Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

“Yaşamayı çok seviyorum”

Akdoğan’da yaşayan,  Luricinalı Yusuf Kartal, 1 ay sonra 105 yaşına girecek. Kartal’ın, hiçbir sağlık problemi yok ve hiç ilaç kullanmıyor. 80 yıl çalışan, 5 çocuk, 11 torun sahibi asırlık çınarın hayata bağlılığı hayranlık uyandırıyor

“HAYAT ÇOK GÜZEL”: Bundan tam 104 yıl önce, 12 Mart 1916’da, Luricinalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yusuf Kartal’ı, Akdoğan’daki evinde ziyaret ettik. “Hayat çok güzel, daha uzun seneler yaşamak istiyorum” diyen Kartal’ın, bir asrı aşan yaşam hikâyesini ve gençlere tavsiyelerini dinledik

 

“CANIM NE ÇEKTİYSE YEDİM”: Bir ay sonra 105 yaşına girecek olan Yusuf dedeye, uzun yaşamın sırlarını sorduğumuzda, “Ağzıma sigara sürmedim, hiç içki içmedim. Canım ne çektiyse yedim. Hep hareket halindeydim” cevabını verdi. Yusuf dedenin, tansiyon, şeker gibi sağlık problemleri yok ve ilaç kullanmıyor

Kartal, kimseden yardım almadan yürüyebiliyor, gözleri rahatlıkla görüyor

Pınar BARUT

Yusuf Kartal ortaokul yıllarından itibaren, müteahhitlik yapan babasının yanında çırak olarak çalışmaya başlamış, mesleğin inceliklerini öğrendikten sonra da, usta olarak aynı meslekte kendi yolunu çizmiş.

23 yaşındayken, 60 yıl bir yastığa baş koyacağı Kezban Hanım ile evlenmiş ve 5 çocuk sahibi olmuşlar. Yusuf dede, bir asrı aşkın ömrüne, 20 yıl yapıcılık, 30 yıl köy kahveciliği sığdırmış. Tabi bu arada 11 tane de torun sahibi olmuşlar.

Emekli olduktan sonra da çalışmaya hiç ara vermeyen Yusuf dede, uzun yıllar köy bakkalı işletmiş ve motoruyla piyango bileti satmış.

Eşi Kezban Hanım, 19 yıl önce bu dünyadan göç edince, Yusuf dede, onu seven köylülerinin, evlat ve torunlarının desteğiyle, yaşama sıkı sıkıya tutunmaya devam etmiş.

“Hayat çok güzel, daha uzun seneler yaşamak istiyorum” diyen Yusuf Kartal’ı evinde ziyaret ettik ve 104 yıl önce Luricina’da başlayan, 45 yıldır da Akdoğan’da devam eden yaşam hikâyesini ve gençlere tavsiyelerini dinledik.

 

Luricina onun için ayrı bir yerde…

Soğuk havaya rağmen güneşin ısıttığı avluya çıkan ve bizi kapıda karşılayan Kartal’ın, 104 yaşında olduğuna inanmakta zorlanıyor insan.

Bir asrı aşan bu hikâye nerede başladı diye sorduğumuzda, Yusuf dede hüzünleniyor biraz. Çünkü her ne kadar 45 yıldır yaşadığı Akdoğan’ı çok sevse de, aklı hala doğduğu köyde.

Beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak Luricina’da dünyaya gelen Yusuf dede, “Çocukluğum çok güzel geçti, çok mutluydum” diyor önce. 1974 yılına kadar da Luricina’da devam ediyor hayatına. Baba mesleğini orada öğreniyor, evliliğini orada yapıyor ve orada baba oluyor. Bu yüzden Luricina onun için ayrı bir özlem hikâyesi.

 

Evlat ve torun acısı da yaşadı…

“Ortaokul’a kadar okudum, sonra babamın yanında çıraklığa başlayıp, yapıcı ustalığını öğrendim” diyen Yusuf dede, 23 yaşına geldiğinde ise 60 yıl bir yastığa baş koyacağı Kezban Hanım’la evleniyor. Bu evlilikten de ikisi kız, üçü erkek, beş çocuk dünyaya geliyor.

Yusuf dede, en büyük oğlunun ve 12 torunundan birinin de acısını yaşamış bu yıllar içinde. Sohbetimizde bize eşlik eden Suna Hanım ise Yusuf dedenin, Güzelyurt’ta yaşayan en küçük kızı.

“Babam ölmekten çok korksa da, yaşama olan bağlılığı bu korkunun önüne geçiyor” diyen Suna Hanım, babasının hiçbir sağlık problemi yaşamadığının ve hiç ilaç kullanmadığının altını çiziyor. Ayrıca ailede Yusuf dede kadar uzun yaşayan kimse olmadığını da belirtiyor.

Suna Hanım, babasının sürekli bir bakıcısı olmasına rağmen, sürekli Akdoğan’a babasının yanına geliyor. Zaten köylüler de Yusuf dedeyi iç yalnız bırakmıyor.

 

“Gücümün yettiği yere kadar çalıştım”

Asırlık çınar Yusuf Kartal, 104 senelik ömrünün kaç senesini çalışmakla geçirdiği sorulduğunda da yine bizi etkileyen bir cevap veriyor ve “Sonuna kadar işledim. Gücümün yettiği yere kadar çalıştım” diyor.

Çalışmanın belirli bir zamana bağlı olmadığını, insanın kendini iyi hissettiği her zaman çalışması gerektiğine vurgu yapan Kartal, emekli olduktan sonra da dolu dolu 40 sene daha çalışmış.

İki sene öncesine kadar motosikletini de kullanıyormuş Yusuf dede. Köy kahvesinde zaman geçirmeyi sevdiğinden, “Güzel havalarda evde duruyordum” diyor.

 

“2026 yılını da görmek istiyorum”

İki ay sonra 105 yaşına girecek olan Yusuf dedeye, uzun yaşamın sırlarını sorduğumuzda, “Ben ağzıma sigara sürmedim ve içki içmedim. Ama canım ne çektiyse yedim. Hep hareket halindeydim” cevabını veriyor.

Bugün bile istediği her yemeği yediğini, sadece şekerli ve hamur işi gıdaları tercih etmediğini söyleyen Yusuf dedenin, tansiyon, şeker ya da kalp gibi sağlık problemleri olmadığı gibi, sürekli kullandığı bir ilaç da yok.

Gözleri net bir şekilde gören, sesleri rahatça duyabilen ve hafızasında hiçbir problem olmayan Yusuf dedenin hayali, nedendir bilinmez 2026 yılını görmek.

“Ne kadar daha yaşayacağımı Allah bilir ama 2026 yılını da görmek istiyorum” diyen asırlık çınara, biz de sağlıkla yaşayacağı daha nice yıllar diliyoruz.