KKTC’de eğitim Covid-19 virüsü nedeniyle 10 Mart itibarı ile durdu. Elbette uzaktan eğitim uygulamaları ile öğrenciler desteklenmeye çalışılıyor. Bu uygulama zorunlu değil de isteğe bağlı olduğu için de, sunulan servisin ne kadar etkili olduğu da bilinmiyor. Zaten eğitim kayıplarını tamamen gidermesi de mümkün değil…
Hal böyle iken eğitimi de yeniden planlamak gerekiyor. Eğitim kayıplarının nasıl giderileceğini farklı senaryolar üzerinden bugünden planlamak en iyisi… Bunu şimdiden yapmalıyız ki hazırlıksız yakalanmayalım.
İlkokullarda Akademik Takvim’e göre normal şartlarda ders kesimi 5 Haziran olarak görünüyor. O güne kadar hiç okula gidilmeyecekse 55 günlük bir ders kaybı olacak.
Ortaöğretimde ise ders kesimi 22 Mayıs. Bayram sonrası da sınav haftası ve ardına bütünleme sınavları var. 30 Mart-6 Nisan arasında yapılması düşünülen ara sınavları da çıkardığınız zaman ders yapılmayan gün sayısı 44 olur.
Bu durum bize gösteriyor ki hem ilkokulda hem ortaöğretimde öğrenci değerlendirmeleri daha az ve daha dar zaman içerisinde yapılması gerekiyor.
Peki bu kayıpları gidermek için nasıl bir planlama yapmalıyız? Bu disiplinler arası bir çalışma gerektirir. Yani Covid-19 salgınının ülkedeki seyrinin ne olabileceği üzerinde elbette o konunun uzmanları ile istişare edilerek olası senaryolar üzerinde planlamalar yapılmalıdır.
Dışardan gözlemleyen biri olarak KKTC’de Covid-19 ile mücadelede ciddi bir koordinasyonsuzluk olmasına rağmen vaka ve ölüm sayısının Avrupa ülkelerine göre düşük olduğu söyleyebiliriz. Ancak bu Covid-19’un bir de bulaş halinin zirve yaptığı bir nokta olduğunu söylüyor uzmanlar… İşte KKTC’de bu dönemin hangi dönem olduğunu açıkçası bilemiyorum. İngiltere’de uzmanlar bunun Nisan ayının ikinci dönemi olacağını söylüyorlar. İngiltere’de genel kanı okulların Eylül ayında açılacağı yönündedir. Ancak son günlerde Covid-19 salgının gidişatına göre Mayıs veya Haziran ayını da dillendirenler var.
KKTC’de de çeşitli senaryolar konuşuluyor. Şu sıralar en çok konuşulan konu Ramazan Bayramı sonrası yani Mayıs ayı sonunda ilk ve orta öğretimde eğitime başlanabileceği yönündedir. Tabii ki ülkedeki sağlıkla ilgili uzmanların buna onay vermesi gerekiyor. Umarım böyle bir planlamada çocukları Temmuz-Ağustos sıcağında okullara taşımayız. Bir de unutmayalım ki şu anda çocuklar tatil değildirler. Sokağa çıkamıyor, arkadaşları ile buluşup oynayamıyor ve sevdikleri şeyler yapamıyor. Bu dönemi tatil olarak algılamamak gerekir. Elbette eğitim kayıpları önemli ama oyun da önemli, tatil de… İki öğretim yılı arasında dinlenemeyen bir çocuğun bir sonraki öğretim yılında sıkıntılar yaşayabileceğini de unutmamak gerekir. Bu senaryoda belki okullar Haziran sonuna kadar devam edebilir. Böylesi bir planlamada 6 haftalık sürede 26 günlük ders günü var. Bunun öğleden sonra da takviye edilmesi durumunda eğitimde yaşanan kayıpların büyük bir kısmını gidermiş oluruz. Tabii ki bu süreçte öğretim programlarında da bir sadeleştirmeye gidilmesi gerekiyor.
Hangi senaryo olursa olsun ilköğretimde Kolej sınavı, Lise son sınıf öğrencileri için YKS ve KKTC’deki üniversitelerin giriş sınavları var. Planlamalar bu sınavlar dikkate alınarak yapılması lazım. Örneğin kolej sınavının yaz sonuna bırakılması, bu çocukların bütün yaz dershanelerde dirsek çürütmelerine neden olacaktır. Dolayısı ile her ne olursa olsun Kolej sınavı yaz başında yapılıp bitirilmesi gerekmektedir. En kötü ihtimalle Haziran sonu…
Elbette eğitime başlayıp başlayamayacağımızı Covid-19 belirleyecek. Esas sıkıntı eğer eğitime Eylül ayında başlanacaksa, zaman çok sıkışacak ve bizi daha zor ve sıkı bir öğretim yılı bekleyecek. Aslında işte o senaryoyu da şimdiden planlamak gerekiyor.
































