Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HAYAT HATALI MI YAŞANIYOR?

 

“Müzik olmadan, hayat bir hata olur.”

Müzik, hangi türden hangi sesten olursa olsun insanlığın hayatında varolagelmiş bir yaşam biçimidir.

Müziksiz hayat düşünülemez.

Gerçekten de Friederich Nietzsche’nin söylediği gibi “müzik olmadan, hayat bir hata olur” du o zaman…

Müzik tarihçileri ve müzikologlar müziğin evrimi üzerinde kafa patlatmışlardır.

Tarihöncesi insanlığın hayatında bile müzik olduğunu belirten müzikologlar vardır.

Onlara göre müzik sözle başlar; yani insan sesi ile.

Bir müzikoloğun “İnsan sesi çalgılardan eskiye uzanır” demesi bundan olsa gerek.

İlkel kabilelerin ağaç kovuklarından çıkardıkları müziksel sesler, insan sesinden “çığlık” şeklinde biçimlenen müzik yanında gelişmiş enstürmanlar olarak kalır…

Bazı arkeolojik bulgulara göre bulunan insan kemiklerinde çeşitli delikler görülmüş.

Bu kemiklerin ilk üfleme enstürmanı olduğuna dair görüşler ileri sürülmektedir.

İnsanlar, seslerini üfleme aletlerinde biçimlendirmeyi öğrenmişlerdir; ve araştırmalara göre telli çalgılar çok sonraları müziğe dahil olmuştur.

Gizem Mutlu Kaya adındaki bir yazar “Müziğin Doğuşu” adlı yazsının bir bölümünde şunları yazar:

“Dünyada ilk yaşayan insanların kulakları ve sesleri olduğuna göre, müzik hep vardı. Belki de çok az şey bilirdi bu insanlar ama güneşi, ayışığını, dağı, dereyi, ormanı, denizi, fırtınayı çok iyi bilirlerdi. Bu kadarcığını bilmek ve duygularını dile getirmek için de müzik gerekliydi. Bu insanların da sevgileri, öfkeleri, inançları, yasları ve gündelik çalışmaları vardı. Müzik aslında bu sevinçlerden, sevgiden, çalışmaktan, acı ve yastan, inançtan doğmuştur diyebiliriz. Yüzde yüz bir sessizliğe kimse katlanamaz.”

Müziğe ilgi duymanın “profesyonellikle” bir ilgisi yoktur.

Müzik hayatın bir parçasıdır ve nefes alan her insanın hayatında şu veya bu şekilde müzik vardır; eğer yoksa hayat gerçekten bir hatadan ibaret olur; yaşanmasa daha iyi o zaman!

Bazan ta ilkokul çağlarında ve okul sıralarında kulağınızda kalan bir okul müziği, ömür boyu hatıralarınız arasında yer tutar.

O ezgi her hatırlandığında, hatırlanan şey aslında yaşanan bir dönemin hikayesi veya tarihi gibidir.

O ezgiyi her duyduğunuzda örneğin 1960’lı yılların Atatürk İlkokulu aklınıza gelir; o dönemin bütün hatıraları o ezgide kendisini bulur sanki.

Müzik hem insan “ruh” unun, hem tarihin, hem kültürün bir parçasıdır…

İnsanlar topluca yaşamayı öğrendikçe müziğin de çeşitli fonksiyonları olmuştur.

Sırasında iletişim aracı olarak kullanıldığı gibi, propaganda aracı olarak da kullanılır hale gelmiştir.

Ne var ki müzik müziktir ve insanın kendi, Fikret Demirağ’ın sözü ile, “içovası” ile ilgilidir en önce.

Ve gerçekten “Yüzde yüz sessizliğe kimse katlanamaz.”

Ama bizim coğrafyada hayat hatalı mı yaşanıyor, orasını bilemem…