Takvim 8 Mart 2020 tarihini göstermekteydi. Bir gün sonra “haber” medyanın manşetinden şöyle ayazlatılıyordu:
“Rum tarafında Koronavirüs vakası görüldü..”
O gün ajandama şu notumu yazdımdı: “Korkulan oldu! Bir bu eksikti. Artık bir de koranavirüsümüz var!”
Ertesi gün Mağusa’da Salamis Otelde kalan Alman turist kafilesinde 65 yaşındaki bir kadının virüsten dolayı öldüğü haberleri yine medyanın manşetlerinden duyuruluyordu. Yanı sıra Almanya’nın göndereceği bir özel uçakla 141 kişilik bu Alman Turist kafilesininin Almanya’ya götüreceği haberleri de vardı.
Bu arada “4 yeni vaka daha görüldü” haberleriyle Güney’deki felaketin ayak sesleri Kuzey’de işitiliyor, Virüsün Türkiye’yi de bin 132 vaka ile iyice sardığı haberleri kuşkularımızla korkularımızda büyüyordu! Hele İtalya ile İspanya’yı izlerken!
…FARKINDA değildik ama ileride dünya tarihine “korkunç” kelimesiyle kazınacak bir bulaşıcı gribin tanığı oluyorduk..
Ve 13 Mart’ta Bakanlar Kurulu kararı ile Tatar Hükümeti bizde hiç de alışık olmadığımız bir ciddiyetle tedbirlerini almaya başlıyordu.. Sınır kapıları kapatılıyor, toplu eğlence ve satış yerleri kepenk indiriyor, okullar zorunlu tatile sokuluyordu.. KKTC de Colid-19 bulaşan insan sayısı ise 5 olarak tespit ediliyordu. Güney’de ise hızlı bir yükselişle bu sayı 26’a dayanıyordu..
***
VE İLERLEYEN GÜNLER
Dünyayı yayılan Koronavirüs’ün başta İtalya İspanya örnekleriyle Türkiye ve Rum tarafını da gözleyip dikkate alarak, Tatar hükümetinin virüsle giriştiği mücadelesini “Köşemde” yorumlayıp değerlendirirken, “başarılı oldu” diyordum.
Halâ da ayni düşüncedeyim: Türkiye ile yıllar sonra yeniden tesis ettiği “iyi ve empatiye dayanan ilişkiler” ötesinde ekonomik yönden başarı gösteremez, üstüne üstlük Sn. Cumhurbaşkanı ile de çatışmacı bir ortam yaratması nedeniyle eleştirdiğim Tatar koalisyon Hükümeti; “doğruya doğru” dediğim yerde “KKTC’i aldığı tedbirlerle virüse karşı çok iyi koruduğunu itiraf ediyordum..”
Şöyle ki her vesile ile kendimizi Güney’le mukayese eder ve neden biz de öyle değiliz derken, söz “Koranavirüs”e geldi mi bu kez tedbirler yönünden Güney’e fark attığımızın itirafında..
Kısaca Rum tarafı Koronavirüs karşısında çuvallarken, Tatar Hükümeti Aldığı tedbirlerle bizi “can pazarından” kurtarıyordu…
***
NEDEN HATIRLADIM?
Neden bunları yazıp yorumlamak gereğini duydum?
Neden koranavirüs’ün yayılmasını önleyen “koalisyon Hükümeti” ayni başarıyı aylardır KKTC’nin ekonomisiyle ilgili uğraşlarında gösteremedi?
Hatta “neden” diyorum? “Neden Türkiye ile son yılların en iyi ilişkilerini kurduğu halde “ekonomiyi” istikrara kavuşturamadı? Ve şu Koranavirüs ortamında bile en büyük sorunu kurumuş kaynaklarıyla “Devlet bütçesi” olmaya devam etti?
ÇÜNKÜ: Tatar Hükümeti Koranavirüs’ü bertaraf etmek için “dünyanın en etkin fakat en antidemokratik silahını kulandı, “yasakları” çalıştırdı!
Tabi Anayasanın verdiği ve “olağanüstü” durumlarda kullanılan “hukuk” içinde..” İki dudak arasından çıkan tek kelimenin bile “kanun” hükmünde olduğu gerçeğinde…
Kısaca Koalisyon Hükümetinin KKTC de Koranavirüs’ün yayılmasını önleme başarısı, tam zamanında aldığı tedbirlerle kademe kademe koyduğu yasaklardı. Ancak bu “yasaklı tedbir ve kanunlar, madalyonun arka yüzünde sırıtılan “toplumsal sorunları” örtmeye yada ötelemeye yetmiyor! Nitekim bugün de Koronavirüs tehlikesi uzaklaşırken, “sosyokonomik” sorunlar beterince büyümektedirler!
ÖRNEĞİN bugün “sokağa çıkmanın bile yasak olduğu gerçeklerde, “bakın trafik ve altyapı sorunları nasıl da ip gibi kesildi” diyebilir misiniz?
Tarlada kalan tarımsal ürünler için, “ne yapalım üretici koranavirüse takıldı” bahanesine sığınabilir misiniz!
Bir aydır kepenkleri inik olduğu için satış yapamayan esnafa, çalışamayan zanaatkâra biraz sabır diyebilir misiniz?
Ötyobüs taksi sürücülerine “sıkın dişinizi az kaldı virüs çekip gidecek” tavsiyesinde bulunabilir misiniz?
Eğitim öğrenimdeki kayıpları görmezden gelebilir, kamu görevlilerinin maaşlarından kesilen yüzde 25 oranındaki paraya vatan millet kulpu takabilir misiniz?!
… YANİ yarın öbür gün “Hükümet” olarak bugünlerin kayıplarını, kesintilerini ödemek zorunluluğunun sorumluluğunda boğazınıza yapışacak “elleri” vatan millet uğruna “fedakârlığa” çağırabilir misiniz?.. ***
BUNLARI NEDEN YAZDIM?
Koranavirüsü en az zararla savmak elbet “başarıdır” ama o “başarı” halkın bedelini ödediği “yasaklı tedbirlere” uymasıyla sağlandı!
Olağanüstülüğün “üstü” gittiğinde geriye kalacak “olağanlığın” gereklerini yerine getirmesi yine Tatar hükümetinden beklenecektir.. Bakalım ayni başarı gösterilecek mi! Yoksa Kıbrıs Türk halkı yine bir erken seçime gitmek zorunda mı bırakılacaktır? Bir süre sonra gelişmelere daha açık seçik ellerken, Tatar Koalisyon hükümetinin de “şah mı yoksa şahmaran mı” olduğunu hep baraber ve toplumca göreceğiz! Çok kalmadı!
































