Dünya Bankasının geçen gün açıkladığı rapora göre özetle, küresel büyüme tahminlerini düşürdü. Ve genel olarak 2019 için beklentilerini ferahlatıcı bir yıl olarak değil de duraklama ve bir miktar daralma tahminlerine dayandırdı. Sonuçta 2019 yılını genel olarak olumlu bir yıl olarak öngörmüyor.
Rapora göre, Küresel ekonomide artan riskler 2018’de büyümeyi %3’e düşürdü. 2019 ve 2020 de ise yavaşlayan bir küresel büyüme ile sırayla % 2.9 ve 2.8 olacağını ancak bunun yumuşak bir iniş olacağını ifade ediyor. ABD’de büyümede düşüş olacak ancak AB ve Japonya’dan daha az etkilenecek.
Çin’de büyüme daha hızlı olacak. Ayrıca Çin’de daha istikrarlı ve uzun vadeli büyüme için bilinçli bir yavaşlama politikası olduğu görüşü var. Riskler, Çin ile ABD arasındaki ticari ilişkilerdeki tartışmalardır. Dünyanın iki dev ekonomisine sahip ülkeler arasında ekonomik çatışma Çin’i etkileyecek. Çin’in yavaşlaması, öncelikle Çin’e hammadde, enerji ve metal ihraç eden ülkeleri de etkileyecek. ABD ve Çin’in küresel ticaretteki yeri % 20 ve dünya Gayrı Safi hasılasının % 40’ını teşkil eden çok büyük bir payı oluşturuyor. Bu da dünyanın genelini etkileyecek büyüklükte.
Diğer bir risk Brexit riski. Mali piyasalarda risklerden biri olarak sayılıyor. Dünya Bankası Raporuna göre Brexit, özellikle Avrupa’ya ihracatta bağımlı olan ülkeler için bir risktir. İngiltere, AB’den anlaşmasız çıkarsa hem İngiltere hem AB’ye önemli hasar verebilir. Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika ülkeleri gibi entegre ülkeler de etkilenir öngörüsü var.
Uluslararası ticaret aktivitelerinin yavaşladığı, küresel ticaret gerilimlerinin arttığı bu dönemde, gelişmekte olan ülkelerin piyasa baskısı ile karşı karşıya kalmaları büyümelerini düşürecektir. Gelişmiş ülkelerin 2018 sonu büyümeleri ortalama %2.2, 2019’da %2 olacağı beklentisi söz konusu. Esasen gelişmiş ülkelerde, büyümelerini ve refah seviyelerini belli bir üst düzeye getirdikleri cihetle fazla büyüme oranı beklenmez.
ABD dolar faizini arttırırsa gelişmekte olan ülkelere olumsuz etki yapar. ABD ekonomisinde büyüme 2018’de %2.9’a çıktı. Gelecek yıllar için revize edilen yeni büyüme oranları düşürüldü ve 2019 için %2.5, 2020 için %1.7 olacağı tahmini öngörüldü. Yeni küresel daralmada dış talebin azalacağı, borçlanma maliyetlerinin arttığı ve devam eden politik belirsizlikler gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri üzerinde baskı oluşturuyor.
Avro bölgesi büyüme beklentileri de düştü. 2018’de %2.1 den % 1.9’a düştü. 2019için % 1.6 ve 2020 için %1.5 büyüme raporda sabit tutuldu.
Gelişmekte olan ülkelere ilişkin 2018 tahminleri, %4.5’tan % 4.2’ye, 2019 için % 4.7’den % 4.2’ye ve 2020’de % %4.5 oldu. Gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye’nin 2018’de bir puanlık azalışla % 3.5, 2019’da 2.4 puan düşüşle % %1.6’ya , 2020’de ise bir puan düşüşle % 3, ve 2021’de %4.2 büyüme tahminleri var. Bu tabii ki şimdilik mevcut koşullar altında olağanüstü bir değişiklik olmazsa yapılan tahminlerdir. Ayrıca Dünya Bankası, Türkiye için bu yıl ekonomik aktivitenin yavaşlayacağı , yüksek enflasyon, yüksek faiz, düşük güven endeksi azalan tüketim ve yatırımlar nedeniyle 2019’da büyümenin düşme gerekçelerini veriyor. Ve Özel sektör yurt içi talebinin keskin bir düşüş göstereceğini vurguluyor. Bunun ise kamu tüketiminin artışı ile dış talep artışıyla telafi edilmeye çalışılacağını, Hükümetin Yeni Ekonomik Programının makro istikrarın yavaş yavaş yeniden sağlanması için iyi bir temel oluşturduğunu, ve Yeni Ekonomik Program üzerine inşa edilmiş tutarlı bir ekonomi politikaları paketi Türk ekonomisinde düzenli bir ayarlamayı sağlayabileceğini vurguluyor. Enflasyonun da ortalama 2019’da %19, 2020’de %11’e düşeceği öngörülüyor. 2019’da özel sektör tüketimi % 1.2 beklenirken, kamu harcamalarının %5.6 olacağı, ihracatın % 8 artacağı, ve ithalatın %1.2 artacağı tahmin ediliyor ki bu son tahminler Türkiye ekonomisi için cari açığın azalması yönünde iyi gelişmelerdir. Nitekim geçen gün açıklanan yıllık cari açık Kasım 2018 itibariyle 33.9 milyar$’a düşmüştür ki 40-50’li rakamlardan sonra önemli bir düşüştür.
Cuma günü Türkiye Maliye Bakanı 14 Banka ile yapılan görüşmelerden sonra yaptığı açıklamada 6 ay ödemesiz 36 ay vadeli, % 1.54 faizli, 20 milyar TL’lik KOBİ desteği verileceğini açıkladı. Önemli bir rakam ve KOBİ’lere önemli bir destek. Bu önlem piyasanın üretim ve istihdam ve canlanması yönünde olumlu bir proje olmuştur. İmalat ve ihracat sektörlerindeki işletmelere 1 milyon TL, diğerlerine 500bin TL’ye kadar kredi öngörülüyor ki 20bin ilâ 40 bin işletmeye dokunacağı tahmin ediliyor. Amaç KOBİ’leri güçlendirmek. Bu kredi kapsamında hazineden bir katkı olmayacağı cihetle Bütçeye de bir etkisinin olmayacağı açıklandı.
Şimdi gözler TCMB’nın faiz kararında. Genellikle faiz düşürülmesinin özellikle de enflasyonun tam oturmadığı ve kurların yukarı doğru hareketlendiği bir dönemde risk taşıdığı görüşleri ağırlıktadır. Ve doğru olan da enflasyon ile kurların tekrar yaz dönemindeki gibi hareketlenmemesi için, halen yürürlükte olan son faiz kararının kurları frenlediği gerçeği karşısında, bir süre daha faizlerin düşürülmemesinin gereği vardır. Çünkü piyasalarda konuşulan düşme kuşkuları bile son zamanlarda kurları yukarı doğru çekmiştir. Arz-talep faktörü önemli.
































