Bayram yerleri Musalla tabyasına kurulduğunda, çocuklar bayramlık elbiselerini çoktan giymiş olurlardı.
Toprak fırınlar hazırlanır,
Mustafa Hamal sandalyelerini tabyaya çıkarıp bir köşede yerini alır,
Enver’in kahvehanesi nargilelerini hazırlamış olurdu.
Köy ve kasabalardan gelen otobüsler sabahın ilk vakitlerinde Deveciler Hanı ile Lefke Hanı’nda yerlerini alır, Lefkoşa kalabalıklarla tanışırdı.
O dönemlerde bayram demek, insanların birbirine sarılması demekti…
…
Boyacı Rauf dayı Sarayönü’ndeki mahkemeler binasının önündeki kaldırımların bir köşesinde boya kutusunu yerleştirip, günün bereketini beklerken,
Karşıda Çoronik dükkanını açmış olur,
Karanfilli bir elinde betsi, bir elinde lenger, kulağında karanfili ile taksilerin arasına dalıp günlük işini yapmaya başlar,
Çörekçi ve mahallebici aynı meydanda köşe başlarını tutarlar,
İlerleyen saatlerde Osman Gezer ağır adımlarla yerini almak için el arabasını itekleyerek gelirdi, düdüğü göğsünde sallanarak.
Dönerci Paraşüt, kahvaltıcı (şamişici) Abdullah dayı, kahveci Mullahasan her sabah yeni bir güne başlar, bildik müşterilerini beklerlerdi.
Girne Caddesi ve Sarayönü ve bütün sokak ve hisarlarıyla tekmil Lefkoşa yavaş yavaş uyanmış olurdu…
…
Böyle sonbahar mevsimlerinde okullar açıldığında, ilk zil henüz çalmadan kızlı erkekli öğrenciler uyur uyanık gözlerle sokaklara dökülür, okul kapıları öğrenci kalabalığından geçilmez olurdu.
Siyah beyaz bir manzara oluşurdu her tarafta.
O sıralarda milyoner Şefik, elinde bastonuyla çarşıya doğru yol almış olurdu dilinde kırık dökük kelimelerle.
Lefkoşa’yı Lefkoşa yapanlar henüz yerli yerindeydi.
Kamran Aziz eczanesini usulca açtığında, Esat Dedezade de incik boncuk dükkanını açmış olurdu.
Bisikletliler ve arabalılar selamlaşarak ilerlerdi yollarda.
Ermeni Ahmet’i fark edenler ona incitmeden edemezlerdi bir de Konti’ye.
Gazeteci Ali Conkbayır motosikleti ile fır dönerdi etrafta.
Sandviççi Talat, Rifat ve Kaptan’ın müşterileri sıraya girerlerdi.
Bandabuliya henüz kalabalıklaşmadan Asmaaltı kahvehanesinde sabahın ilk kahveleri yudumlanırdı ara sokaklardan serin rüzgarlar çekilmeden…
…
“İrade” bu kültürden kaynaklanmazsa, nereden kaynaklanmalı?
































