Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

“Yabancı başka, Türk başka”

Açık Maraş’taki vakıf malları üzerinde oturan Türklerin durumu merak konusu oldu. Milli Arşiv eski Müdürü ve vakıflar konusunda uzman Mustafa Haşim Altan konuyla ilgili Havadis’e ilginç değerlendirmelerde bulundu:

 

Pınar BARUT

Kapalı Maraş, gerek doğal zenginlikleri ve lüks otelleriyle, gerekse bir dönem dünyaca ünlü isimlere ve Avrupa’nın en zengin iş insanların ev sahipliği yapmasıyla, Akdeniz’in en önemli turizm merkeziyken, uzun yıllardır “Hayalet Şehir” olarak anılıyor.

Kapalı Maraş’taki mallarla ilgili, son dönemlerde Türk tarafının attığı adımlar ve Vakıflar İdaresi’nin “Maraş Vakıf Malıdır” sloganıyla yaptığı kampanyalar gündemdeki yerini korurken, bu kez de Maraş’ın açık bölümünde, Türklerin yerleştiği vakıf arazilerin durumu gündeme geldi.

Mustafa Haşim Altan
Mustafa Haşim Altan

“Neticede bizim insanımız. Ama…”

Milli Arşiv eski Müdürü ve vakıflar konusunda uzman Mustafa Haşim Altan, Açık Maraş’taki vakıf arazilerinin durumuyla ilgili Havadis’e değerlendirmelerde bulunarak, Vakıf arazileri üzerinde fili olarak Türklerin oturması ile bir yabancının oturmasının farklı şeyler olduğunu savundu.

Altan, “Sizin kendinize ait tarlanızı, çocuğunuzun işgal etmesi ile bir yabancının işgal etmesi arasında nasıl bir fark var ise bu da öyle bir farktır. ‘Netice de bunlar bizim insanımız’ dersiniz” diyerek prensip olarak Vakıflara ait olan bir mülkün, ancak o vakfın yöneticilerinin ya da malı vakfedenin koyduğu şartlara bağlı kalınarak, resmi bir şekilde kişilerin kullanımına verilebileceğini belirtti.

 

“İki şekilde de hukuk dışılık var”

Vakıf malları üzerinde, gayri resmi şekilde oturanın, ister Türk isterse yabancı olsun, hukuk dışı bir olgu ortaya çıkardığını ifade eden Altan, Açık Maraş’taki vakıf malları üzerinde oturan Türklerin durumunun da devletin yöneticileri ile vakıf arasında masaya yatırılacak bir konu olduğunu söyledi.

Açık Maraş’taki vakıf malları üzerinde oturan Türklerin durumunun, savaş sonrası bir zorunluluk hali neticesinden meydana geldiğini, o dönemde çözüm olarak böyle bir yol bulunduğunu belirten Altan “Savaştan dolayı önüne geçilemez bir durum ortaya çıktı. Vakıflar, bu mazereti kabul edebilir. Ama bu mazeret, sonradan bu mülkü kullananların ona sahip çıkabileceği anlamına gelmiyor” dedi.

 

“Devlet, Evkaf’ı mağdur etmeyecek bir çözüm bulmalı”

Açık Maraş’taki vakıf arazilerinin üzerinde oturan Türklerin mazeretleri, her ne kadar vakıflar için geçerli bir sebep olsa da, günün sonunda bir hukuk dışılık oluşturduğunu anlatan Altan, devletin vakıflarla anlaşarak, bu arazilerin ya bedelini ödeyerek ya da karşılığında benzer nitelikte araziler vererek, Evkafı mağdur etmeyecek bir formül bulması gerektiğini belirtti.

İşgal edilen bir arazinin karşılığında, mevcut arazinin değerinin üzerinde bir değerde olan ve gelecek için ümit vaat eden kriterlerde bir arazi verilmesi gerektiğini ifade eden Altan “Örneğin, Açık Maraş’taki 50 dönüm bir arazi karşılığında, adanın herhangi bir yerinde, aynı değerde ve aynı büyüklükte bir başka arazinin vakıflara verilmesi uygundur. Vakıflarda mübadele vardır” dedi.