Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SORUN VİRÜS DEĞİL, SİZSİNİZ:

En büyük sorunumuz virüs olması gerekirken, gördük ki esas korkulması gereken hükümet edenlermiş. Yap bozlar devam ediyor.  Açıkladıkları destek paketini iki gün sonra değiştirmek zorunda kalıyorlar. Düşünülmemiş, danışılmamış, keyfe keder maliyeci kararları…  Gelen tepkiler öyle güçlü oldu ki, altında kaldılar. Çünkü otorite yok, plan program yok, en önemlisi adalet yok adalet…

Ama unutmasınlar, bu günler geçecek ve bu yaptıklarının hesabını mutlaka vereceklerdir…

 

TOPLUMLA DEĞİL KENDİNİZLE BARIŞIN ÖNCE:

Son yılların en başarısız hükümeti ile karşı karşıyayız. Ne tuhaftır ki herkesin gördüğü başarısızlıklarını başarı gibi gösterme gayretleri daha da dibe vurmalarına neden oluyor. Topluma birlik, beraberlik çağrısı yapan hükümet kendi içinde birliği sağlayamıyor. Maliye Bakanı başka, Başbakan Yardımcısı başka, Başbakan ise bambaşka konuşup onların söylediklerini yalanlıyor. Birinin ak dediğine bir diğeri kara diyor. Mevcut hükümet iki değil, on başlı bir hükümet. Başbakan hem yorgun, sinirli, hem de ipleri elinden kaçırmış durumda. Kakıp da toplumsal barış ve birliktelikten söz edeceklerine bunu önce kendi içlerinde sağlamaya baksınlar…

 

KİME SORDUNUZ?:

Hükümet kapalı olan yerleri bir miktar açmaya niyet etmiş. Bu kararı verirken, bilimsel direktiflere uygun hareket ettiklerini düşünmek isteriz. Ancak doktorlar bir bir çıkıp “açmayın, lütfen açmayın, hiçbir şey hazır değil, başa çıkamayız” diye yalvarıyor. Peki bu kararı alırken, kimlerle istişare ediyorlar o zaman? Temelinde siyaset olmayan, teknokrat bir hükümet olsaydı, bunların hiç birini yaşamayacaktık.

 

İSPİYONA BAK:

AKP’nin KKTC Temsilcisi olduğunu ilan eden Mehmet Demirci, oturmuş bir rapor yazmış. Rapor değil, müzevirlik. İfadeye bakın; “KKTC ekonomisi ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilir. Böylesi bir kriz muhalefet tarafından Türkiye’nin desteklediği bir hükümetin başarısızlığı olarak yorumlanacaktır. Haliyle bu tablo Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yansıyacaktır”. Dahası da var; “KKTC Hükümeti önceliği kendi vatandaşlarına vermektedir”. Bunları söyleyen, neredeyse tüm ömrü bu topraklarda geçmiş, burada seçilip mevkilere gelmiş biri. Yoruma gerek yok…

BU NE SORUMSUZLUK:

Yahu biz haftalardır çocuklarımızı görmüyoruz, bu nasıl iş? Maronitler güneyden ve kuzeyden gelmişler, sınır kapısında buluşmuşlar, biri ötekine 13 kilo da tavuk vermiş… Güney’den gelenin aldığı tavuklar imha edilmiş olmasa haberimiz olmayacak.  Her iki tarafın sorumluları, bu insanların ne ayrıcalığı var ki, sınır kapılarında muhabbet yapmalarına izin veriyorsunuz?

 

SUSMA ZAMANI DEĞİL:

Bir sözüm de muhalefete. Tamam böylesi bir zamanda siyaset yapmak, eleştirmek doğru değil diye düşünebilirsiniz.  İyi güzel de adamların her yaptığı dibine kadar siyaset. Toplumun her kesiminde çığlıklar yükseliyor. “Aman bu günlerde bir şey demeyelim” dediğinizde, kimsenin size “aferin” demeyecek. Tam aksine, esas böyle zamanlarda muhalefet görevinizi yapmalısınız. Siz sustukça onlar daha da cesaretleniyor. Meydanı bunlar bırakmak yerine çıkın ve yanlışlarını çok daha yüksek sesle  yüzlerine söyleyin. Zaman susma zamanı değil…

ŞAKA GİBİ:

Hükümetin aldığı kararlarla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan DP Milletvekili Serdar Denktaş, “Bir bulmacam var çocuklar! Herkesin bir şey alacağını zannedip kimsenin bir şey almadığı kararı alıp herkesi kara kara düşündürene ne denir?” ifadelerini kullandı. Aslında herkesin cevabını bildiği oldukça zor bir soru sormuş Serdar bey…