Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DUALARA DEVAM

Henüz yeni yeni “idrak melekemizin” oluşmaya başladığı çocukluk yıllarımızda, ana babalarımız derlerdi ki “yeni yılın girdiği gece yarısı olan saat on ikide ne dilerseniz yıl boyunca o diledikleriniz kabul görür!

VE Mağusa limanında rıhtıma bağlı, bir o kadarının da kat katı liman dışındaki derin sularda demirleyen vapurlar, vakta ki saat on ikide başlarlardı “borularını” öttürmeye anlardık ki “yeni yıl” giriyor eskisi çıkıyor..

İşte tam o anda nerde olursak olalım ne yaparsak yapalım içimizden “dilekte” bulunur olması için de dua ederdik!”
NEYDİ o dileklerimiz unuttum! Belki mahalle arsasında arkasından koşturacağımız bir toptu.. Belki “Ralli” marka bir velespit! Yada bir çift futbol potini!..

Gece yarısı saat tam on ikide, karanlıkları yırtarken yedi kat göklere yükselen vapur borularının türlü çeşitli sesleri işitildikte “ey Allahım derdik, bana bir çift futbol potini hediye et!…”

BAZAN sesimizi duymuş olmalı yıl içinde potinlerimize kavuşmuş olurduk da pederin bütçesine fena halde darbe vurduğundan olacak, ikide birde o kadar çok tekrarlardı ki “potinleri gözekle ha” uyarılarından dolayı ayağıma gelen topları bile şutlamaktan kaçınırdım!

DÜN akşam kaçınız saat tam on ikide karnından dua edip şu veya bu dilekte bulundu bilmem ama ben o yeni yıl efsanesine karışmış dualarımdan dolayı çok kazık yediğimden:
“GİT işine be” dedim! “Artık yağma yok! Ne layık görürsen, elinden ne gelirse yap! Artık ne inanıyorum sana ne korkuyorum senden! Varsa gücün gizemin, elinden geleni yap da görelim. Hamalın zoru çatlayana kadar! Bir daha çatlatsam ne yazar!..”

…İŞTE efendiler tutun ki 45 yıldır süregelen Kıbrıs sorunu çözümü de “böylesine yeni yıl dualarına” kaldı!
Kırk beş yıldır “dua ediyoruz!” Ey Allahım bize çözüm bahşet!”
“Ey Allahım Ruma akıl izan eyle de çözüm olsun!”
Neyse!.. Dualara devam çözümsüzlüğe selam!

 

**********

2018, KİM, NE?

Protokol sırasına göre mi yoksa “önemine” göre mi? Karar veremedim. Dert değil ama çünkü bu ülkede “sapla saman” çoktan karışmış ki tutun ki “başlar ayak, ayaklar baş olmuş!”

Nitekim Kıbrıs siyasi sorununa yönelik o büyük ve kutsal mücadele ruhunu “yurtseverliğimizle” birlikte kaybettik!
Bu nedenle diyorum. “Devlet olgusu içinde “protokol” sıralaması mıdır önemli olan, yoksa “icraatlar” mı? Öncelikle kimi çıkaralım sahnenin önüne?

2018 yılının “en önemli olaylarını” mı yoksa politikada yaşanan atraksiyonları mı? Tercihte bulunmam söz konusu oldukta sıkıntı yaşadım doğrusu!

MESELA: Sizce de neydi 2018’in en önemli olayı? İnsanın gönlü “felaket çağrışımlarından” yana değil ama yılın sonuna rast gelse de döviz vurgunu değil miydi?

2018’in açık ara en büyük olayı kısaca “döviz vurgunuydu! Ki hâlâ devam ediyor! Hükümet olay karşısında çok çaresiz kaldı kalıyor..2018 yılının “sürprizi” ve önde giden politikacısı kendini gökten zembille inmiş gibi partisi dışından dört siyasi partinin daha “başkanı” olarak bulan, “Başbakan” Erhürman’dı..
2018’in bir diğer “sürprizi” ise “yılın en büyük nafaka şampiyonluğunu da elinde bulunduran UBP’nin eski başkanı Özgürgün’dü! Ve dolayısıyle yerine konan Ersin Tatar!

2018’in en başarılı seçilmişi (Allah kendinden razı olsun, başımızdan eksik etmesin) yıl boyunca kim “grak” demişse “para” kim gruk demişse “para” verip döviz vurgununa da meydan okuyan Maliye Bakanı Serdar Denktaş oldu..
2018’in yüz karamız olması gereken en büyük olaylardan biri de “çarpık yapılaşmayla, çarpık yapılaşma sonucunda oluşan sellerin canlar almasıydı!” Bu ibretlik iki olay memleketi ne hallere getirdiğimizin ispatı oldu!
2018’in bir diğer önemli olayı da “döviz vurgunu nedeniyle “memleketin” ticaret erbabının “fırsat bu fırsattır” diyerek yukarı diktiği fiyatları, dövizde düşüş yaşanmasına karşın hâlâ Osmanlı degarası kadar bile düşürmemesi oldu!. Kısaca kazıklamaya devam dedi!

2018’in bir diğer önemli olayı “Anastasiadis’in Türk toplumunu maytaba almaya çalışmasıydı! Türk liderliğini kendisinin de inanmadığı çözüm önerileriyle alay etmeye çalışırken, “yoksa bu adamın aklından zoru mu vardır” dedirtecek politik maskaralıklara tevessül etti!..
2018’in (bazı çevrelerce kabul görmese de ben vurgulamış olayım) bazı yurttaşlarımızın Güney Kıbrıs’la olagelen ilişkilerinin kontrolden çıktığıydı! “STÖ’ü kulpu takılmış iki toplumlu etkinliklere sığınan bu yurttaşlar gitgide aramızda dolaşan Truva atları gibi oluyorlar! Denetlenmeyen, sorgulanmayan bu ilişkilerin “Kıbrıs Türk halkının ulusal davasına tırnak kadar faydası olmadığı TC aleyhtarı söylemlerle aksine zararlarının dokunmaya başladığı gerçeklerde hâlâ “dur bakalım ne olacak” denmekte!

VE 2018’in her halde KKTC’nin geleceklerini tehdit etmesi yönünden çok daha ciddi sorunlara gebe olan “insana yönelik tehditkâr olayların artmasıydı. Uyuşturucu, fuhuş, gasp, dolandırıcılık.. Artık devlet dairelerine kadar girmiş yolsuzluklar… Kötülüğe yozlaşmışlığa kabuk değiştiriyoruz, yazık diyoruz… Kısaca 2018 iyi geçmedi!