Sendikalar ortak bildiri yayınladılar. 4 konuda iyi niyet jesti yapılmasını, “Kararlı olunması halinde, çözümle ilgili adım atılmasının önünde hiçbir gücün engel olamayacağını gösterdi” şeklinde nitelediler.
Bu 4 madde iyi de, Kıbrıs konusunun özüyle alakası yok.
Siz ne kadar iyi niyetli, kararlı olursanız olun, karşı tarafın çözüm konusunda kemikleşmiş inadını hiç olmazsa bu dönemde kırmanız mümkün değil.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, önceki gün Anastasiadis’le yaptıkları görüşmede, muhatabının, desentralizasyon önerileri hakkında bir sunum yaptığını söyledi. Kendisinin de hangi yetkilerin kanatlarda, hangi yetkilerin merkezde olacağı konusunda kuşkuları olduğunu, bunların netleşmesi gerektiğini, ancak merkezi hükümet ne kadar zayıf olursa olsun, karar alma mekanizmasında siyasi eşitliğin önemini vurguladığını da ekledi.
Anastasiadis ise görüşme sonrası yaptığı açıklamada, önerisinin “Kıbrıslı Türklerin olumlu oy hakkının her konuda değil ama Kıbrıslı Türklerin haklarını zedeleyebilecek noktalarda kullanılması maksatlı” olduğunu bir kez daha tekrarladı ve “Kıbrıs Türk toplumunun alınacak kararlarda belirleyici rolü olması gereğinde ısrar ederse yapıcı bir diyaloğa gitmediğimizi anlayacağını umuyorum” dedi.
Bu kadar basit.
Daha önce söyledikleri de malum. Kıbrıs Türkleri mesela, doğal gazın hangi güzergahtan taşınacağına karar veremez falan.
Peki, doğal gaz, adanın tümüne ait bir zenginlik değil midir? Ya da ada üzerinden yapılacak taşıma işlemi, adanın Rumlarını mı ilgilendirir.
Boş işler bunlar. Olayın temeli sakat.
Adam kendi meselelerinizle ilgili karar alın, gerisini bize bırakın diyor da başka bir şey söylemiyor.
Zaten sonunda kendisi de söylüyor, “Özlü görüşmelerin yeniden başlaması için gerekli ön şartlar şimdilik yok”.
Bundan sonra ne çalışma yaparsa yapsın, kanatlar, yetkiler, şunlar bunlar. Hangi masalı anlatırsa anlatsın, hiç birinin anlamı yok.
Bu noktada artık herkes de, “nerede durursa dursun” asıl engelin ne olduğunu söyleyebilmeli.
İÇTE UYUM, KIBRIS KONUSUNDA FARK…
Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın yaptırdığı araştırmanın detaylarını anlattığı basın toplantısını izledim. En başından söyleyeyim, ortaya çıkan verilerin uygulanmasının yıllar alabileceğini söylerken, hükümetin devamına ilişkin bir kuşkusu olmadığı anlaşılıyordu.
Anketleri ayrıca inceleyeceğiz. Benim için önemli olan Denktaş’ın tavrıydı.
Denktaş hükümetin uyum içinde olduğu konusunda çok rahat ve bozulacağı yolundaki dedikoduların bilinçli olarak ortaya atıldığına inanıyor.
Hükümetin maddi sıkıntı içinde olduğu ve maaş ödemeleri için borç alındığı iddialarını reddediyor. Sadece, her yıl Merkez Bankasından alınan ve bu yıl da yaklaşık 300 milyon olan “kar payının” 130 milyonunu avans olarak aldıklarını, Nisan’dan sonra da rahatlama beklediklerini söylüyor. Önümüzdeki aylarda Türkiye’den gelmesi beklenen 280 milyon lira ile birlikte tahsilatların da başlamasıyla birlikte ortada bir sıkıntı kalmayacağını, bütçe de açık olarak öngörülen 875 milyon liranın da daha da aşağılara düşebileceğini öngörüyor.
Kıbrıs konusundaki duruşu ise CTP ve TDP’ye değil, HP’ye ve UBP’ye daha yakın gibi. Yaptırdığı anket sonucuna göre nüfusun %57’sinden fazlasının federal bir çözümü mümkün görmediği ortaya çıkmış. BM parametreleri değişmediği sürece federasyon dışında bir çözüm modelini mümkün görmüyor ama, federal düzeni bir saplantı haline getirmediğini söylüyor. Son günlerde sıkça dillendirilen Desentralizasyon (Yerinden Yönetim) modelini, merkezi güçlü bir federasyon modelinden daha çok tercih ettiklerini belirtiyor.
Ben Serdar Denktaş’ı, sokakta süren hayvancıların eylemine, sağda solda konuşulanlara rağmen, rahat ve umutlu gördüm. En azında hükümet bozulursa, bu sefer bu DP’den kaynaklanmayacak.
YERİN KULAĞI VAR
CUMARTESİNE KADAR SÜRE:
Hükümet senaryolarıyla ilgili olarak kulağımıza gelen son iddia, HP kanadının hükümet içerisinde yaşanan sorunların çözülmesi için ortaklara Cumartesi gününe kadar süre verdiği yönünde. Maliye Bakanlığının özellikle HP’li bakanların kaynak taleplerine olumsuz yanıt vermesinin HP kanadında rahatsızlık yarattığı gelen iddialar arasında. Bu sorun çözülür mü, yoksa daha büyük bir kriz mi yaşanır, bekleyip göreceğiz…
SIRA DP’DE:
UBP hükümette var olan Kıbrıs konusundaki görüş ayırlığını kendi leyhine kullanmak ve iktidara gelmek için kolları sıvadı. Sürekli olarak HP’nin Kıbrıs konusunda CTP ve TDP ile görüş ayrılığı yaşadığını dillendirerek, koalisyonda kriz yaratmak istedi. Ancak bekledği ilgiyi bulamayınca bu kez DP kanadına kanca atarak, DP’nin de Kıbrıs konusundaki duruşunu diğer ortaklara karşı kullanmaya başladı. Bugüne kadar hiç bir hükümet Kıbrıs konusu nedeniyle bozulmadı. Olursa, ilk olacak.
FİİLİ NÜFUS 800 BİN:
Dünkü basın toplantısında Denktaş’ın nüfusumuzla ilgili yaptığı “yaklaşık 800 bin” açıklaması epey dikkat çekiciydi. DPÖ’nün yaptığı bütün araştırmalarda nüfusumuzu 371 bin olarak baz aldığını düşününce kafalar karıştı. Yıllardır bu ülkenin gerçek nüfusunun kaç olduğunu bir türlü saptayamadık. Böyle bir durumda yapılan plan ve programların ne derece doğru sonuç verdiği de ayrı bir tartışma konusu…
SADECE %2.5 ÜST GELİR DÜZEYİNDE:
Maliye Bakanlığının yaptırdığı araştırmaya göre KKTC hanelerinin %66.7’si “alt gelir” düzeyinde iken, toplam geliri yüksek olan hanelerin oranı ise sadece %2.5 olduğu ortaya çıktı. Ve anketten çıkan bir başka ilginç sonuç ise, KKTC’de %1’lik bir bölümün çok çok varlık sahibi olduğu… Denktaş, vergi düzenlemesinde bu verilerden yararlanacağını söylüyor. Keşke, dediği gibi bir vergi reformu gerçekleşse. Hükümetlerin buna gücü yetse.
KATALOGLARI DA ÇIKMALI:
Rum ressamların kuzeyde kalan resimlerinin iadesi güzel olay. Basit bir iş değil. Anladığıma göre, bu resmilerin bir envanteri var. İadeyle birlikte, kataloglarının da çıkarılıp, yayınlanması, tanıtımının yapılması, olaya daha büyük bir anlam katacaktır diye düşünürüm. Görev burada Cumhurbaşkanlığına düşüyor…
BRAVO ARD:
Alman televizyon kanalı ARD, Eurovision Şarkı yarışması tanıtımında, Kıbrıs adasını bölünmüş olarak gösteren bir harita yayınladı ve yarışmaya katılan grubun, adanın güneyinden olduğunu vurguladı. Rumlar daha farkına varmadılar. Bakın görün, ne kıyamet kopacak. Yarışmadan çekilmeyi bile tartışacaklar…
ZİRVEDEKİLER
Bartın Üniversitesi: Türkiye’de bir ilk. Hatta KKTC’de de olduğunu sanmıyorum. Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünde, “Kıbrıs Türk Edebiyatı” seçmeli ders olarak müfredata alındı. Dr. Can Şen, öğrencilerin derse yoğun ilgi gösterdiğini belirterek “Türkiye’de Kıbrıs Türk Edebiyatı’nın tanınırlığı oldukça düşük. Buna rağmen ülkemizde Kıbrıs Türk Edebiyatı üzerine yapılan çalışmaların son dönemde artması bizleri oldukça mutlu ediyor” diyor…
DİPTEKİLER
Ömer Gültekin: Sahibi olduğu inşaatta bir işçinin ölümü üzerine tutuklanan Ömer Gültekin, “Merak ediyorum acaba burada işadamına yönelik Kıbrıslı ve Türkiyeli gibi bir ayırımcılık da söz konusu olabilir mi” demiş. Söz konusu, sahibi olduğu bir iş yerinde, gereken güvenlik önlemlerini es geçtikleri için canını kaybeden bir insan. Dahası, son dönemde, sıkışınca bölücülüğe sarılmak da moda oldu. Geçsin bunları, önce o giden canın hesabını versin.
































