Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yine viran eyledik perdeyi!

Tabi ki Sn. Akıncı Cumhurbaşkanı oluşunun yetki ve sorumluluğunda Kıbrıs Türk halkını ve KKTC’i temsil etmektedir.

Dolayısıyla ister resmi ister gayri resmi olsun.  Açıklamaları ve sosyal medyadan halka ilettiği mesajları çok açık seçiktir ki “yapıcı, kucaklayıcı, bilgilendirici hatta olaylara bağlı olarak hissiyata hitap eden ayni zamanda moralleri yükselten içerikte olmalıdır zaten öyle de olmaktadır..

Bir örnek vereyim “Siyasi eşitlik olmazsa olmaz” diyen de Sn Akıncı’dır “Türkiye’nin garantörlüğüne inanan” da..

Bunları savunduğunda “muteber” bir Cumhurbaşkanı olmaktadır çünkü her iki  sunum da halk katlarında kabul edilen siyasi ilkelerdir.

…PEKİ ne oldu da Sn. Akıncı, sınırındaki teröristleri saf dışı etmek için harekete geçen Türkiye’nin hışmına uğradı?

(Yazımı uzatıp sıkıcı hale getirmek pahasına, geçen günlerde konuyla ilgili yaptığım bir yorumu özetleyerek yineliyorum:)

…Sn. AKINCI önce “böylesi bir mesajı yazmak zorunda bırakıldığını” vurguluyor ve özetle şöyle diyordu:

“…Türkiye’nin Suriye’deki son operasyonu konusunda  sürekli üzerime geliniyor. Kimi görüşümü merak ettiğinden ama birçoğu da kendi politik amaçlarına malzeme yapmak telaşıyla sabırsızlanıyor. Bazı çok bilmişler bu sessizlik üzerine komplo teorileri bile icat etmeye başladılar…”

Mesajının devamında ise Sn. Akıncı, “kanlar akmaya devam ederse (Suriye’de)  barışa ulaşmanın mümkün olmayacağını fakat  Türkiye’nin bu barışı sağlayacağına, akan kanları durduracağına inandığını” beyan ediyordu.

Ayni zamanda Sn. Cumhurbaşkanı söz konusu mesajında, Kıbrıs siyasi sorununu  olumlu yönde etkiyecek şu görüşünü de serdediyordu:

“…Türkiye ile Suriye arasında en erken zamanda ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin büyük yararı olacaktır. Bunun öncesinde Türkiye’nin Mısır dahil diğer bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin de düzeldiğini görmek en büyük dileğimdir. AB ile kavgalı değil, işbirliği içinde bir Türkiye, herkes için daha iyi olacaktır…”                                                          *****

…ŞİMDİ soralım: Var mı bu yazılanlara bir itirazınız? Hatta altına imzanızı bile atarsınız değil mi? Nitekim ben de söz konusu yazımda “doğruya doğru yapıcı  bir dilek” dedimdi..

Fakat bu mesajının hemen devamında  Sn. Akıncı o hepimizin bildiği “doktrinel misyonuna” dönüş yaparak, “akan kanlar su değildir” diyordu..

…Ben ilgili yazımda “Keşke Sn. Akıncı mesajını bu son iki kelimeyle, yani  “iyi olacaktır” kelimeleriyle noktalayabilseydi dedimdi..

…BU gelişmelerin sonucunda UBP’nin Ankara’yı da tahrik ederek  Akıncı üzerinden “müzakerelerin” seyrine olumsuz etki edecek siyasi tasarruflarda bulunması, açık seçik 2020’deki Cumhurbaşkanlığı seçimini gözeten bir “fırsat politikasına” dönüştürüldü!

Nitekim “Sn. Akıncı’nın müzakerelerden çekilmesini istemesi  ne politikaya sığdı ne barışa! Üstelik “iç barışa” vurulan büyük bir darbe oldu!

…Sn. AKINCI’yı beğeniriz beğenmeyiz. “Sonuçta KKTC’nin Cumhurbaşkanıdır müzakerecimizdir..”

Ki çok merak ediyorum: Yaratılan bu tatsız olaylardan sonra “Hükümetle Cumhurbaşkanlığı” halkın esenlik ve mutluluğu yollarında hangi yüzle nasıl bir araya gelecekler?

Kısaca Sn. Akıncı’ya zarar verelim derken, yine    yıktık viran eyledik KKTC perdesini!                                       **********

KISACA TAKILDIĞIM: (DENETİMSİZLİK!) …Anlı şanlı fakat vergilerini vermeyen marketlerden iki defadır arka arkaya aldığım paket sütler bozuk çıkmaktadır!

…Türlü çeşitli markalarla ithal edilen Avrupa peynirleri hem pahalı hem yenmeyecek kadar tuzludur.  Bazen da ekşimiş ve pis kokulu olmaktadırlar!

Ve tabi tuz deposu haline getirilen hellimlerimiz!

…Bifbörger, salam gibi ürünleri almaktan korkuyorum çünkü “malzemelerinin” ne kadar sağlıklı olduğu şüphesindeyim!

Keza paketlere konmuş parça tavuklar her halde dondurulup yeniden çözüldüklerinden yada çözükken yeniden dondurulduklarından renkleri sararmış, tatları ekşimtırak, kokuları da bir tuhaf olmaktadır!

…Çürüdükleri halde inadına tezgâhlarda tutulan domatesler hıyarlar!

…Bozulmaya yüz tutmuş türlü çeşitli sebzeler, dışları sağlam gözükmesine karşın kestiniz mi içlerinin erimişliğiyle kapkara olan şeftali erik gibi meyveler! Vesaire..

…BİR süre önce Türk Veteriner Hekimler Birliği yaptığı açıklamada, Hayvansal gıdaların denetiminde büyük aksilikler olduğunu vurguluyordu..

Veteriner hizmetlerinin çok az olduğunu, kendilerinin Birlik olarak bu konuda “istişareye” açık olduklarını beyan ediyorlardı.

BAKIN  Kıbrıs gibi günlük güneşlik bir adada “kanserden, genç yaşlarda kalp krizlerinden,” ölüyoruz..

Kolesterol, tansiyon,  diyabetik gibi rahatsızlıklardan kırılıyoruz!

Bunların “yediklerimiz içtiklerimizle” mutlaka bir bağlantısı vardır.

Fakat işte şu “Trafik sorununda” olduğu gibi  “sapır sapır dökülmemize, ölmemize karşın alamadığımız “tedbirler” bir yana.. Bari “denetimlerini” yapabilseydik!

Aslında KKTC’nin en büyük “hastalığı, arızası, ağrısı “denetimsizliklerdir!” Yasaları çıkarırız ama “denetimlerini” yapmayız.. Eee artık yapın!