Bir bahar vakti gitmiştim o topraklara.
“Göbekli Tepe” henüz ortalarda yoktu.
“Tarihin sıfır noktasına ulaştık, tarih yeniden yazılıyor” söylemleri de yoktu.
Kanla sulanıyordu hergün ve her noktası yağmalanıyordu.
Yüz binlerce insan dolaşıyordu sokaklarında ama iki duble rakı taşlanıyordu.
Hala hüküm süren koyu kara bir gericilik her taşa sinmişti.
***
Şehirlerin kaderinde bahtsızlık olduğunu İskenderiye’de fark edecektim.
Tarihi boyunca İskenderiye Feneri gibi parlayan bu şehir sanki de uzak diyarlardan gelen bir kavim tarafından işgal edilmişti birkaç hafta önce.
Şehirde yaşayanlar yakışmıyordu o şehrin karakterine.
Öylesine yabancı ve öylesine yıpratıcıydılar.
Zaman zaman aynı duyguyu yaşarım bu topraklarda.
***
Bir ikindi vakti gitmiştim o tapınağa.
Damları huniye benzeyen evlerin ortasına yuvarlak ocaklar kurulmuştu.
Harlı bir ateş yanıyordu evin içinde ve dumanlar huniye benzeyen damdan çıkıp gidiyordu.
Yaşam, o harlı ateşin etrafında şekilleniyordu.
Elleri ve yüzleri rengarenk dövmeli kadınlar eşlik ediyordu bize.
Bir yandan ateşe saldıkları gözlemeleri kontrol ediyorlar, diğer yandan geçmişi anlatıp duruyorlardı.
Yok yok, ateşe tapanların ayininde değildik.
Şaman, çoktan terk etmişti bu toprakları.
Ateşin efendisinin çocukları çoktan öksüz kalmıştı.
Şimdi “yerlerin ve göklerin kraliçesinin” zamanıydı.
Ay vaktindeydik.
İlk sınıfsız ve sömürüsüz düzeni kuran, silahı günah sayan insanların yurdunda.
O yıkık-dökük tapınakta Ay ışığının bize türlü şekillerde görüneceği saati bekliyorduk.
Tarih içinde bir yolculuğa çıkmış gibiydik.
Tıpkı şaman gibi artık yokluğa kayıp giden bir diyardaydık.
***
…Sen dünyalar arasında dolaşan birisin, bir arabulucu… Uzun süre bu düşünceye karşı geldiğini biliyoruz ama tasalanma; Bu sana ve karşılaştığın diğer insanlara özgürlük ve mutluluk getiriyor çünkü sen denge ve uyumu özlüyorsun. Her şeyin alt üst olduğu yerlerdeki dengeyi bile yeniden sağlamak için doğru yolu ve doğru çareleri buluyorsun. Çok olan şeyleri azalt ve az olup büyümeye müsait şeyleri güçlendir. Bunu yaparken en doğru olan anı seç ve zorlamaya çalışma. Doğa kendiliğinden zorlar, fakat o ustanın ellerindeki bir güvercin gibidir. Sen tüm bunlarla büyü yapabilirsin; eğer onun yasalarını anlar, şarkısını söyler ve söylediğin anda sesin hoş çıkarsa, o zaman dağlar eriyip suya dönüşür, buzlar açan çiçekler haline gelir ve hastalar iyileşir. Seninle aramızda bir bağ olduğu için, sen her şeyi söylediğimiz gibi etkilersin. Biz kuvvetiz, bilgiyiz. Bizi çağır o zaman sana yardıma geliriz.” diye fısıldadı ataların sesi… (Ateşin Efendisi Şaman-Herald Braem)
































