra harekete geçiyoruz.
Ülkenin eğitimini yöneten Eğitim Bakanlığı’ndan bu iki olayla ilgili resmi bir açıklama göremedim. Bakanlık “sin da gülle geçsin” durumunda… Bakanlığın bu konudaki sessizliği eğitim camiası tarafından “bırakınız öğretmen yesin dayağı” diye yorumlanmaktadır. Hiç mi önemi yoktu bu iki olayın? Ne yazık ki, bu iki olay da Eğitim Bakanlığı’nın müdahale etmekte geç kalması nedeniyle her iki olay da magazinleştirilmiş, gerek yazılı, gerek görsel, gerekse sosyal medyada olayın özünden uzaklaşılarak tartışılmış ve ele alınmıştır.
Okullarımızda bu tür olayları dikkate almadığımızda, yokmuş gibi davrandığımızda, sadece sorunların büyümesine katkı yaptığımızı görmemiz gerekir. Okullarımız neredeyse her isteyenin rahatlıkla girip çıktığı mekanlar haline geldi. Okullara birkaç kamera koyarak ne çocuklarımızın ne de öğretmenlerin güvenliğini sağlamak mümkün değildir.
Uyuşturucu kullanım yaşının ilkokullara kadar indiğini araştırmalar gösteriyor. Uyuşturucu satıcılarının okul önlerinde dolandığı bir şehir efsanesi olarak kulaktan kulağa konuşuluyor. Hal böyle iken elbette okullarımızın ve çocuklarımızın güvenlik sorunu vardır. Güvenlik sorunu sadece okul dışından gelecek tehlikeler değildir. Okul binasının durumu, sağlıklı bir eğitim ortamının varlığı, akran zorbalığı gibi daha birçok sorun okuldaki güvenlik sorunudur.
Mesela ben merak ediyorum bir veli olarak, acaba eğitim bakanlığımızın okullarımızdaki akran zorbalığı ile ilgili bir bilimsel çalışması var mı? Yoksa neden yok?
Bu ve buna benzer sorunların tespiti ile ilgili olarak herhangi bir bilimsel çalışma yapılıyor mu? Kanımca yapılmadığı için de, sorun olduğuna inanmıyoruz. Ne zaman ki bir olay olur, o zaman sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Kamuoyunu yansımayan daha ne sorunlar var okullarımızda bir bilseniz, ağzınız açık kalır.
******
Bir süreden beri okullardaki disiplin sorunu, ciddi bir sorun olarak okul yönetimini, öğretmeni, veliyi ve öğrenciyi rahatsız ediyor. “Nerde o eski disiplinli, saygılı öğrenciler” diyen öğretmenden tutun da “biz öğretmenimizi gördüğümüzde diğer mahalleden geçerdik ama şimdiki çocuklar böyle değil” diyen veliye, devletten hiçbir katkı almadan okulu yönetmeye, geliştirmeye çalışan okul yöneticileri, bu disiplin meselesinden muzdarip…
21’inci yüzyılda, 2015’in son günlerinde yeni eğitim paradigmaları ile birlikte disiplin kavramı da değişmiştir. Geleneksel eğitim anlayışında olduğu gibi sadece itaat eden bir öğrenci profili yok karşımızda… Teknoloji ile birlikte bilgiyi öğretmenden önce edinen, öğretmenin geleneksel yöntemlerini sıkıcı bulan bir nesil var. Tabii ki okullarda öğretmene yaklaşımları “saygısızca” olan bir kısım öğrencinin varlığını da inkar etmemek gerekiyor. Tabii ki çocuklara ve gençlere yaklaşımda sıkıntılar yaşayan öğretmen ve okul yöneticileri de var.
Tüm bunlar Hadfield’ın şu sözünü aklıma getiriyor; “disiplin gerçek özgürlük için, özgürlük de gerçek disiplin için zorunludur”
Yani kısacası çocuklarımızın özgürce yapacağı bir faaliyetin de bir disiplini olması gerekiyor. Eğitimdeki bu sorun da birçok sorunla birlikte, eğer varsa “eğitimin yeniden dönüştürülmesi” kapsamı içerisinde ele alınması ve hem ailelerin hem de öğretmenlerin bu konuda eğitilmesi gerekmektedir.
Yaşadığımız bu son olaylar bize, okullarımızda daha birçok benzeri olayların yaşanabileceğini göstermektedir.
































