“Cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız” şeklindeki soruları en çok geçiştiren veya “gündemimiz cumhurbaşkanlığı seçimi değildir” diye yanıtlayan CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman adaylığını ilk açıklayan oldu.
CTP Genişletilmiş Parti Meclisi toplanarak Erhürman’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı teklif etti ve O da kabul etti.
Bizzat katılmadım ama canlı yayından izlediğim kadarıyla Erhürman’ın adaylığını ilan ettiği toplantıya hatırı sayılır bir katılım vardı.
Erhürman, CTP’nin içinde bulunduğu dağınıklığın farkında bir şekilde ve bu dağınıklığı gidermek amacıyla uzun bir süredir parti içi toplantılar yapıyor ve adaylığı tartıştırıyordu.
Önce CTP’nin yetkili kurullarında sonra 5 ilçe örgütünde ve nihayette CTP’ye gönül verip de CTP üyesi olmayanlarla biraraya geldi.
Erhürman bu toplantılarda bir başka ismin aday olması gerektiğini duymadı ama “henüz erkendir, toplum seni seviyor, bir sonraki seçime kal” diyenleri duydu.
Ama sonuçta “CTP kendi adayı ile yarışmalıdır, bu aday da Erhürman’dır” diyenler çoğunlukta olmalı ki CTP geniş katılımlı bir toplantıyla Erhürman’ın adaylığını açıkladı.
Erhürman’ın CTP’li olmayan seçmenler arasında da bir desteği olduğunu gözlemlemekteyim.
Ama ilginçtir bugüne kadar yapılan ve açıklanan anketlerde Erhürman hep üçüncü çıkıyor ve ikinci tura bile kalamıyor.
Anketlere yönelik en sert eleştirileri yapanlardan birisi de benim. Hatta bazı anketlerin sipariş üzerine uyduruk anketler olduğunu da düşünüyorum.
Hepsini toplayıp da bir sonuca ulaşmak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama geçmişte CTP’ye oy verip de Mustafa Akıncı’ya yönelenleri gördükçe de ikinci tura kalması için Erhürman’ın çok daha etkileyici bir tavır ortaya koyması gerektiğini de düşünüyorum.
Bu bahsettiğim kesim CTP üyesi veya CTP’ye gönül verenler değildir.
Gerçi onlar arasında da Akıncı’ya yönelenler var ama bahsettiğim kesim yüzde 15 olan CTP kemik oyu dışında CTP’ye oy verip de yüzde 35’lere çıkaranlardır.
Gidişata göre bu kesimin tavrı Tufan Erhürman’ın akıbetini belirleyecek.
Görünen odur ki Akıncı faktörü nedeniyle Erhürman çok zorlanacak.
***
Başbakan Ersin Tatar “partimin emrindeyim, halkımın emrindeyim verilen görevi yerine getirmeye hazırım” diyerek aslında adaylığını duyurmuş oldu.
Kamuoyundan çok da ortağı Kudret Özersay’a idi bu duyuru.
Özersay’ın itibarları sıfır eski döneklerle yürütmeye çalıştığı operasyon tam anlamıyla çöktü.
Evet evet, Özersay’ın Ersin Tatar’a yönelik yapmaya çalıştığı operasyonlardan bahsediyorum.
Birincisi “hükümet kurulurken Özersay’a söz verdi cumhurbaşkanlığına aday olmayacaktı” operasyonuydu.
Tatar bu operasyonu çok basit ve rahat bir tavırla savuşturdu:
“Evet aday olmayı düşünmüyordum, yeni başbakan olmuştum ve başbakanlıkta devam etmek istiyordum. Özersay’ı destekleyelim teklifini partime götürdüm ama bir tek kişi bile bunu desteklemedi. Büyük çoğunluk benim aday olmamı istiyor” dedi.
Böylece “UBP’lileri iktidara taşıyalım onlar da oylarıyla Özersay’ı cumhurbaşkanlığına taşısın” şeklindeki akıl fukarası proje çökmüş oldu.
“Tatar İngiltere’ye gidemez” şeklindeki proje de çökünce Özersay ortada kaldı.
Bu arada UBP içinde aday olamaya niyetliler de hüsrana uğradılar.
Sırf bu nedenle Zorlu Töre’nin bu aralar bozuk çaldığı ve Tatar’a küstüğü söyleniyor.
UBP’nin gücünden dolayı Ersin Tatar’ın ikinci tura kalma potansiyeli yüksektir.
Eğer UBP’li olmayıp da UBP’ye oy veren seçmen ikna edilirse.
***
Mustafa Akıncı ve Serdar Denktaş henüz adaylıklarını açıklamadılar.
Serdar Denktaş’ı doğrusu çok merak ediyorum.
Politik gelişmeleri etkileme deneyimi ve yeteneği olan Serdar Denktaş’ın ne yapacağına bakmak lazım.
Mustafa Akıncı yeni yılla birlikte sahaya çıkacak.
Seçimlerin akıbetini belirleyecek güce sahip olduğunu söylememe gerek yok herhalde.
Peki Kudret Özersay’ın akıbeti ne olacak?
Bence kesinlikle aday olmalı.
Aday olmalı ve O’na yönelik henüz flu ola fotoğraf netleşmeli.
Bu toplum gerçek yüzünü ancak o zaman net bir şekilde görebilecek…
































