Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KIRK YILLIK TEPKİLER HİÇ İŞE YARAMADI

İktidarın seçim için yaptığı adaletsiz bir çok iş var da, biz en gelenekselinden, istihdamdan gidelim.

Diğerlerini de aynı bağlamda siz değerlendirin. Hiç farketmez.

UBP klasiği seçim istihdamları.

KTAMS geçen bir eylem daha yaptı.  Yasaları Başbakanlığın kapısına bıraktı, seçim yasakları devam ederken de istihdam yaptığını iddia etti.

Seçim yasakları başladı o iş durdu zannederdik ama meğer devam edermiş.

Seçim takvimi başladığı tarihten itibaren şuraya bu kadar, buraya bu kadar denildi durdu.

Başbakanlık bir açıklama yaptı, geçiştirecek sandı. Oysa nafile. Gözüme mi sana mı der eskiler. Aynen öyle. Zaten güven yok ki, doğru da söylese kimse inanmayacak da, bu öyle değil. Herkes kimin ne olduğunu biliyor.

Acı da olsa, bu konu artık kanıksanmıştır. Ve iktidarlar öylesine cesurdurlar ki, halkın da bunu kanıksadığını, hatta talep ettiğini bildiklerinden, vazgeçmeyi akıllarına bile getirmezler.

Sanırım binlerce kişinin “torba” kadro denilerek işe alındığı 1981 seçimlerinden beri sürer gider. O günden bugüne de hiç aksamaz. Geçmişte illa ki o insanların Kamu Hizmeti Komisyonu sınavından geçip, kadro karşılığı bir yasal statüye oturması bir şekilde sağlanırdı. Sonradan, özellikle 90’lardan itibaren çivisi çıktı.Devletin içinde farklı statü ve haklara sahip memurlar türetildi.

Diyeceğim şudur….

Bu haksız, adaletsiz istihdamlara tepkiler her dönem vardı. Muhalefette olanlar da sendikalar da 40 yıldır, eylemleri hiç aksatmadılar. Partiler, seçimlerde bu adaletsizliği iktidar aleyhine bol bol malzeme yaptılar. Hatta yasa dışı istihdam kahramanları sandıklarda cezalandırıldılar.

Pekiiiiii, sorarım size nasıl oluyor da hala aynı hızla devam ediyor?

Demek ki yeteri kadar korkmuyorlar. Onların bu adaletsizliği, devlete bu kötülüğü yapmalarını engelleyecek bir şey yok.

Partileriyle, sendikalarıyla, sivil toplum örgütleriyle muhalefetin verdiği hiçbir tepki yeterli olmuyor, iktidarları yeteri kadar rahatsız edemiyor. Öyle olunca da yine yeniden adaletsiz, haksız istihdamlar….

Devlet kadroları kabiliyeti belirsiz (çünkü KHK sınavından geçmemiş) insanlarla doluyor. Ve sonuçta, bütçenin yüzde 80’i memur maaşına gidiyor.

Küsmece darılmaca yok. Bir düşünün bakalım. Bu sürgitte tepki vermesi gereken grupların suçu yok mu? Bu yönden bakınca, Ortada kesin bir başarısızlık var. Demek ki bunca yıl verilen tepkiler, hiçbir işe yaramamış!!!
Öyleyse?

Bundan sonraki iktidarların böyle yasa dışılıklara tevessül edemeyecekleri bir ortam yaratmak gerekmiyor mu?

Önce kitlesel eylemlerle gerekli kamuoyunu oluşturmak, sonra da yönetime aday olanlardan, gerekli yasal düzenlemeler için taahhüt istemek. Yani bir daha kimse denemeye kalkamasın.

Bunu yapmadığımız sürece şikayetler bir kulaklarından girer, diğerinden çıkar. Ortaya da bugünkünden beter bir ucube çıkar.


YERİN KULAĞI VAR

YETTİ ARTIK: Burada birilerinin kazanma pahasına yarattıkları bölücülük kullandıkları dil, Türkiye basınına da yansıdı. Bir başka ülkenin halk iradesiyle seçilmiş yöneticilerine “içimizdeki Rum dediğimiz budur” diyebildiler. Yetti artık. Amaçları her neyse, tam tersine hizmet ettiklerini öğretsin birileri bunlara. Bu toplum her zaman için kendi iradesini sonuna kadar savunmuştur, savunacaktır da.

TARAFSIZ BRT: CTP bir başka klasiğimizi protesto etti. O da BRT’nin yanlılığı… “Orası Tatar’ın değil halkın kuruluşudur” denilen açıklamada, diğer bütün siyasilerin hakkının yendiği savunuldu. Başbakan’a bir haftada 65 dakika, Erhürman’a 9 dakika….. Tatar Başbakan anladık ama, ya bu uçurum ne? BRT Müdürü de çıktı, “Biz tarafsızız, kimse merak etmesin” dedi. Tamam mı şimdi, oldu mu? Olay bitmiştir, dağılabilirsiniz. Öyle de herşeyi çok fazla merak etmeyin, değil mi ya.

KARANTİNA SUÇUNUN BEDELİ: “Test sonuçlarını beklemeyen tespit edildi, soruşturma başlatıldı…”. Bana ne faydası var bunun? Bakanlık tespit edinceye kadar olan oldu zaten. İşte geçen hafta bunun önlemini almamakta direndiniz. Kapıdan giren ne kendinin ne otelcinin keyfine bırakılmasın dendi, reddettiniz. Al şimdi hapse de at istersen, neye yarar. Yerel bulaşın tek sorumlusu, siyasi iktidardır.

NİJERYALI ÖĞRENCİLER YALANLADI: Yurt Dışında Yaşayan Nijeryalılar Komisyonu’nun “Kıbrıs’ın kuzeyinde çocuklarınız gizemli bir şekilde öldürülüyor, çocuklarınızı oraya göndermeyin” şeklindeki açıklamasına, KKTC’de yaşayan Nijeryalı Öğrencilerin Temsilcisi Evidence Akhayere sosyal medyadan tepki gösterdi. KKTC’de yabancı öğrencilerin bir çok sorunları olmasına karşın, güvenlik sorunu bulunmadığını, yerli halkın kendilerine dostça davrandığını, en önemlisi ölümlü vakaların Nijeryalıların kendi milletlerinden olan insanlardan kaynaklandığını belirtti. Merak eden varsa, öğrencilerin diğer sorunlarının da incelendiği, olayın güneyden farklı olmadığının belirtildiği bu haber Kathimerini’de yayınlandı. Bu arda, Nijerya hükümeti de sanki yeni duymuş gibi, buradaki ölümlerle ilgili tekrar soruşturma açılmasını istedi.

FAREYE BİLE ÇARE YOK: Yetkililerimiz çok daha büyük sorunları kördüğüm etmekle meşgul olduğu için herhalde, fare sorunu gibi ufak işlere vakit ayrılamıyor. Aslına bakarsanız, siyasi iradenin ele alacağı bir konu değil. Bu işi çoktan çözmeleri, önlemeleri gereken onlarca insan var devlette. İş öyle bir boyuta ulaştı ki, son yıllarda ciddi bir ihraç ürünü olan narı da vurduğu söyleniyor. Yarın bunun narenciyeye sıçramayacağının garantisi var mı? Fare tehdidiyle ilgili ilk haberler çıkalı bir ay oluyor. Tarım Dairesi poh poh sonunda zehir dağıtmaya başladığını açıkladı.  Ortada olağanüstü bir durum var, birazcık kıpırdanıp rutininizin dışına çıksanıza.

SAHTE İŞÇİLERE 1500’ER LİRA: Hale bakın, yüzlerce insan pandemi döneminde devletin verdiği 1500 lirayı alamamaktan şikayet ederken, adam oturduğu yerde, klavye başında, yüze yakın sanal işçi üretmiş ve devletten paraları cukkalamış. Sistemimizdeki boşluğu görüyor musunuz? Güvenlik mi desem, kayıtlar mı desem, neresinden baksan laçkalık.


FOTO GÜNDEM

Ersin tatar

UBP’nin reklamını herkes gördü aslında. Ben buraya unutulmasın, arşivde bulunsun diye koydum. Çünkü hayatımda böyle bir kamuoyu etkileme yöntemi görmemiştim. Vicdanlar mıydı etkileyeceğiniz? Pozitif algı mı oluşturacaktınız? Tam tersini becerdiniz.