Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Öğrencisini bildirmeyi reddeden üniversiteler kim?

Üniversitelerin kayıt sistemlerini devlete bildirme zorunluluğu geçtiği halde, devletin üniversitelerle hala bu konuda sıkıntı yaşadığını söyledi Başbakan Tufan Erhürman.

Konuşma yaptığı toplantı, İş Kadınları Derneği’nin düzenlediği “2018’in Getirdikleri ve Götürdükleri-2019’dan Ne Bekliyoruz”du.

102 bin öğrenci var.

12 bini KKTC vatandaşı.

Ancak kayıtlı yabancı öğrenci sayısı sadece 58 bin.

Geriye kalan 32 bin hala kayıt dışı.

Siz devlet olarak bir kural geçiriyorsunuz, ülkedeki bir sektör bunu uygulamayı reddediyor.

Böyle bir şey olabilir mi?

Koyduğunuz kuralın, çıkarttığınız yasanın içinde yaptırım olmazsa, olabilir.

Ya da yaptırım da koyarsınız, fakat uygulamakta çekingen davranırsınız.

O zaman da karşı tarafa ekstradan cesaret verirsiniz.

Sanırım yaşadığımız budur.

Her sektörde olduğu gibi, üniversiteler konusunda da bir usta bir memleket durumları var.

Geçmiş iktidarlarla kurdukları saadet zinciri nedeniyle kendilerini devletin üstünde görenler var.

Onlar, sırasında devlete borç bile verdikleri için, dokunulmaz olduklarına inanırlar.

Aldıkları hiçbir hizmetin bedelini ödemek istemezler…

Aksine devlete verdikleri hizmetin bedelini misliyle fatura ederler…

Denetimi reddederler, hatta kampüsün sınırları içine devletin elemanlarını sokmazlar.

Öğrencilerin sağlık giderleri için fona para yatırmaları gerekir, yapmazlar.

Şaka değil gerçektir bu. Hepimiz de pekala biliyoruz.

Kimse de bu çarka bugüne kadar çomak sokamamıştır.

Öyle olunca da ülkede kayıtlı öğrenci sayısını bilmediğiniz gibi, ülkede yaşayan nüfusu da bilemezsiniz. Kaçakla nasıl mücadele edeceğinizi de bilemezsiniz.

O sektörden elde edeceğiniz geliri dahi bilemezsiniz ki, bu kafa tutuşun arkasında yatan asıl neden de budur galiba.

Kuralı koymak değil marifet, cesaretle üstüne gidip uygulayabilmek.

Gerekirse deşifre etmek.

Malum, bu konular konuşulduğunda, kurunun yanında yaş da yanıyor.

Oysa kimin ne yaptığı açıklansa, hem teşvik olacak, hem de yapmayan, argasti gibi ortaya çıkacak.

Statükoya teslim olmak istemezseniz, bu cesareti göstereceksiniz.

Yoksa şikayetle bir şey olmuyor.

Hele de çare mekanizmasının şikayete hiç hakkı yok.

Eğer bu hükümet de, radikal önlemleri geri dönüşü olmayacak şekilde yasa altına almakta gecikirse, beklenen zihniyet devrimi hayal olacak, o saadet zincirlerini kuran anlayış geri gelecektir.

Kimsenin geçmişteki kötü örneklerden kurtulup, yeni politikalara uyma gayreti olmayacaktır.

Oy’a ve çıkara dayalı eski politikalar raflardan indirilecek, al gülüm ver gülüm düzeni devam ettirilecektir.

Bozuk düzenle mücadele belki de dünyanın en zor işi. Direniş büyük.

Ancak bir yerden başlamak lazım.

Bakmayın siz düzenden nemalananlara. Toplumun çoğunluğu bu kördüğümün kılıçla kesilmesinden yanadır.

İş Kadınları Derneği’nin toplantısında, herkes beklentilerini söylemiş. Benim de 2019’dan beklediğim budur…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

NE HACIYA, NE HOCAYA:

Üzerinden nederdeyse bir hafta geçti ama, MTG – Nea Salamina maçının tartışmaları daha bitmedi. Daha doğrusu maç bahenesiyle hem sağdan, hem soldan Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yönelik siyaset kokan eleştirler henüz bitmedi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir yıldan fazla zaman var ama, o seçim propagandasında bile bu konunun propaganda malzemesi yapılacağını şimdiden söyleyebilirim. Kısacası Akıncı bence bu doğru tavrı ile ne hacıya, ne de hocaya yaranamadı…

 

TUHAF:

Trump’ın Golan tepeleriyle ilgili tweet’i sonrası olayı Kıbrıs’la mukayese eden yazarlar oldu. Bunlardan biri de Karar gazetesinde Mensur Akgün. Akgün bir uluslararası ilişkiler hocası ve Türkiye’deki iktidara yakın. Bu kimliklerine bakarak, yaptığı değerlendirmeyi nasıl yorumlayacağımı bilemedim. “Bu değişimin bizim için fırsatlar da yaratabileceğini görmezden gelemeyiz. İsrail’in Golan işgaliyle hukuken ve tarihsel olarak karşılaştırmak mümkün olmasa da, 50 yıldan fazla bir süredir müzakere edilen ama Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin tüm çabalarına rağmen çözülemeyen Kıbrıs sorununun var olan statüko temelinde çözümü için böylesi bir tanımanın emsal yaratacağını inkar edemeyiz”…

 

SADECE ŞİKAYET EDENLER ARTIYOR:

Sosyal medyada atıp tutanların dışında, bir de uzmanların hesaplamaları var. Kıb-Tek’teki maaşlar, “K ücreti” denilen 1400 liralık ek ödenek, bunun 13. maaşlara ve emekliliğe yansıması falan. Yorumlara baktım, sendikacılar da dahil olmak üzere, herkes isyan içinde. Ama var mı çaresi? Bence şimdilik yok. Şikayet edenlerin sayısının giderek artıyor olması tek umudumuz…

 

BİRAZ SESSİZLİK: Cep telefonlarının iki tarafta da kullanılabilmesi çalışmaları belli bir noktaya geldi. Ada dışından belirlenen şirket teknik işleri halletmek için geldi. Bu noktadan sonra artık biraz sessiz kalmakta fayda var. Malum hassas bir konu. Söylediğiniz bir söz karşı tarafa caymak için malzeme vermesin.

 

BİZ NİYE BİTİREMİYORUZ:

Türkiye’de sürekli olarak sanal bahisçi tutuklaması yapılıyor, mal varlıklarına el konuyor. Geçtiğimiz gün de 2 milyon liralık lüks araçlarına el konmuş. Ama bitmiyor, çünkü işlemlerin KKTC üzerinden yapıldığı açıklaması var. Peki o zaman bu merkez neden kurutulamıyor? Bir avuç memlekette biz neden bu işi kurutamıyoruz? Yasal bir engel mi var? Bu suç odağı burada durdukça o ahtapot ölmez ki….

 

GÖZÜMÜZ YOK AMA:

Hafta sonları cafelerde, barlarda ve restaurantlarda yer bulmak mümkün değil. Millet yemede içmede. Allah versin, hep böyle olsun inşallah. Kimsenin yemesine içmesine, gezmasine karıştığımız yok ama, hafta başından itibaren hükümete veryansın edip, “öldük, bittik, mahvolduk, battık edebiyatı” yapmaz mıyız, işte orada film kopuyor…

 ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Bu ülkedeki ‘çeşitlilik’ aslında çok keyifli olabilir. Eğer…Kayıtlı olursa bu hareket, planlanırsa, ihtiyaçlar ve imkanlar yönetilirse, ülkenin kapasitesi hesaplanırsa…Yoksa…O ‘çeşitlilik’ dediğimiz güzellik, bir kaosa, korkuya, endişeye, öfkeye dönüşür zamanla… İp üzerinde yürüyoruz.
Umarım düşmeyiz”…

DİPTEKİLER

Saffet Aşıksoy(Kıb-Tek AR-GE Sorumlusu): “Temmuz 2018’de maliyet 85 kuruşken şimdi 98 kuruş olmuştur. Yapılan artış budur. Bunun da Tek Zamanlı Tarife kullanılsa bile, 300 kWs’in altındaki tüketicilere yapılacak %15 indirimle, 85 bin aboneye sadece %4 olarak yansıyacaktır. 17:00-22:00 arasında pahalı tarife ile TV izlediğimiz gibi 22:00’den sonra ucuz tarife ile veya gün içinde normal tarife ile de TV izlenecek”…Bu da zammın bir başka açıklaması…