Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sorumsuzlukların faturası!

Geçen haftayı düşünmek bile istemem çünkü “titrerim baktıkça istikbalime!”

Anlatacağım.. Fakat önce bir tekrarda bulunayım. Bu ülkenin canını yakan büyük yarası “kurumlaşamamış” olmasıdır bir, etraf kendinden etiketli “yetkili” insanlarla kaynarken, “sorumlu insanların” olmayışıdır iki.

Öyle de oldu mu “Rum tarafındaki Nea Salamina ile Türk Gücü’nün gerçekleştirdiği futbol karşılaşması bir kâbusa dönüştü!

“Sorumsuzluğun” dik alâsı sonucunda, çarklarının arasına en tepedeki devlet adamımız Sn. Akıncı’yı da  dişleri arasına alıp öğüten bir tatsız olay yaşandı ki “olası tehlikesi” ayrı bir sorun!

GEÇEN hafta “bu futbol karşılaşmasını” tartıştık! Sn. Cumhurbaşkanının haberi vardı yoktu!.. Pile’de oynanacağını sandıydı da başka yere mi kaydı!. Barış gücü güvenliği sağlayacaktı da  sorumluluk yüklenmem mi dedi!..

Bütün olay “sorumlulukları” olmadığı halde kendilerini “Rum tarafındaki bir futbol takımı ile karşılaşma yapacak kadar “yetkili” görebilen bir iki sivil toplum örgütü insanın kendi kendilerine karar vermeleri!

Sonuç ortada! Hem en tepedeki Cumhurbaşkanı makamını töhmet altına soktular hem de Türk futbol federasyonunu zor durumda bıraktılar..

OYSA sadece KKTC’de değil. Kıbrıs’ta Türk-Rum halkları arasında yarım asır sonra   bir “ilk” yaşanacak, Türk Rum futbol takımları karşılaşacaklardı..

Fakat bunu düşünüp fiiliyat haline getirenler,  bu girişimin çocuk oyuncağı olmadığını düşünemedikleri için “olayı” yüzlerine gözlerine bulaştırdılar!..

BU tatsız “futbol olayına” karşılık geçen hafta siyasi soruna da olumluca yansıması gereken bir başka olay daha yaşandı.

Zaten göreve getirilirken, “barışçı ve ılımlıdır” denilen  Yunanistan’ın yeni Dışişleri Bakanı Katrugalos bir yandan TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’na, “ben Mevlüt ile karşılaştığımda bana kardeş demesini istiyorum. Kesinlikle benden ‘gavur’ olarak bahsetmesini istemem” diyor…

Öte yandan Doğu Akdeniz’deki gaz konusunda, “Türkiye’nin de  uluslararası hukuktan kaynaklanan bazı hakları olduğunu ancak bunun ötesinde Kıbrıs’ın da hakları bulunduğunu söylüyor ve ekliyordu:  “Ne Yunanistan ne Kıbrıs bölgede bir monopol oluşturmak niyetinde değildir. Esasında böyle de bir şey yapılamaz!”

DOĞRUSU ya çok uzun yıllardır bir Yunanistan Dışişleri Bakanından hatta her hangi bir siyasi yetkilisinden böyle bal kaymak gibi tadına varılası bir açıklama işitmedikti..

Antalya’daki bir Uluslar arası toplantıda Çavuşoğlu ile bir araya gelen Yunan Dışişleri Bakanı  Katrugalos’un bu barışçı açıklaması, umut edelim ki iki ülke arasında hayırlara vesile olur da…

Ortada bir hayırsız Güney Kıbrıs “karaçolu”   vardır ki Yunanistan’ı İsrail’i, Mısır’ı hatta Fransa’yı da   yanına alarak Doğu Akdeniz’de hem de “askeri” kokulu anlaşmalar yaparak bölgeyi tehlikeye atıyor.. Ona da akıl izan artık..

**********

DURUN BAKALIM NE OLACAK?

Şimdi tüm dikkatlerimizi TC’de “beka sorunu” haline getirilmiş yerel seçimlere çevirdik! Ki önümüzdeki yıl bizi de  Cumhurbaşkanlığı seçimi bekliyor!

Türkiye’deki yerel seçimlerden sonra   Erdoğan’ın KKTC’e nasıl dönüp bakacağını çok merak ediyorum çünkü “vukuatlarımız” kadar da “ihtiyaçlarımız” artmakta!

Şu anda dörtlü Koalisyon Hükümeti borçlanmalarla “ödemeler dengesini” sağlıyor ama bu kez de “devletin maliyesi” batıyor! Eğer Mali ve Ekonomik Protokol imzalanıp  TC’den para akışı sağlanamazsa, bu koalisyon hükümetinin de görevi teslim etmesinden başka çaresi kalmayacak!

ZATEN artık gördüğümüz şudur: “Bakanlıklar sorunların altında kalıyorlar!” Çıkarılan ve çıkarılmaya çalışılan yasalar da hep sancılı.. Bazıları rölantiye yatırılmış ki fincancı katırlarını daha fazla ürkütmesin!       Mesela şu “emirnamelerle yeni imar planı!” Ardından çıkarılmak istenirken memleketin bilumum “örgütlerine” takılan “Kamu Görevlileri Değişiklik Yasası!”

Ki onca tartışma sonunda “bir yerlerde bir değişim bir iyileşme görmek istiyoruz fakat mafiş!”

BUNA karşın geçen hafta Havadis gazetesinde  refikim Cenk Diler, “Memleketin Halleri” köşesindeki yazısının başlığıyla soruyordu: “Hani Ya Kriz Vardı!” “Koca bir yalan” diyor  ve “kriz sadece vatandaşa var” diye ekliyordu! İspatını da şöyle vurguluyordu:

“2018 yılı Bankacılık Sektörü kârı, 6898 milyon TL. olarak gerçekleşti. 2018 yılı Bankacılık sektörü vergi öncesi kârı ise 2017 yılına göre 69.42 oranında artış göstererek 874 milyon TL oldu…”

Ve Diler ekliyor: “Nasıl ama? Rakamlar yalan söylemez… “

EKONOMİST değilim. Cebime giren para ile çıkanı bilirim o kadar. Bir de şunu bilirim ama: Bu ülkede “batma edebiyatı” üzerine kurulmuş bir sömürü  düzeni vardır!

Tek kuruş vergi vermeden (ki verilmez almasını bileceksin,) yıllar öncesinden bugünlere bir “mütegallibe sınıfı” yaratıldı ki memleketi devlet değil, “onlar” yönetiyor! Ki Devlet de zaten “onlara” muhtaç!

Ha ne diyorduk. Durun bakalım seçimden sonra Erdoğan bize dönüp nasıl bakacak?

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (ÇELİŞKİ!)

Haber şu: Bilişim Teknolojileri Haberleşme Kurumunun 2018’in raporuna göre son altı yılda elektronik haberleşme sektöründe 179 milyon TL büyüme oldu.. 2018 yılında bir milyar 491 milyon defa konuşuldu..

VE bir haber: KKTC’e son 15 ayda Güney’den 9 ton kaçak et sokuldu, yakalanıp imha edildi!

Yani ne? Hayvanı yok et yemeye, telefonla gider tuvalete..