Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İşte 56 yıl sonra yazabildiklerim!

Dünkü “Pazar Sohbetime” şöyle bir giriş yaptımdı. “Müzakere masalarında çözümcülük oyunu oynarken bir yıl daha geride kaldı kalacak. Ki 45 hatta Kanlı Noel’den bu yana 56 yıldır aramızdan ayrılanların senetsiz sepetsiz, terekesiz  koçansız evlatlarına bıraktıkları tek mirastır çözümsüzlük! Kader değildir ama öyle oldu…”

Tabi ki bu bir yakınmadır! Çünkü 1974’de kazanılan zaferle elde edilen “başarı” doğru orantılı değildir. Umut edilen “aydınlık yarınlar” da değillerdir! Ortada bir yanlış vardır. Fakat ne?

(BU sorunun cevabını vermeden önce bugünlerde ağıtları yakılan, yeniden gözyaşlarıyla anılan, artık yetişmekte olan yeni nesil insanlarımızın,  yaşamadıkları için bilmedikleri 1963 Kanlı Noel’ini  lanetlerken, şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık afiyet dilerim…) Fakat:

Bilir misiniz, o insanlarımızın hatta “çok geç de olsa varsın 1974 Barış Harekâtı sonrası olsundu, görmek istedikleri tek şey “Kuzey vatanında özgür ve egemen bir Türk Devletiydi!”

Kİ ne diyordum yıllarca? “Dünyada ilk kez Türkiye dışında bir Türk Devleti..”

“Dünyada ilk kez siyaset platformlarında bayrakları yan yana asılacak Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti!”

(Güney Rum Yönetimi ile Yunanistan bu “hayallerini” gerçekleştirdiler ki AB’lerde, BM’lerde, Doğu Akdeniz’de birlikte uçuyorlar! Bizse Anavatanla birlikte çekiyoruz!

Nitekim  Uluslararası platformlarda “Anavatan” dediğimiz Türkiye’nin “kuyruğu” bile  olamadık! Kaldı ki birlikte uçacaktık!

Kİ böylesi  yaslı ve matemli  günlerimizde   son meşum ve melun haber de Trump’lı Amerika’dan geldi! Rum Yönetimine yönelik silah ambargosunu kaldırmakla kalmadı.. Rum Yönetimine her yıl artacak olan 3 yıllık dış askeri finansman desteği de öngördü!..

Yani lamı cimi yok. İlle de 1974’ün son dönemlerde sınır ötesi harekâtı ile şimdilerde Libya ile anlaşmasının… Rövanşını alacaklar!

İşte 56 yıl sonra 1963 “Kanlı Noel” Yıldönümünde ancak bunları yazabiliyorum!

****

Böyle de var olunmaz ki!

1974’den beridir bir “Ada Ekonomisi” lafı söylenegelir ama kimse izahını yapamaz. Çünkü:

ÖNCE ortada  üzerinde ciddi ve büyük tartışmaların yapılacağı bir “ekonomimiz” yoktur!

Çünkü KKTC 3 bin kilometre karelik coğrafi konumuyla ağır sanayiyi taşıyamayacak kadar  küçüktür!

Çünkü: Hafif sanayiyi  geliştirmiş olsa bile siyasi çözümsüzlük ve ambargolardan dolayı Türkiye dışına açılması mümkün değildir. Kaldı ki hatır için bile Türkiye’ye hangi sanayi ürününü satacak ki?

Öte yandan tarım sektörümüz de yahey, ürettiklerimiz bize bile yetmiyor!

BU nedenle ne zaman aklımıza “Kalkınma” geldiyse “Turizmi” çağrıştırdı!

Ne var ki Yukarıda bazılarını vurguladığımız nedenlerden dolayı KKTC’yi turizmin  cazibe merkezi yapamadık. Kaldı ki turizmin olmazsa olmazı olan Hava yollarımızı da batırdıktı ki  bugün TC’nin bazı  havayolu şirketlerinin insafında ve  attıkları kazıkların acılarında uçuyoruz!

FAKAT tüm bu açmazlara karşın KKTC’de gelir getirici  iki büyük sektör yarattık: Biri Üniversiteler, diğeri Lüks Otellerdeki Casinolar..  Ve evet şu anda KKTC’nin “gelirler hanesinde” başı çeken bu iki sektördür..

NİTEKİM geçtiğimiz hafta  bir “mülakatında   diyordu ki Dilek Kırıcı’ya  “Casino İşletmeciler Birliği Koordinatörü Ayhan Sarıçiçek: “Turizmin içinden casinoları çıkarırsak geriye kalanın turizm sayılmayacağını hep birlikte göreceğiz!”

MAALESEF doğrudur! Ki KKTC’de 34 Casino varmış. Buna 20 Üniversite’nin yüz bini aşan öğrencilerini de katın.. İşte yerel gelirlerimiz! Ötesi tüm Kurumlar ya zararda, ya atıl durumda yada batıp gitmişler ki devlet kadavralarını bile kaldıramıyor!

TABİ üzerine yapışmış  spekülasyonu silkip atamayan “İnşaat Sektörünü” de es geçemeyiz!

Direkt “Vergilerden” ise çoktan umut kesildi çünkü hâlâ  “zararlar beyanlarından” kurtulan olmadığı için kimse vergi vermiyor! Zaten vermek istese de “Devlet almasını beceremediğinden yine alamıyor!”

PEKİ ama Kanlı Noel’in üzerinden 56 yıl  yani yarım asrı aşkın bir süre geçmesine ve 1974 sonrası Devlet iddiamızda   hâlâ bu kısır döngülü hallerimizi mi konuşacaktık? Ki hâlâ Vatan dediğimiz Kuzey’de Rum mülkünün siyasi ve ekonomik durumunu bile çözemedik, kaldı ki “Kıbrıs sorununu” çözüme götüreceğiz..

Hem de açık seçik seslendirilen iki gelir kaynağıyla: “Casinolar ve Üniversiteler!” Şöyle ki batsalar yada devreden çıksalar  KKTC gümleyecek! Olmaz ki böyle de yaşanmaz, var olunmaz  ki!                                                               *****

Kısaca takıldığım: (Gazeteleri okuyamamak!)

Diyor ki bizim Halil hoca, “söyle o gazetene (dolayısıyla diğer gazetelere de) artık haberlerini makalelerini  gözlükle bile okuyamıyoruz!

Haklı şikâyet! Ki artık gazetelerde sadece başlıklar okunabiliyor!

Tabi anlıyoruz: Kâğıttan tasarruftur.. Daha çok haber ve makale sıkıştırılmasıdan kaynaklıdır.. Yani teknik ve ekonomik bir zorunluluklardandır  ki zaten gazeteler Devlet yardımlarıyla ayakta durmakta!

Fakat albenisi olmayan yani “kendini vitrinleyemeyen” bir gazetenin ne haberi ne Köşesi okunur! “Hele de bizim gibi “uzun yazanlar” hiç okunmazlar!

Ben gazetelerin “okunamamazlığını,” uykusuz akşamlardan sabahlara kadar  fedakârca sarf edilen o “emek ve terin” karşılığı olmadığına inanıyorum.