Bir hafta ara verdik, döndüğümüzde yeni bir hükümet bulduk.
Dünya küçüldü, anı anına tüm gelişmeleri izledik. Ve bir şey farkettik. Türkiye’de artık Kıbrıs asla haber olmuyor. Öyle büyük sansasyonlar olmadığı sürece, hükümet bozulmuş, hükümet kurulmuş, kim gelmiş, kim gitmiş ne medyanın umurunda, ne sokaktaki vatandaşın.
Tek bir konuyu konuşabildik yakınlarımızla, o da doğal gazla birlikte gelen durum. Onun bile pek de doğru değerlendirilmediğini gördük. Neye taktıkları biliyor musunuz, Türkiye’nin gönderdiği gemilerin Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da paniğe sebep olduğu inancı…
Gelelim vehbinin kerrakesine. Dön dolaş, iş yine olacağına vardı ve UBP bir seçim dönemi ortasında yine iktidarı devraldı. Bu bir tekrardı.
Nasıl bir formül kurulursa kurulsun, bir süre sonra bozulur, UBP’nin büyük ortak olduğu bir başkası kurulur.
Bunu ne zorlar, hangi şartlar bu noktaya getirir, burada tekrar etmeye gerek yok. Herkesin malumu. Kader gibi bir şey…
Her ne kadar HP’nin hükümeti bozma gerekçelerini beğenmemiş, inandırıcı bulmamış olsak da, bu kez UBP’nin yeni ve değişik bir ortağı var.
Dahası, yeni bir başkanı var.
Tek dileğimiz, yıllar yılı bildiğimiz UBP yönetim anlayışının artık geride bırakılması.
Partizanlık, adam kayırmacılık, kamuyu perişan etme, her türlü sıkıntıyı doğrudan ve dolaylı vergilerle, maaş kesintileriyle vatandaşın sırtına yıkma, Türkiye’den gelen paraya dayanıp, kendi kendimizi idare etmeyi aklına dahi getirmeme diye özetleyebileceğim bir anlayış.
HP, ekonomik konularda iddialı bir program çıkarttığı halde, geçmiş hükmet döneminde bir fark ortaya koyduğunu göremedik.
Şimdi de maliye, ekonomi, yine UBP’de.
Hatta Maliye Bakanlığı’nın asıl planlama bölümleri, bizzat Ersin Tatar’da.
Ülkenin sıkıntıları, hiçbir araştırma gerektirmeyecek kadar açık. Sokaktaki çocuklar bile söyleyebilir.
İhtiyaçlar belli, Türkiye’den alayım, sektörlere dağıtayım, gün geçireyim diyerek devam edilemeyeceği ortada.
Yapısal sorunların giderilmesi adına geçen hükümet döneminde başlatılan ve belli bir noktaya gelen yasa çalışmaları var. Bunların radikal değişiklikler yapılmadan süratle çıkması şart.
Kamu kaynaklarının doğru kullanılması, belli başlı sektörlere çeki düzen verilmesi, devlet kaynaklarıyla trilyoner olma olayına son verilmesi, geçen hükümetin illa ki yapacağız deyip de yapamadığı teşvik-destek-sübvansiyon sistemine ellenmesi, kayıt dışılıkla gerçek anlamda mücadele edilmesi öncelikli.
Eski UBP’nin bunlara asla yanaşmadığını bildiğim için temkinliyim yine.
Ama böyle olmamalı. Kendileri ne kadar aksini iddia ederlerse etsinler, kendi gelirlerimizle geçinme, bunun çarelerini bulma zorunda olduğumuz bir noktadayız.
Evet, Türkiye yapısal sorunlarımız için destek verebilir. Ki yaklaşık on yıldır bu böyle. Ama onun dışında kendimiz formüller üretebilmeliyiz.
Birileri “para geliyor” diye eski rüyalara dalsa da, hep birlikte uyanmak zorundayız.
Bütçe açığı, vergi kaçağı, devletin sırtındaki asalaklar konusuna “ben liberal ekonomiyi savunurum” diyenlerin de çareler üretmesi gereken bir dönemdeyiz. Bunu yapmadığımız sürece, daha çok hükümet, daha çok vaad göreceğiz, ama sıfırı da tüketeceğiz.
Değirmenin dönmesini istiyorsak, eskinin kötü alışkanlıklarından, kolaycılıktan vaz geçilecek.
Tabii başarı için halkın güvenini kazanmak öncelikli.
Onun için de birçok şey yanında, soğukkanlılık, devlet adamlığı sergilenmesi şartı var.
Bu hem UBP, hem de HP için geçerli.
Gelir gelmez “ayar vermek”le başlayan bir süreç, aynı düzeyle devam etmemeli.
Diğer yandan, “kızdım, küstüm, darıldım” çocukluklarından vaz geçilmeli.
Her kafadan bir ses çıkan hükümetlerin ömrü kısa olduğu gibi, doğru icraatlar yapılması da mümkün olmaz.
Hepimizin kendimize göre başka başka tercihlerimiz var, buna rağmen, asıl derdimiz memleket.
Ve sırf memleketin hayrı için bu hükümete de bir şans vereceğiz…
YERİN KULAĞI VAR
ADET YERİNİ BULSUN:
UBP-HP hükümet programı bugün Mecliste okunuyor. Yıllar yılı ne güzel hükümet programları dinledik. Ancak, o programlarda yazılanları uygulayan veya yazılanlara uyan hiçbir hükümet göremedik. İş ola yaldızlı laflarla olmuyor, inanmak, zorlamak, başarmak ve bunun için de önce değişmek gerekiyor.
ZATEN BÖYLE OY İSTEMİŞLER:
Yeni hükümetin Kıbrıs konusunda “yeni yol” diye tarif edilebilecek bir ray değişikliği var. İki partinin seçim bildirgelerine baktım, işte sonuçlar. UBP, henüz Türkiye’den “federasyon ölmüştür” açıklaması gelmediğinden olsa gerek, 2018 başında sadece müzakerelerin ucu kapalı, kısa ve çözüm odaklı olmamasını savunmuş. Halkın Partisi ise daha açık; federasyona herhangi bir kategorik itirazı bulunmadığını, ancak federasyon şartlarının gerçekten mevcut olup olmadığının tartışılması gerektiğini söylemiş. Yani şimdi yapacaklarıyla, o günlerde söyledikleri aşağı yukarı birbirini tutuyor. Yalnız şöyle de bir durum var, BM anketine göre Kıbrıs Türklerinin yüzde 51’i de müzakerelerin yeniden başlamasını istediklerini söylemişler…
İNŞALLAH BAŞARIRLAR:
Yeni hükümetin önünde başta ekonomi olmak üzere çözüm bekleyen onlarca sorun var. Yani yeni hükümetin işi hiç de kolay olmayacak. Şu anda tepkiler, muhalefet kanadından ziyade, kendi içlerinden yükseliyor. Özellikle kabinenin oluşmasıyla ilgili her iki partide de ciddi rahatsızlıkların olduğu kesin. Bazı isimlerin son anda listeden çıkarıldığı yönünde ciddi duyumlar var. Zaten kabinedeki isimlere baktığımızda da tamamen bir “denge hükümeti” olduğunu görüyoruz. Yine de yeni hükümetin bir an önce iç tartışmaların bir yana bırakıp, toplumsal sorunlara odaklanıp, çözümler üretmesi hepimizin dileği…
ADAM RESMEN HAKARET ETTİ:
Geçenlerde, Özersay “tecrübelerinden” bahsedince, “deneyim”le “tecrübe” arasındaki farkı yazmıştım. Nitekim çok kötü bir örnek meydana geldi. Rus büyükelçiyle özel bir yemekte buluşan Özersay, bunu basına resmi görüşme gibi yansıtınca, Büyükelçi “Bizim görüşmemizde siz herhangi bir resmi ünvana sahip değildiniz. Yaptığınız açıklamayı kişisel olarak itibarsızlaştırma teşebbüsü olarak görüyorum” şeklinde bir dangalaklık yaptı. İtibarı zedelenen kimdir diye sorarım şimdi ben ve bir vatandaş olarak da buna fırsat verilmesini kınarım…
HAYDİ GÖRELİM ŞİMDİ:
HP Lefkoşa Milletvekili Manavoğlu, bozulan 4’lü koalisyon hükümetine atıfta bulunarak,
“yolsuzlukların üzerine giderken 3 ortak da HP’yi yalnız bıraktı” demiş. İyi o zaman, sizi engelleyen eski ortaklardan kurtulduğunuza göre artık yeni ortağınız UBP ile “yolsuzlukların” üzerine hiçbir engel olmadan ve de korkmadan gidebilirsiniz. Toplumda bu “yolsuzluk” yapanların kimler olduğunu sizin sayenizde öğrenir artık…
KKTC BİLE DAHA BAĞIMSIZ:
Eskimiş bir haber olabilir ama, not düşmekte yarar var. Yunanistan’da sağ basından Estia gazetesi Çipras’ın Türkiye Kıbrıs’tan asker çekerse, Yunanistan Türkiye’ye Kıbrıs doğal gazından pay önereceğini yazmıştı. Buna Habertürk’den Fatih Altaylı’nın yorumu gerçekten güzeldi; “Hadsizlik bir yana, hani Kıbrıs Cumhuriyeti bağımsız bir ülke idi? Atina’dan yönetilen bağımsız cumhuriyet bu mu? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bile çok daha bağımsız”…
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Bir çirkinlik, bir saygısızlık sürüp gidiyor. İnsanların yoksul hali ve onurları ezile ezile teşhir ediliyor da bu işi hazırlayanların, bunlara ön ayak olanların, iş yaptı diye bir yerlerden sırtı sıvazlananların yüzü bile kızarmıyor… Bu memleket bayram mı görmedi? Bu memleket ramazan aylarında neyin nasıl yapıldığını mı bilmiyor? Berbat ettiniz her yeri, berbat ettiniz, Ezim ezim ezdiniz ihtiyaçlı insanların iç dünyalarını”…
DİPTEKİLER
Tehlike Büyük: Yıllardır özellikle gençler için en büyük tehlike olan uyuşturucu illetinin yayılması, tüm önlemlere rağmen bir türlü durdurulamıyor. Bunun son örneği önceki gün Lokmacı kapısında uyuşturucu ile yakalanan 14 ve 17 yaşındaki gençler. Uyuşturucunun ilkokul sıralarına kadar düştüğü yönündeki iddialar hepimizi korkutuyor. Tehlike büyük, ama yaptıklarımız, kurbağaları ürkütmeye yetmyor. Çok açık.
































