Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kızmayın, eğitimin geldiği noktadır bu…

Hani geçen gün de dedim ya, 45 yılı taş üstüne taş koymadan geçirdik diye.

Eğitim, sağlık 60 yıl geriye gitti diye…

Abartı olarak görenler, inkar edenler olduğunu biliyorum. İstediğiniz kadar inkar edin, gerçek!

Para vermeyene karne verilmedi yine bazı okullarda. Doğru mu, değil. Katkı-karne diye bir şart olamaz. Katkı gönüllü olmalıdır.

Ama mesele, devletin, okulların temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor oluşudur.

Başka okullarda da aynı şikayet var ama, Çanakkale Ortaokulu Müdürü malumu bir güzel ilan etti.

Okulun kırılan camını tamir edecek bile para gelmiyormuş devletten.

Telefon parası, temizlik masrafı, hatta bir top bile alacak parası yokmuş okulun.

İsyan etmiş Müdür. Haklı mıdır? Sonuna kadar. Gerçi bu isyanını bir kamu görevlisi olarak sosyal medyadan yapmaması gerekirdi ama, canına tak demiş. Anlaşılan her şeyi de göze almış.

Çanakkale Ortaokulu zaten “vukuatlıydı” ya. Spor salonunun inşaatı için TC kalemlerinden para almış, Bakanlığa sormuş, yanıt almayınca insiyatif kullanıp inşaatı başlatmıştı. Orada da Müdür’ün tavrı sorgulanabilirdi. Yasaya göre, parayı bulmuş da olsa yapmayacaktı. Çünkü bakanlık onay vermemişti.

Şimdi bu son serzenişe yanıtlar hemen geldi. Olay, bir Müdür’ün Bakan’a hakaretine indirgendi.

Kullanılan ifadeler yanlıştır, kabul. Ama sadece bir sonuçtur. Ya bu isyanın nedeni? Ona bakmak gerekmez mi?

Benim söz etmek istediğim konu da bu değil. Olay, böyle bir vukuatın yüzümüze çarptığı gerçeklerdir.

“Eğitimde şunu, bunu, ötekini de yapacağız”… Yıllar yılı nutuklar dinlediniz. Hükümet programları, parti programları, daha neler.

Sonuç, burnunun dibinde tam 735 öğrencisi olan bir ortaokulun kırılan camını tamir etmekten aciz bir yapı.

Sağlık? O da farklı değil.

Devletin kaynakları asıl gitmesi gereken yere gidemiyor.

Hani bütçe zamanı “yatırıma ayrılacak para kalmadı, bütçenin yüzde 80’den fazlası memur maaşına gidiyor” denir ya, işte o yapılmayan yatırım, devlet okulunun camıdır.

Şimdi çıkıp ne derseniz deyin.

“İkinci bir ilahiyat kolejine gerek yoktur” da diyebilirsiniz…

“Müdür haddini aştı” da diyebilirsiniz.

Bunların hiç biri gerçeği değiştirmez, sizi de haklı çıkartmaz.

Daha bunun üstüne,

-Bu sistemde yetişen çocuklardan ne verim bekleneceği…

-Neden insanların çocuklarını özel okullara gönderdiği…

-Para basan darphaneye dönen özel okulların da hala neden vergiden muaf oldukları gibi sayfalarca laf salatası yapılabilir.

Ne gerek var, her şey ortada değil mi?

Binlerce defa yazıldı, çizildi.

Bir devrim beklenirken, 45 yılın çarpık sistemini sürdürmeye çalışmanın sonuçlarıdır bunlar.

Hadi müdür abarttı. Ya ünlü hekim Mustafa Kalfaoğlu’nun “Mağusa Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesi yok” serzenişi…

Bu da mı gerçek değil?

Bugünün iktidar koltuklarında oturanlar bütün bu birikimden sorumlu olmayabilirler.

Ama bizim onlardan beklediğimiz, bunca yılın rezilliğine neşter vurmalarıydı.

45 yıl, 45…

Siyaset eliyle nasıl geri bıraktırıldığımızın resmidir gördüğünüz.

Yıllar yılı sendikacılık yapan, tam da bu sorunlar için eylemlere giden dostum, Sayın Bakan Cemal Özyiğit ne demek istediğimi anlamıştır.

YERİN KULAĞI VAR

MÜJDELER OLSUN: Bu bir muizedir. Yıllardan sonra ilk kez, haftalık gıda analizinde zehir görülmedi. Tabii tesadüf de olabilir. Örnek alınanlar denetleniyor sonuçta. Ama yine de sevindik. Zehire alışmış insanar olarak bünyeyi bozmayalım da.

YAZ TAHTAYA: 

Anastasiadis, doğalgaz gelirlerinden Kıbrıslı Türklerin payına düşen kısmın yatırılacağı özel bir hesap oluşturulması fikrini ortaya atmış. Ne cin fikir. Nasrettin hocanın koyunlar, yünler hikayesi gibi. Kıbrıs Türklerinin güneydeki mallarına yaptıkları gibi. Diğer partiler bunu bile uygun bulmamışlar. Kandır çocuğu taksim istesin.

NEREDEN NEREYE:

Ercan Havalimanı’na ilk uçağın inişinin 44’üncü yıldönümü kutlandı. Sivil havacılık görevlilerini takdir ettik etmesine de, havacılık deyince  insan üzülüyor. Bir savaşın hemen arkasından sıfırdan yaratılan bir havayolunu yuttuk biz. Bugün o hava meydanı ise özel bir şirketin elinde. Aslında kutlama deği, anma yapmak lazım.

ÖZELEŞTİRİ DE YAPSANIZ:

UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, devlete sözleşmeli olarak yüzlerce kişinin işe alındığını iddia etti. İrsen Küçük’ün Başbakanlığı döneminde seçim öncesi bir günde binlerce kişinin devlete bırak sözleşmeyi, hiç bir mukavele olmadan alındığını ve bunu temizlemek için yıllarca uğraş verildiğini unutmuş. Tamam eleştirin ama, arada bir de özeleştiri yapın.

PİŞKİNLİK:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, iş kazalarına karşı önlem alınmadığı sürece, ön izinleri durdurmasına müteahhitlerden tepki geldi. “Denetle, senin görevin” diyorlar ve konuyu başka taraflara çekiyorlar. Peki bu Meslek Örgütü ne için var? Otokontrol yapma görevi yok mu? Bakan suçu müteahhitlere yıkmışmış. E, kime yıkacaktı? İş kazasından ölümler olağan hale geldiyse, ilk sorumlusu kim? Önlemi almayan mı, denetlemeyen mi? Yarın sokaklara dökülürlerse hiç şaşmam. Sayın Çeler baskılar karşısında geri adım atmamalı, denetimleri sıklaştırıp, cezayı da bir o kadar arttırmalı…

BİR BU EKSİKTİ:

Nükleer savaş artık hayal değil. ABD, Reagan’la Gorbaçov arasında imzalanan orta Menzilli Nükleer Füzelerin yasaklanmasını öngören anlaşmadan çekildiğini ilan etti. Dünya filmlerde gördüğümüz bir felaketin eşiğine gelmiş oldu. Acaba o filmlerle bizi geleceğe hazırlamak mı istemişlerdi…

ZİRVEDEKİLER

Mete Hatay: “Göç ettiğin ülkede ayrımcılığa karşı durmak başka, geldiğin ülkenin hükümetinin buradaki deynekçisi gibi davranmak başka! Birincisi insan hakkı talebidir ve desteklenmesi lazım, diğeri ise müdahaledir, direnilmesi lazım!!”…

 DİPTEKİLER

Bu AKEL Çok Komik: Güney Kıbrıs’la Fransa arasında, bir savunma işbirliği anlaşmasına varıldığı haberleri geldi. Oysa, Güney Kıbrıs’ın askeri üslerini Fransa’nın kullanımına açması anlaşması 2007 tarihli. Anlaşmanın genişletilmesi ise, zaten 2018’de yapılmış. Rumların ABD ve İsrail’le de benzer anlaşmaları var. Geçenlerde Doğu Akdeniz Forumu imzasının ardında yine ABD jandarmalığında savunma konsepti yatıyor. Bunların hiç birine ses çıkartmayan AKEL  tepki göstermiş. Sanki 12 yıldır bilmezmiş. Şimdi bir de AKEL’i barışçı bulup alkışlayan çıkar mı, merak ederim…