Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC’yi seven, sevmeyen ne demek…

Siz bölücülük kışkırtma yapacaksınız biz sıkılmadan deşifre edeceğiz…

Belki 6 aydır giderek yükselen çirkin bir propaganda.

Kim Türkiye’yi daha çok sever, kim KKTC’yi sever ya da sevmez.

Bunu bir grup marjinal yapmıyor, bu söylemler, ülkeyi yönetenlerin dilinde.

Nasıl bir garabettir bu?

Sırf cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma adına, bu halka bu devlete böyle bir kötülük nasıl yapılır…

Ersan Saner, daha önce de başka konularda çok eleştirdiğim bir isim. Ancak bu son dönemde, UBP’nin Genel Sekreterliğine geldikten sonra, tanıdığım karakterinden çıkmış, bambaşka biri olmuş sanki.

Yalnız değil tabii. Partisinin Başkanı Ersin Tatar’dan başlamak üzere, aşağıya kadar her kademeden birileri sürekli aynı mesajı veriyor.

Adayları KKTC’yi sever, diğerleri sevmez… Onun için onların adayı seçilmelidir.

Ne kadar ucuz…

Son söylemi şu Saner’in; KKTC’ye inananlar yüzde 65’miş, Cumhurbaşkanlığı makamında KKTC’yi seven, KKTC’nin varlığı ve halkın esenliği için çalışan bir başkan görmek isterlermiş.

Ayıp yahu…

Kendi devletinin sevilip sevilmediğini tartıştıran, bu kötülüğü yapan  bir siyasetçiye ne denir acaba?

Ya da bu yüzde 65’in dayanağı nedir, kanıtı nedir?

Devamında da  “kimseyi ötekileştirmeden” diye bir ifadesi var.

Kim kimi ötekileştiriyor? Bu söylemleri kim çıkartıyor? “Biz onlara barakacılar diyoruz” diye Türkiye basınına beyanatlar, “marjinal azınlıklar” diye küçümsemeler…

Kendi kafalarınca halkın yüzde 35’ini ayırmışlar, hedef gösteriyorlar, kışkırtıyor, bölüyor, ayrıştırıyorlar. Sağdaki dağınıklığı böyle aşmaya çalışıyorlar. Beyhude.

Bu söylemleriyle yaptıkları sadece, kendi aleyhlerine bir durum yaratır, UBP karşıtlığını güçlendirir. ‘Böyle devam etsinler iyidir’ denebilir. Hayır kabul etmem. Toplumu bölerek yapılan bir iş, ne sebeple olursa olsun, iyi bir neticeye varmaz.  Bu halka, bu ülkeye yapılan en büyük kötülüktür. Şu anda  yaptıkları da budur.

Kirli propagandanın mantığını analiz etmeye çalışmak bile abes ama, madem yüzde 65 KKTC’yi sever, geriye kalan yüzde 35 sevmez, öyleyse Akıncı’nın son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı yüzde 60’lık oy nedir? O oyların içinde senin tabanın da yok mu?

Bir şey daha hatırlatayım. KKTC’yi seven, sevmeyen diye bölerken, aslında çözüm isteyenler, istemeyenler ayrımı yaptıklarını biliyoruz. Masadaki son anlaşmayı imzalayan efsane lideriniz Derviş Eroğlu değil miydi? Onu nereye koyuyorsunuz? Bu yüzde 35’in içine mi? Bak nerelere gidiyor söyledikleriniz…

Buysa seçim propagandanız siz bitmişsiniz demektir.

Topluma verdiğiniz zararı, toplum kendi tamir eder. Şu anda görüyor ve endişeyle izliyor. Ama böyle devam ederseniz kitle partisi niteliğinizi de çok kısa sürede kaybedeceksiniz. Asıl marjinalleşen siz olacaksınız.

Kimi kime karşı kışkırttığınızın farkında bile değilsiniz.

Başaramayacaksınız! Bilmediğiniz, hesaba katmadığınız şey, bu toplumun asgari müşterekleridir. Sizin istediğiniz gibi bölünmedi, bölünmez, üstesinden gelir.

Ama diğer yandan, toplumun birliğini, bütünlüğünü bozmak anayasal bir suç olduğu gibi, onu kaşıyan da kendiliğinden silinir gider.  Görüyorum ki, bunu da göze almışsınız…

YERİN KULAĞI VAR

VAR MISINIZ?:

Yeni bütçe dönemine girdik. Sözüm, bu ülkeyi çok sevdiklerini her fırsatta dile getirenlere. Başta Cumhurbaşkanılığı olmak üzere, örtülü ödenekten, siyasi partilerin her yıl aldıkları milyonlarca liralık devlet katkısından kesinti yapılmasına; bu paraların  ülkenin ihtiyacı olan ve kaynak yetersizliğinden yapılamayan yollara, sağlık hizmetlerine, yeni okul yapımına harcanmasına var mısınız? Yıllardır bu fedakarlıkları hep vatandaş yapıyor. Bu kez de siz katkı koyun…

BİRLİK UBP ALTINDA OLUR:

YDP sağda bir birlik olmaması halinde seçimi sol bir adayın kazanabileceğini söylüyor ama UBP Genel Sekreteri Saner, “anketler UBP’li bir adayın kazanabileceğini gösteriyorsa UBP kendi adayıyla seçimde yerini alır” diyerek, sağda olası birliğin, bir “çatı adayı” altında değil, UBP’li adayın altında olmasını istiyor. Yani Saner sağ seçmene ve partilere diyor ki, gelin bizim göstereceğimiz aday oy verin…

 SEÇİME KADAR DEVAM:

Önce doğu bölgesi emirnamesi, ardından muhaceret, ikamet ve vize tüzüğü ile hedef tahtası haline getirilen İçişleri Bakanı Baybars’ın, olası bir kabine değişikliğinde görevden alınacağı konuşuluyor. Son olarak Tüzük sulandırması, vatandaşlık yasasının gecikmesi gibi icraatları ile partisindeki bazılarının da tepkisini çeken Baybars, aynı zamanda Başbakan Tatar tarafından da eleştiriliyor. Belli ki ortaklar arasında görüş ayrılıkları yaşanıyor. Bunlar hükümetin bozulmasına kadar gider mi derseniz, biraz zor. UBP-HP hükümeti cumhurbaşkanlığı seçimine kadar kör topal gider. Onun ardından ya kabinede bazı değişiklikler veya yeni bir hükümet modeli görürüz gibi geliyor.

VATANI SEVMEK:

Seçim yaklaşıyor ya, bizimkilerin vatan millet ve bayrak sevgisi de doğal olarak doruğa çıktı. Her ağzını açan bu ülkeyi ne kadar çok sevdiğinden söz ediyor. Ama bunları söyleyenlere bakıyorum da, bu çok sevdikleri, ölümü bile göze aldıkları  vatanları için en kutsal görev olan askerlik görevini ya hiç yapmamış, ya bedelli yapmış, ya da bir yolunu bulup çürüğe çıkmış. Demek ki vatanı sevmek boş laflarla olmuyormuş…

 RESMEN DALGA GEÇİYORLAR:

Tarih Haziran 2016, Sağlık Bakanı Sucuoğlu Lefkoşa’ya yapılması düşünülen yeni hastahaneyle ilgili İstanbul’daki çalışmalarını tamamladı… Ağustos 2017 TC Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, KKTC’ye yapacakları hastanenin kapalı alanının yaklaşık 200 bin metrekare olacağını kaydetti… Ağustos 2018, Sağlık Bakanlığı Lefkoşa’ya yeni bir hastane yapılması için hedef koydu. Yeni hastahane sözünün üstünden 3 yıl geçti… Ve Kasım 2019, Sağlık Bakanı Ali Pilli, “Lefkoşa’ya yeni bir hastane yapılması olmazsa olmazımızdır…”dedi. Resmen dalga geçiyorlar…

 POLİS SAYISINDA DA BİRİNCİYİZ:

Polis sayımızın yetersizliği, şehir efsanesi gibi herkesin dilindedir. Oysa elime bir liste geçti. AB ülkelerinde en çok polis güney Kıbrıs’taymış. Her yüz bin kişiye 573 polis düşüyormuş. Bunu bizim rakamlarla hesapladım, KKTC’de her yüz bin kişiye düşen polis sayısı 666…. O halde, böyle bir listede başı biz çekeriz. Hala daha da polis alıyoruz. Planlama yapma yeteneğimiz yok ya, varsın gizli işsizlik olsun, en kolayı biz yenilerini alalım…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Senin eğer çocuklara eğitim verecek okulun yoksa, sağlık hizmeti için acil servislerin dolup taşmışsa, yollar sığmıyorsa araçları, kanalizasyon sistemi çökmüşse ve bu ülkenin daha fazla bir nüfusu hazmetmeyeceği halen görülmüyorsa… Niye söyleniyorum, boşu boşuna… Ne de olsa kararı ‘şeyhler’ verecek (!)…”

DİPTEKİLER

Bölücülük: Seçim propagandası olarak hortladı bölücülük. Bir siyasi parti, bir grup, adı ne olursa olsun, bölücülük üzerinden politika yapma düzeyine düşmüşse, kendini sorgulamalıdır. Topluma verecek bir şeyi olmayanların işidir bu. Halkın belli bir kesimini, diğerine kışkırtma suçunu işlemeyi göze alan bir siyasi oluşum, tehlikelidir. Ne acıdır ki, bugünlerde alabildiğine körükleniyor. Halkın sağduyusunu koruması şart. Oyuna gelmek, kendi kendimize yapacağımız en büyük kötülük olur. En iyi iş, gülüp geçmek olmalı. İtibarsızlaşsın, sönsün gitsin…