Her ne kadar kesin sonuçlarıyla tartışmaları bitmemişse de Türkiye’de geçtiğimiz Pazar günü gerçekleşen “Yerel Seçimlerin” daha bir süre değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Çünkü sonuçlar tüm önyargıları kırmakla kalmadı. “Türkiye’de demokrasi yoktur” iddiasını da temelden çürüttü. “Temel” dediğimizse sandıklara yansıyan halk oyları oldu..
Çok kısaca “yenilmez” denilen AKP yüzde 52’lik başarısına karşın; başta İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük ve TC kalkınmasının ateşleyici motorları durumundaki kentleri kaybetti.. O kadar ki geçmiş seçimlerde “kaybeden muhalafet partileri sandıklara itiraz ederlerken bu kez “iktidarda” olan AKP itiraz etti!
FAKAT “yerel seçim sonuçları” olarak asıl görmemiz gereken şu olmalıdır: “Türkiye’de Erdoğan’ın siyasi iradesi içinde olduğu varsayılan seçmen iradesi, gerçekte demokratik teamüller, kişi hak ve özgürlüklerle kaimdir..”
Bunu Türkiye’de “baskı rejimi” vardır iddiasına karşın sandığa yansıyan oyların seçmenin özgür iradesini nasıl yansıttığının ispatında gördük..
NİTEKİM TC de seçimleri izleyen AB Konseyi “yetkili ve görevlileri” mesela Başkanı Dawson, Seçimlere yüzde 84’lere varan katılım karşısında etkilendiğini itiraf etmek zorunda kaldı..
Bu katılım gerçekte AB’nin yaşlı ve hantal nüfusuna karşılık Türkiye’de ne kadar aktif ve etkili bir genç nüfusun olduğunun ispatını çakmakla kalmadı.. Doğru yönetimlerle yönetilirse geleceğin “büyük Türkiye”sinin de müjdesini verdi.
…DÜN Köşemden “TC’siz KKTC olmaz dedimdi.” Bugün, “büyümeye, kalkınmaya, dünyada en önlerde yerini almaya aday Türkiye için, “talihimiz ve bekamızdır” diyorum..
Ve ekliyorum. Eğer bu Türkiye’ye karşın bu adada hâlâ “ah oflarla” zaman harcıyorsak bilelim ki suç bizimdir! **********
BÖYLE DE GİDİLMEZ Kİ!
Sadece Elektrik santrallarımızın değil, tümden devletimizin de kahrını çekemediğimizin gerçeklerini yaşıyoruz. İtiraf etmek ayıp değildir! “KKTC kendine yetemeyecek kadar fukara ve kısır bir devlettir!
Bu nedenle dıştan ithal taşıma sularla değirmenin çarklarını döndürmeye çalışmaktadır.
Turizme bunun için “kalkınmanın lokomotofi” dendi! (Dıştan turist gelecek, sıcak para harcayacak, tedavüldeki o paralarla ekonomik devinim yaratılacak!)
Üniversitelere bunun için bel bağlandı: (Öğrenciler harçları ve türlü çeşitli gereksinmeleri için para harcayacak, piyasa canlanacak düşüncesinde!..)
Kumarhaneler bunun için açıldı. (Kumar oynayanların döndürdükleri paralardan KKTC’nin payına düşenler alınıp bütçeye aktarılacak hesaplarında!)
TC ile Mali ve Ekonomik protokoller bunun için imzalandı: (Bazı “kurumlar” özelleştirilerek karşılığında sürekli TC’den akacak parasal yardımlar sağlanacak tasavvurlarında!..)
YANİ KKTC üretemediği… Üretemediği için ihraç yapamadığı… İhracat yapamadığı için para kazanamadığı… Dolayısıyla parasız kalıp fakirleştiği… Bu nedenle kısırlaştığı gerçeklerde…
Beklersiniz ki “elektrik meselesi” halledilsin! Ki şimdilerde yediden yetmişe insanların, daha yeni başlayan “elektriğe zam” karşısındaki feryatlarını işittiğimde şaşıp kalıyorum! Çünkü bu ülkede bizatihi “elektrik akımıyla yetkili ve sorumlusu olan Kıb-Tek muhtacı didedir! Kendine bile himmet edecek halde değildir, kaldı ki Kıbrıs Türk halkına himmet etsin!”
ÜÇLÜ tarife aslında “artık Kıb-Tek’in ürettiği elektriğin KKTC’e yetmediği gerçeklerde, abonelerine ucuz elektrik akımı sağlamanın vefakâr ve cefakâr sorumluluk anlayışından kaynaklı alicenaplığı değildir! KKTC’e yetmeyen elektriği tasarrufa bağlayan bir alicengiz oyunudur!
Ki kapsamında TC’den KKTC’e kablo ile elektrik akımı gelmesi korkusu da yatmaktadır çünkü Kıb-Tek ve El-Sen çalışanları altın yumurtlayan tavuklarını kaybedeceklerdir!
AKILLAR başlara diyoruz! Bu siyasi ve sosyo-ekonomik koşullarda ve inatla çapımızı aşan yatırım ve tedbirler olsa olsa kel başımıza şimşir tarak olurlar!
Bir ilçesinin bütçesine bile sahip olamadığımız Türkiye gibi koskoca bir ülkeden akan paranın önünü tıkayıp kendimizi borçlarla yokluklara teslim eden beceriksizliklerimizle ne yapacağımızı, neyi başaracağımızı zannediyoruz, anlamak mümkün değildir!
ÖYLE de olduğu için “elektrikte üçlü tarifelerle” oynuyor, trafikte çarpışan arabalarla ölenlerin çetelesini tutuyor, temizledikçe beterince kirlenen çevreyi seyreyliyor, tutanın elinde kalan köy kooperatiflerindeki mevduat sahiplerinin paralarını cebellu ediyor… Geçinip gidiyoruz da…
Olmaz ki böyle de gidilmez ki!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (EŞEKLER CUMHURİYETİ!)
Son zamanlarda dünyanın Kıbrıs’taki en çıkarcı Sol’u olan yeni bir “entel gevezeleri zümresi” dürüdü ki bir zamanlar Makarios’un, “asıl Kıbrıslılar eşekleridir” dediğine nazire, şimdi de adada Türk-Rum halkları değil, Kıbrıs Cumhuriyeti Yurttaşları vardır” demekteler!
Ve AB seçimlerine ilk kez KC’i yurttaşları olarak katılındığını belirtmekteler!
Yani ne? Talihe bakın Makarios bir kez daha haklı çıktı!
































