İnsanlara normali anlatmakta zorlanan bir toplumuz. Bu özelliğimiz ise bize, zorluklar çıkartmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
Özellikle mülkiyet konusunda “Ben yaptım oldu” tavırları şimdi de gelecekte de başımıza çok işler açmaya adaydır.
Maraş konusunda, ellerinde orijinal tapuları olan insanlara rağmen, Osmanlıların fethi sonrasında paşalara verilen toprakların esas sahiplerinin paşaların adlarını taşıdığı vakıflara ait olduğunu savunmak, hukukla alakamız olmadığının da kanıtı olmuştu.
Yargıtay Hukuk Mahkemesi, Salı günü açıkladığı kararla, 1974 te orijinal koçan sahibi olanın, mülkiyette TEK HAK SAHİBİ olduğunu açıklayarak, mülkiyet konusunda, geriye dönüş yollarını tıkamıştır.
İlginç olan nokta, bu kararın, HAVADİS dışında hiçbir gazete tarafından haber değerinin GÖRÜLMEMESİDİR.
Çarşamba günkü Havadis gazetesinde , Taşınmaz Mal Komisyonu Başkanı Ayfer Sait Erkmen’in önemli açıklamaları olmuştur:
Erkmen TMK’nun Maraş ile ilgili davaları görürken, 1974’teki koçanlara bakacağını, geriye dönük usulsüzlük olsa bile, araştırmakta yetkilendirilmediği için, inceleyemeyeceğini açıkladı.
Erkmen “ Normalde müracaat sahiplerinden araştırma belgesi isterdik. Bu karardan sonra 1974’teki koçanı kim tutuyorsa, onu mal sahibi kabul edeceğiz.”
Yargıtay Hukuk Mahkemesinin ve sonrasında TMK Başkanı Erkmen’in açıklamaları, önemli sonuçlara yol açacaktır:
Öncelikle, Maraş konusunda halkın zihnini bulandıranların pozisyonu uzun süre tartışılacak ve bu yanlış izlenimi yaratan politikacıların güvenirliği sorgulanacaktır.
İkinci olarak, “Ben yaptım oldu” anlayışı, uluslararası hukuk karşısında büyük bir yenilgi almıştır. Bu karar gelecekte, Kuzey Kıbrıs’taki mülkiyet rejimini de derinden etkileyecektir.
Zaten, tüm eşdeğer işlemlerinin, çözümle birlikte yeniden, adil olarak ele alınması gerekmektedir:
Kuzey Kıbrıs’ı yönetenlerin UYGULAMALARINDA, Güneyde gerçek MAL SAHİBİ olanların malları yağmalanmış ve 20 dönüm araziye karşılık, hak sahiplerinden bazılarına 1 dönüm bile verilmemiştir.
Güney’de malı olmayanlara, evler ve yüzlerce dönüm arazi verilmiştir.
Bu durumu savunan politikacıların olması ne kadar acıdır.
Geçmiş yönetimlerin, Kıbrıs Türkünün orijinal mallarını bu kadar değersiz göstermeleri, bize ait olmayan Maraş mallarını sahiplenmek istemeleri, nasıl izah edilebilir?
Kuzey Kıbrıs’ta 1974’tten sonra, mülkiyet alanında çeteleşmelerin olduğu açıktır.
Eşdeğer ve Tapu’da çalışan bazı insanların aşırı zenginleşmesi bile, bu alanda yağmaların olduğunun kanıtıdır.
Yargıtay Hukuk Dairesinin çoğunlukla aldığı karar ve TMK Başkanı Erkmen’in tarihi açıklaması, birçok kişi tarafından görmezden gelinecek ve bu kurumlar sert bir şekilde eleştirileceklerdir. Ancak bu gibi kurumların ayakta durmaları, Kıbrıs Türkünün geleceği için UMUTLARIN yaşamasının habercisidir.
Havadis dışındaki haber kaynaklarının, bu önemli konudaki pasif ve görmezden gelme tutumları da mutlaka bir yere NOT EDİLMELİDİR.
































