Sanırım insanlar kendilerini yönetsinler diye niçin liderler yaratıp seçimler yaptıklarını.. Neden kendilerini seçimler sonucu o liderlerle oluşan Yönetimlere teslim ettiklerini… Şu Koronavirüs salgını nedeniyle bir kez daha anladık..
Hatta şunu da anladık: İyi ve doğru yönetilen ülkeler Koronavirüsü en az zararlarla atlatabiliyorlarken, bunu başaramayan ülkeler kitleler halinde yurttaşlarının ölümlerine neden oldular.
BİLİYORSUNUZ: Büyük Devlet deneyimimiz olmamasına karşın söz konusu “seçenler ve seçilenler” dolayısıyla “yönetenler ve yönetilenlerin” oluşturduğu zıt güçler dengesinde, KKTC’nin kurulduğu günden beridir “seçilmişler” yönünden en büyük şikâyetimiz “iyi yönetilmediğimizdir!”
Pekala ama insanlar eğer “sürü” değillerse neden “yönetilmeyi” istesinler? Neden “iyi” ve “kötü yöneticiler” ayırımı yapsınlar?
Çünkü insanlar “Devletler yada Yönetimlerle” birlikte kaim olmadılar! Topluluklar halinde yaşarlarken bile her zaman olduğu gibi aralarındaki en güçlü insan kimse, ona sığınıp onun arkasından yürüdüler.. Kendilerini bekalarını o güçlü liderlerinin dirayetli denen önderliklerine teslim ettiler. “Yönetilmeyi istediler ki “yönetimler” doğdu!
BUNCA bilineni niçin hatırlatmak gereğini duydum? Çünkü Koronavirüs olayı bir kez daha gösterdi ki evet bazı ülkelerdeki “siyasi yönetimler” halkları için vardırlar..
Bu düşünceme karşılık gerek Türkiye’ye gerek KKTC’e onca zafiyet ve becerisizlikleriyle oluşmuş “Devlet ve “yönetim” erkleri yönünden baktığımda pek tabi çelişkiye düştüğümün farkındayım.. Ne var ki “Koronavirüs” ile ilgili tedbir ve yurttaşları korumak için gösterilen büyük çabalarla fedakârlıklarına baktığımda “başarılıdır” dermemek de insafsızlık olacaktır..
Ki Çin, İtalya, İran, İspanya gibi ülkeler virüs konusunda çuvalladılar!
OYSA! İşte o “çelişki” diyeceğim ve “büyük ülkelerin” tedbir yönünden büyüklüklerine hiç de yakışmayan koronavirüs karşısındaki zafiyetlerine karşılık bizim gibi alt kümelerdeki, hatta “kötü yönetimler” olarak ifade edilen ülkelerin dolayısıyla KKTC’nin felaketin yayılmasını önlemek konusundaki becerileri mucize olmalıdır..
BUNA karşılık bir “büyük gerçek” değişmedi ama: “Büyük ülkeler” yine büyüktürler. “Küçükler” Koronavirüsü en az hasarla atlatmış da olsalar yine küçük kalacaklar!
İşte asıl sorun diyorum: Her şey olup bittikten virüs yenik düştükten sonra yarın bu virüsün yarattığı sorunlar nedeniyle zaten var olan sosyoekonomik sorunların kat kat katlanacağı gerçeklerde, yine mağduriyetlerle istikrarsızlığa düşecek olanlar arasında KKTC de olacaktır..
NİTEKİM şimdilerde Koronovirüs tedbirleriyle takdiri hak eden KKTC Yönetimine bakarken; yine bu köşeden “pekala ama neden bugüne kadar diğer yönetimlere fark atacak iyi ve başarılı oluş performansını gösteremedi diye soracağız!”
Yoksa olağanüstü hallerde “ben yaptım oldu” derken gösterilen Yönetim iradesi, çok partili demokratik yönetimlerde (öyle bir gelenek oluşmadığı için) ayni başarıyı gösteremiyor mu? İlginç!
Sonuçta “iyi yönetilme hasretimiz hâlâ devam etmektedir” diyeceğim…
***
KORONAVİRÜS GİDER.. YA SONRA?
Dün Havadis Gazetesi”nin Manşetinden duyurduğu Türkiye’den uçakla gelen 60 TC ve KKTC yurttaşıyla ilgili bir söyleşi haberi vardı.
O yolculardan bir genç KKTC’ye geldikten sonra 14 gün karantinada kalacaklarını bildiklerini söylüyor ve şöyle diyordu:
“Herkes ne yapacağını biliyordu… Havalanına indikten sonra muhaceret işlemlerimiz bir görevli tarafından yapıldı. Aprondan otobüse bindirildik ve İtfaiye çıkışından ayrıldık… Bavullarımız çantalarımız ilaçlandı. Otele tek tek alındık. 14 boyunca alacağımız hizmetler konusunda bilgilendirildik. Herkes tek kalacak şekilde odalarına yerleşti. Türkiye’de bile böyle profesyonel uygulama görmedim…”
VE dün ben de “köşemden” iyi yönetilen Koronavirüs mücadelesiyle ilgili düşüncelerimi yazarken “fakat bir gün sona erecek” düşüncemle “olası sosyoekonomik sorunlara dikkati çekiyor hatta örneklemeler yaparak bazılarının daha çok müzmin hale geldiklerini hatırlatıyordum..
(Ki bugün de yukarıdaki yazımda iyi yönetilen Koronavirüs’le mücadeleye yönelik başarılı önlem ve çalışmalara karşın; ayni Hükümetin öteden beri sosyoekonomik yönden başarılı olamadıklarını yazdımdı!)
SORUN devam ediyor. Sonuçta virüsün üstesinden gelinecek ama yıllardır “kötü yönetildik” deyişimize nazire bu kez de “bugünlerin yarattığı olağanüstü sorunları” mevcutlarına ekleyecektir diyorum…
Yani bugün KKTC’ye uçakla gelip karantinaya alınan bir genç insanımızın “Türkiye’de bile böyle profesyonel uygulama görmedim” gibilerinden takdirlerle karşılanan Hükümetin performansının, yarın Kıbrıs Türk halkına nasıl yansıyacağı çok tartışmalı olmalıdır!
NİTEKİM evet gerekmedikçe sokağa çıkmayacağız.. Evet gerekmedikçe alışveriş yerlerinde topluluklar yaratmayacağız.. Evet hijyen koşullarına riayetle sabırla evde oturtarak tehlikenin geçmesini bekleyeceğiz…
SONRA? Bir gün denecek ki “ hadi bakalım işinize gücünüze, okulunuza işyerlerinize, görevinizin başına… Koronavirüs de gitti zorunlu tatil de bitti!”
Bakın şimdi Hükümet sürekli yazdığımca Koronavirüsle ilgili çalışmalarında eğer başarılı oluyorsa bunun büyük nedeni halkın “alınan tedbirlere, kanunlara uyması, emredilenleri yapmasıdır.. Yani çıkarılan ilgili kanunlarea uymasıdır.
FAKAT yarın olağan sürece geçildiğinde bugünlerin “her türlü kayıplarla zararlarının” hem telafisi istenecek hem faturasının karşılığı.. Hükümet buna da hazır mı? Ki daha şimdiden bazı esnaf ve zanaatkârlar, satıcılar, işçiler falan soruyorlar: “Bugünlerin kayıpları nasıl karşılanacak?” “Ödemeler dengesi bozuldu nasıl ödenecek?” “Eve kapandık ama bu nedenle su elektrik harcamalarımız arttı!” Vesaire..
Bu sorulara bugünden cevap verilmezse yarın Korona virüs gider yerine “virüs de korona” gelir bilelim!
































