Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Komşu” neden sertleşiyor!

Rum tarafı bir süredir nedeni kendinden menkul olmalı KKTC’ye yönelik bazı kararlar almaktadır. Örneğin Kuzeye geçecek Rumlara yeni tedbirler getirmek, bundan sonra pasaport talep edecek Türklere kısıtlamalarda bulunmak gibilerinden tutun ki “yaptırım” kokulu kararlar!

Aslında Güney’in böylesi karar ve ambargolarına şerbetliyiz çünkü  1974’den önce de çok gördüktü ekonomik baskı ve yasaklarını!

Fakat bu defakilerin o günlerin çok gerilerde kaldığı gerçeklerde bir farklılığı vardır. Bunu anlayabilmek için “Kuzey’in Güney karşısındaki siyasi ve ekonomik konumunu iyicene tartıp ölçmek gerekir. Ki son günlerde Anastasiadis’in de sıkıntısını oluşturan budur. Hemen yazayım:

GÜNEY’in öteden beri müzakereleri de kullanarak gündemde tutmaya çalıştığı  tek derdi, “Rum Cumhurbaşkanının Kuzey’i de içine alacak şekilde tüm Kıbrıs’ın cumhurbaşkanı olduğu imajını çakmaktır!”

Eğer böyle bir derdi olmasaydı zaten Kuzey’e dönerek “ne haliniz varsa görün diyerek müzakere kapılarını kapatırdı.

Fakat bunu yaptığı anda da Kuzey’in meşru Devlet olarak tanınmasının yolunu açardı! Ayni zamanda  “Türkiyesiz bir Kıbrıs” gözetirken, tam aksine Kuzey’i Türkiye’nin vilayeti konumuna sokacak siyasi ortamı da hazırlardı.

OYSA önceki Cumhurbaşkanları,  şimdilerin Anastasiadis’i biliyorlar ki eğer   Kuzey’i kaybetmek istemiyorlarsa, ellerini üzerinden çekmemeleri gerekir!..

Nitekim son dönemlerde Rum liderliği Kıbrıs konusunda sertleşen Türkiye’ye karşı adanın tek meşru Devleti olduğunu hatırlatırken,   amiyane ifadesiyle “Kuzey de bizim elimizdedir eğer istersek kaderini de biz tayin ederiz”  imajını çakmaya çalışıyor!

Tabi nafile bir çaba! Çünkü bundan sonra  bu adada 1974’de oluşan “iki ayrı bölge iki ayrı yönetim realitesini ancak yeni bir savaş  değiştirebilir!”

*****

NÜFUS ARTIŞININ ÇOK GERİSİNDE KALDIK!                                                           

Uzun süredir neden bu ülkede et, süt ve mamülleri pahalıdır tartışmalarına  noktayı koyacak son açıklama “Kasaplar Birliği” ile “Süt üreticileri Birliği” Başkanları Mehmet Karadayı ile Halil Akbıçak’tan geldi.

“Açıklamalarını”  tutun ki 450 bin nüfuslu Türk toplumunun da bilmesine karşın; gelip giden hükümetlerin soruna çare bulamadıkları için dolayısıyla “bilmedikleri” gerçeğinde çok basit ve yalındı:

Çünkü diyordu Kasaplar Birliği Başkanı Akbıçak ile “SÜTEK Başkanı Karadayı,  “bu ülkede hayvan sayısında ürkütücü bir düşüş vardır” nokta!

BUNA karşılık bir başka ürkütücü gerçek daha vardır ama:

Hayvan sayısı düşerken insan sayısı artmaktadır!

Ve sadece et, süt” değil! Artık gelip giden hükümetlerin üstesinden gelemedikleri tüm sorunların temelinde işte bu iki “zıtlık” vardır.. Ki yazıp söylemeye başladığımızda kargalar henüz Mağusa’dan Lefkoşa’ya göç etmedilerdi!

Dolayısıyla” çok geç de olsa “olayın nedenine bir vurgu daha yapayım:

Örneğin yarın yağmur yağacağını yada fırtına kopacağını meteorolojinin hava raporlarından  öğrenirsem ne yaparım.   “Gerekli tedbirleri alırım.” Bu kadar basit!

Dolayısıyle sorun işte buydu!   Bilinmeliydi ki  ki “artan nüfusla” birlikte “ihtiyaçlar” da artar!

Bu nedenle memlekette bakkal dükkânı gibi üniversite açıp sonra  ta Afrikalardan Japonyadan öğrenci geliyor diye lafazanlık etmek yetmezdi! Bu yüz bin üniversiteli öğrenciler yanı sıra gelen turistlerle ötesi ziyaretçiler, “geçici” de olsalar KKTC de “nüfusumuz kadar nüfus” oluştururlarken bilinecekti ki  bu insanlar yiyip içecek, giyinip kuşanacak, gezip tozup eğleneceklerdi.  Bu olanakları onlara sunmak için daha çok üretim gerektiği de açık seçikti.

Oysa biz artan nüfusumuza ve dıştan gelen ziyaretçilere sadece “pahalılık” altyapı yetersizliği sunduk!   1974’den sonra sürekli artan nüfusa cevap verecek “plan ve programları” yapsak bile  uygulamadık! Dolayısıyla ne oldu?

Ekonominin yazılmayan kuralıdır: Nitekim onca cezalandırmalara karşın Güney’den et kaçakçılığını önlemek mümkün olmadı! Çünkü ihtiyaç var. Eğer o ihtiyaç karşılanmazsa “kanunlar” bile bile çiğnenir.. Olmadı Güney’e geçilir Avro’nun pahasına karşın hem daha ucuz hem daha kaliteli ürünler Rum çarşılarından satın alınır!..

VESSELAM gene tamburanın teline vuracağız: Devlet kurduk ama olamadık!

*****

KISACA TAKILDIĞIM: (FİKRİ ATAĞOĞLU)

Bir zamanlar “   Mağusa kartaldı!” Yükseklerden uçar yeri geldiğinde Lefkoşa Krallığına şerh de  koyardı ambargo da! Rahmetlik Denktaş’ın bir ayağı Mağusa’daydı. Hükümetlerde Bakanların yarısı da Mağusa’dan oluşurdu!

Gitgide  yıldızı söndü! Çünkü Mağusa “tabandaki işçi emekçi örgütlerini kaybetti!” Mağusa Limanı Şirketiyle birlikte göçüp giderken sesi soluğu kesildi! Siyasi iradesi TC’den gelenlerin oluşturdukları gettolar karşısında iflas etti!”  Tutun ki Üniversite öğrencileriyle birlikte kabuk değiştirirken ruhu da değişti!

BU nedenle uzun yıllardır  siyasi arenanın sadece seyircisi durumundaydı! Fakat geçtiğimiz günlerde uzun yıllar sonra ilk kez Mağusa’dan bir Milletvekili Fikri Ataoğlu, DP başkanlığına getirildi. İyi başlangıç! Tebrik eder başarılar dilerim. Mağusa için de hayırlı olsun..