AN’ı yaşamak var ya; hani geçmişin geçip gittiği artık elde edilemeyeceği ve geleceğin ise çok uzaklarda olduğu, henüz gelmediği için yakalanamayacağı ve insanın elinde kalanın sadece ve sadece AN olduğu! Dolayısıyla ‘AN’ın değerini bilmek lazım’ diyen özellikle varoluşçu filozofların ve yazarların öğütlediği. İşte o AN’ın bilimsel olarak kabul gördüğü ve beynin yapısı ve işleyişine de etki ettiği, bilimsel olarak da ortaya konmuştur.
O halde AN’ı yaşamanın daha da gerekli ve kaçınılmaz olduğu ortada. Felsefik bağlamda AN çok değerli. Mutlu olma, özgür ve toplumsal baskıdan kurtulmanın yolu AN’ı yaşamaktan geçer. ‘Dün neden şeyler gerçekleşmedi?’ derdinden, ‘Yarın ne olacak?’ Kaygısından kurtulabilmeyi başarmaktır AN’ı yaşamak.
Bir müzik parçasını gerçekten dinlemek gibidir; notaların, akorların geçişini de dinleyebilmektir. La minörden mi minöre geçerken, notaların tınısını duyabilmektir. Şarkıyı söyleyen sanatçının beden hareketlerini de görerek, şarkıyı dinlemektir. Davul ve bas gitarın uyumunu da dinlemektir AN’ı yaşamak. Yoksa 4 dakikalık şarkı başlar biter ve hiçbir duygu hissetmeden şarkı gider; tıpkı hayatın insanın elinden akıp gittiği gibi. Anı yaşamak ciddi bir varoluştur. Tüm duyu organları, sinirler ve beyinle orda olmaktır ve zor bir iştir.
Varoluşçu felsefe, eğitim sistemlerinin çocuklara baskı yapmamasını, onları özgür bırakmalarını ister. Özgürlük ise ‘değerler ve normlarda’dır. Toplumun geçmişten getirdiği değer ve normları ZORLA çocuklara ve gençlere öğretmemektedir, onları rahat bırakmaktır. Rahat bırakıp, özgürce kendi değer ve normları kendilerinin oluşturmalarına zemin hazırlamaktır. Onların kendi ilgi, istek ve ihtiyaçlarına göre ‘seçimler yapması’ için eğitim sistemini kurgulamak şart. Bu nedenle AN’ın değerini öğrencilere kazandırmak için eğitimi araç olarak kullanmalı.
AN’ın değeri bilimsel olarak da kanıtlanmış. AN’ı yaşamak vücudun, beynin yapısı ve işleyişini de etkiliyor.
Profesör Daniel J. Siegel ‘Ergen Beyin Rehberi’ kitabında AN’ı yaşamanın beynin yapısı ve işleyişine etkisini aktarmaktadır*. Beyinde ‘bütünleştirme’ oluştırmak için bireylerin kendi içlerine dönerek değerlendirme yapmalarının bilimsel olarak kanıtlanmış yolu oludğunu belirtir ve buna ‘İçsel Zaman’ adını verir.
Siegel, bireyler kısa bir süre de olsa zihin devrelerimizin (kendimiz ya da başkalarının) iç dünyayla ilgilenmesini sağlamazlarsa devrelerin sağlıklı ve güçlü kalmadığını belirtir. Düzenli bir şekilde içsel zaman ayırmak yararlıdır çünkü zihinsel görüş devrelerinin pratik yapmasını ve beynin bütünleşmesini sağlar. Siegel, içsel zaman ayırmanın bir yolunun dazihinsel farkındalığı geliştirmek olduğunu belirtir.
İşte tam bu noktada AN’I yaşamak devreye giriyor. O meşhur felsefik AN. Siegel zihnimizin AN’ı yaşayarak önyargılardan kurtulması ve hayatın umduğu değil, gerçekleşen haline yoğunlaşması konusunda eğitmemiz gerektiğini belirtiyor.
Siegel araştırmlarınAn2I yoğun bir şekilde yaşadığımızda kromozomlarımızın hayatı muhafaza eden uçlarını tamir eden telomeraz enziminin seviyesinin yükseldiğini gösterdiğini belirtir. Hayatın günlük stresi ve doğal yaşlanma süreci dolayısıyla bu kromozom uçlarının yavaş yavaş eksildiğini vurgular.
Telomeraz enziminin artmasıysa daha uzun ve sağlıklı yaşamamıza yardımcı oluyor. Siegel zihinlerini farkındalık yönünde eğitebilenlerin (örneğin meditasyon becerisiyle) AN’ı yaşayabilme seviyelerinin gelişmiş olduğunu, bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalıştığını ve telomeraz seviyelerinin arttığını belirtmektedir.
AN’ı yaşamak ve zihnin dikkatini içimize yoğunlaştırmak, vücudumuzdaki bizleri daha sağlıklı yapan molekülleri değiştirebilir ve hücrelerimizin ömrünü uzatabilir. Dahası Siegel pek çok bilimsel araştırmanın içsel zaman ayırmanın, sosyal ve duygusal zekanın temeli olan zihinsel farkındalığı geliştirmenin akademik başarıyı artırdığını gösterdiğini de belirtiyor. Siegel kitabında AN’ı yaşamanın yöntemlerini de aktarıyor, merak edenler kitabı edinebilirler.
AN’ı yaşamak felsefik olarak pek çok yazarın makalelerine konu olmuştu. Şimdilerde bilimsel olarak da AN’ın beyine etkisi ortaya konmuş. O halde eğitim sistemlerinde AN’ın değerini öğrencilere öğretmek için eğitim programlarına eklenmesi gerekmektedir. Siegel’in de belirttiği gibi AN’I yaşamanın, mutluluğu artırdığı bilindiğine göre içsel zaman programları ile ortaya çıkarılabilen AN’I yaşama, öğrencileri daha mutlu yapabilir. Siegel hatta öğretmenleri bile mutlu yapabilir diye de ekliyor. O halde bu kadar önemli olan AN’I yaşamayı öğretmek mutlu öğrenciler ve öğretmenler ile sonuçla mutlu bir toplum için hemen işe koşulmalıdır. Tabii geleneksel eğitim programlarını rafa kaldırmak öncelikli hedef.
*Daniel J. Siegel (2019). Ergen Beyin Rehberi (Çev. Yavuz Fahir Zülfikar). İstanbul; Tutikitap.
































