KKTC’nin siyasi tarihinde ilk kez CTP-UBP hükümeti kuruldu. Güçlü bir hükümet mi olacak yoksa birbirlerinin kuyusunu kazan bir hükümet ortakları mı olacak? hep birlikte göreceğiz. Hükümet yetkilileri “reform” hükümeti olacaklarını söylüyorlar. Çarşamba gün mecliste hükümet programı okunacak. Hükümet programları önemlidir ama programda yazanın hayat bulması durumunda… Her ne kadar da bu ülkede bugüne kadar hükümet programları hep raflarda kaldıysa da yine de hükümet programına bakmak gerekiyor. Tabii ki eğitimde hedeflenenin ne olduğunu da göreceğiz.
Daha önce iki kez denenmiş, halktan ve sendikalarda pek de olumlu izler bırakmamış, kolej sınavı konusunda hiçbir bilimsel uyarıyı dikkate almayan Kemal Dürüst üçüncü kez eğitim bakanı oldu. Reform iddiasındaki bir hükümet için pek inandırıcı bir atama olmadı. Sosyalist parti olduğunu söyleyen CTP’nin ikinci kez eğitimi ortağına bırakması “CTP eğitimi gözden çıkardı” izlenimi yaratıyor. Zaten eğitim sendikaları hemen reaksiyon göstermeye başladı bile… DAÜ-SEN gazete ilanı ile Kemal Dürüst’e bazı hatırlatmalarda bulundu. “Geçmişte yaptıklarını unutmadık” dedi.
Bir tarafta kolejlerin yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen eski eğitim bakanı Mehmet Ali Talat diğer tarafta kolej sınavını yeniden hayatımıza sokan ve bunu övünç kaynağı yapan ve hiçbir bilimsel uyarıyı dikkate almayan Kemal Dürüst var. Kolej sınavının geleceğinin hükümet programında nasıl yer alacağını açıkçası merak ediyorum.
Aslında bu hükümet, köhnemiş eğitim bakanlığı örgütlenmesinden başlayarak yeni bir bakanlık örgütlenmesini hayata geçirmelidir. Tarihe karışmış bir bakanlık örgütlenme modeli ile bugüne cevap vermek mümkün görünmüyor. Doğru dürüst bir AR-GE ve Ölçme Değerlendirme Merkezi olmayan, bilimsel çalışmalardan yoksun bir bakanlık örgütlenmesi karmaşaya dönmüş eğitim sistemini ileriye taşıyamaz. Bilimsellikte o kadar uzağız ki Dünya Bankası Raporlarına bile yansıyan “araştırma yapacak elde veri yok” ifadelerinin olduğunu geçmişte yaşadık.
Bugün eğitimde yığınla sorun var. Ortaöğretimin ihtiyaca göre yeniden örgütlenmesinden tutun da, meslek liselerinin kampüsleştirilmesi, öğretmen nakilleri ve istihdamları, öğrenci hareketlerinin doğru yönetilmesi ve yığılmaların önlenmesi, dökülen binaların tamiri ve yeni okul ihtiyaçlarının giderilmesi, teknolojik donanımların tamamlanması gibi… Eğitimde sürenin uzatılmasından(tam gün) bahsedilirken, önce doğru dürüst bir eğitim programının çağa uygun olarak tüm kademeler için yeniden yazılması çok önemlidir. Temel eğitim için eğitim programı çalışmasının yapıldığını ve bitme aşamasında olduğunu biliyoruz. Ayni şeyin ortaöğretim için de yapılması gerekmektedir. Yükseköğretimde YÖK’ün uyarıları dikkate alınmazsa gelecek yıllarda beklenmedik hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Burada eğitimde yaşanan sıkıntıları yazmaya kalksak sayfalar sığmaz.
CTP-UBP hükümetinde Kemal Dürüst’ün nasıl bir performans göstereceğini merak edenlerdenim. Bugüne kadar CTP’nin her yaptığını bakanlık koltuğuna oturur oturmaz değiştiren ve bozan Dürüst’ün yeni dönemdeki performansının ne olacağı, CTP ile uyumlu çalışıp çalışmayacağını hep birlikte göreceğiz.
Bir başka merak ettiğim de gerek eğitim gerekse başka konularda CTP’nin, UBP’nin elindeki bakanlıklara ne kadar müdahil olacağı ne kadar denetleyebileceğidir. Her ne kadar da hükümetin bir bütün olacağı söylense de pratikte bunun ne kadar mümkün olacağını göreceğiz.
Tüm bunlara rağmen bu hükümetin gerecekten reform hükümeti olma şansı da var. Her iki partinin de samimi olması, popülizm yapmadan bir hükümet çalışması yürütmesi durumunda hükümetin başarılı olma şansı var. Zaten bu hükümetin başarısız olması her iki siyasi parti için de gelecek pek parlak olmayabilir.
Alınan bu riskin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
































