Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dünyada genel ekonomik durum

Bugün Ramazan Bayramı’nın 3. günü, yarın da 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın 41. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Nice bayramlara ve barış dolu günlere sağlık ve mutluluk dileklerimle başlamak istiyorum. Halkımızın ve ülkemizin daha refah dolu günlere doğru gitmesini diliyorum. Yeni hükümete de başarılar dilerim. İnşallah yeni öngörülen prensiplerle tarafsızlık ilkesi ve genel kamu yararı yönünde ciddi ve kararlı uygulamalarla halkın beklediği birçok hizmetler gerçekleştirilir. Temennimiz bu.
Türkiye’de ise henüz koalisyon konusunda net bir şey oluşmadı. Olması halinde bu muhtemelen AKP-CHP Hükümeti olabilir ve erken seçime gerek kalmaz. Siyasi partilerin aldıkları sonuçlara göre hükümeti oluşturmaları millete karşı sorumluluklarıdır. Dünyadaki küreselleşen ekonomik ve mali olaylar dolayısıyla bir ülkedeki olumlu veya olumsuz gelişme diğer ülkeleri de anında etkilemektedir. Özellikle de gelişmiş ekonomiler ile ülkelerin en çok irtibat içinde olduğu ülkelerde ekonomik ve mali kararlar veya dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkeleri, gelişmiş ülkelerden daha fazla etkilemektedir. Türkiye de bu küresel oluşumlardan etkilenen ülkelerden biridir. Türkiye, gelişmekte olan ülkeler içinde en dikkat çeken ve geniş potansiyeli ve kaynaklarıyla, genç nüfusuyla mevcut avantajları yanında doğudaki sınır ve sınır ötesi siyasi ve sosyal riskleri de göz önündedir. Dolayısıyla tüm Türkiye’deki iş dünyası ile iç ve dış piyasalar, sermaye çevreleri ve halk Türkiye’de kurulacak Hükümeti beklemektedirler. Kararlarını yönlendirebilmek için. Ve bu konuda gerek beklentilerini gerekse endişelerini siyasilere sürekli aksettirmektedirler. Beklenen, geniş tabanlı ve muhtemelen AKP-CHP Hükümetinin kurulması ve erken seçime gidilmemesidir. Kalkınma süreci içinde olan ülkenin daha fazla beklemeden reform ve koalisyon hükümetince öngörülecek icraatların belirlenmesi ve başlatılması beklenmektedir. Tüm siyasi partilerin, uzlaşı yolunu samimiyetle bulmaları ve ülkede sorunların çözümüne odaklanılması en büyük temennimizdir. Türkiye’de gerek seçimler döneminde gerekse seçimlerden sonra piyasalarda önemli istikrarsızlıklar olmadı. Şimdilik siyasi olumlu beklentilerin hakim olduğu ve dolayısıyla gerek kurlarda gerekse borsada son haftalarda bir dalgalanma olmadığı da görülmektedir. Devlet bütçesinde ise 2015 ilk altı aylık uygulama sonucunda faiz hariç 30.5 milyar TL de fazla verilmiştir. Faizle birlikte hesap edildiğinde de az da olsa yine fazla vardır. Hükümetin kurulması ile olumlu temayüllerin piyasalara yansıyacağı muhakkaktır.
Dış ülkelerden gelebilecek etkilere bakarsak, ABD’de bu yıl içinde faiz artırımı konusu, halâ gündemde duruyor. Bu itibarla özellikle alınması muhtemel faiz kararına göre, faizin arttırılması halinde gelişmekte olan ülkelerin ve dünya piyasalarının olumsuz etkileneceği muhakkaktır. Bu konuda FED’in geçen yıldan beri gelişmekte olan ve yabancı sermayeye bağımlı ekonomilerde, Hükümetlerin reform hareketlerine ağırlık verilmesini ve sadece dış sermayeye bağlı kalınmaması hususunda çok uyarıları oldu. Aynı uyarılar IMF’den de geldi. Ancak ekonomik yapıları değiştirecek gerekli reformlar gerçekleşemedi. Dışa açık etki devam ediyor.
Öte yandan, Çin’in büyümesinde sert düşüşler yaşanmaktadır. Bu da ithalat ve ihracat dolayısıyla diğer ilişkileri olan ülkeleri olumsuz etkileyecektir. Rusya’daki ekonomik kriz de Rus turistlerin hareketine önemli bir gerileme getirdiği cihetle, Rusya’dan gelen turizm gelirinde de bir düşüş olacaktır.
Diğer yandan Yunanistan’ın durumu vahametini koruyor. Yunanistan malûm uzun bir zamandan beri büyük bir ekonomik ve mali kriz yaşamaktadır. Borçları GSMH’nin % 180’ini aşmıştır. 350 milyar Euro borç toplamının geri ödemelerini yıllardır yapamıyor, temerrüde düşme ve Euro bölgesi dışına çıkarılma durumu ile karşı karşıyadır. En son kurtarma paketinin görüşülüp görüşülmemesi konusunda da referanduma gidilmiştir. Referandumdan “hayır” çıkmış olmasına rağmen Çipras, AB yetkilileri, IMF ve ABMB arasındaki görüşmeler devam etmektedir. Çünkü Yunanistan Hükümeti, seçimden önce borçlar konusunda ve AB’nin istediği reform paketinin uygulanmayacağı hususunda halka verdiği vaatlerin gerçekleştirilemeyeceğini ve ödememe durumunda temerrüde düşeceğini, hatta Euro Bölgesi’nden çıkma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, anlamış görünüyor. AB ülkelerinin özellikle güçlü ülkelerin bu konuda ciddi ve kararlı bir tutum izledikleri de aksettirilmektedir. Referandumdan sonra Brüksel’de geçen hafta toplanan Euro grup ülkeleri maliye bakanları toplantısından sonra ısrarla Yunanistan’dan istenen yeni reform ve geri ödeme planı önerisini, Çipras kreditörlere sundu. AB tarafında henüz bir yumuşama görülmemekle beraber bazı üye ülkelerin Fransa dahil ve IMF, Yunanistan’a daha anlayışlı davranma ve hatta borç yükünün bir miktar hafifletilmesi görüşlerini de yansıttılar. Sonuçta yeni anlaşmadan görülen şudur ki Yunanistan geri ödeme planı için bazı reformların yapılmasını tam olarak olmasa bile sosyal güvenlik alanında ve tasarruflar konusunda da kabul etmiştir, ancak geri ödeme miktarını arttırarak kabul etmekle beraber, ödeme süresinin de uzatılması ve yayılmasını istemiş ve Troyka’dan, yeni kredi talebi miktarını da arttırmıştır. Yani sonuçta borcu yine borçla ödeyecektir. Toplam borç miktarı da daha artacaktır. Tam bir çıkmaz içinde. Ancak Euro Bölgesi çoğu ülkelerin de Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkmasını istemedikleri anlaşılmaktadır. Bölgedeki güven bunalımını çoğaltmamak için.
En son Başbakan Çipras’ın Brüksel’deki toplantı sonucu sunduğu yeni öneri planı ve imzaladığı anlaşma konusunda, inanmadığı bir anlaşmaya imza attığını söyledi ve bunun Euro Bölgesi’nden Yunanistan’ın çıkmasını istemediği için bu sorumluluğu aldığını ifade ederek Parlamento’dan destek istedi. Parlamento da bu desteği kendisine geçen gün yapılan oylama ile vermiştir. Bankalar bir haftadan beri kapalı ve ATM’ler günlük kişi başı 60 Euro verebilmektedir. Bankaların açılması Yunanistan’ın AB, İMF ve ABMB ile anlaşmalarına bağlıdır. Ve Yunan hükümeti, bankaları sermayelendirmek için 15 milyar Euro’ya ihtiyaç olduğunu açıklamıştır. Üstelik bu üçlü Troyka daha önce Yunanistan’a yeni kredi vermeyi önce kabul etmiyorlardı. Şimdi bu son anlaşma ile toplam 86 milyar Euro daha kredi vermeyi yani yeni kurtarma parası vermeyi kabul ettiler. Ve yeni borç yapılanması olacak. 7 milyar Euro maliyetli tedbirler de 3 yıla yayılacak.
Bu anlaşma öncesinde referanduma girmeden önce, büyük devletler ABD, Rusya ve Çin başkanları ile de görüşen Çipras, bu konuda destek alamadı. Ve kreditörlerle yeni kurtarma paketi anlaşmasına gitti. Ancak sonuçta referandumla halkın “hayır” desteğini alan Çipras’ın bütün itirazlara rağmen, kanaatimce yeni paketle, eskiye göre daha fazla toleranslı yeni bir paketle kazançlı çıktığı, yeni ve çok önemli 86 milyar Euro’luk miktarda bir kredi ile ve daha uzun süreli bir geri ödeme süresiyle reform gerçekleştirme süresi elde ederek, nefes alacağı bir dönem ve ortamı yarattığı ve elde ettiği belli oldu. Her şeye rağmen çok zor bir durum devam ediyor.