Bu kasım ayı var ya!
Şu an gelir zaman durur sanki,
Şu sislenir gibi ortalık,
Nereye baksan sanki her şey bir bekleyiş içinde.
Yollar, sokaklar, ağaçlar, dağlar ve ovalar, köyler ve şehirler nereye baksan ne hareket var ne bir kımıltı,
Bulutlar bile,
Hani yaprak kımıldamaz dalında ne müthiş bekleyiş düşecek mi tutunacak
mı endişesi içinde…
…
Bu kasım ayı var ya.
Hani dört mevsimi sığdırır içine hatta bir güne.
İşte böyle zamanlardı şu arttıydı fasariyalar.
Bir güne sığan dört mevsime inat her tarafta bombalar patlıyor Lefkoşa tekmil ikiye bölünüyordu.
Sis pus ortalık.
Her iki taraf da birbirine nispet yapmakla meşguldü.
1958 yılı ocak ayında Çağlayan yolu “Belediye Orman Yolu” olarak bilinirken Rumlar bunu “Spiru Hristodulu Caddesi” olarak değiştirmişler, karşı taraf da ”Biz de onun adını Adnan Menderes Caddesi ilan ediyoruz” diye yanıt vermişti. (Ahmet An, Kıbrıslı Türklerin Siyasi Tarihi 1930-1960, s. 563.)
…
Böyle mevsimlerdi bulutlar durgun, ortalık sis pus, ne soğuk ne sıcak, kapılar yapayalnız bu kasım ayları gibi…
…
Bu kasım ayı var ya şu nergisler filizlenir, hani demet demet nergisler düşerdi çarşıya ki bir demet nergisi evin bir köşesinde tutmak ne güzeldi, mis kokardı ortalık ve oldum olası evleri süslemiştir nergisler hangi zaman hangi dönem olursa olsun, Lüzinyan evlerinde de, Venedik evlerinde de, Türk evlerinde de, Rum ve İngiliz evlerinde de en güzel çiçekler nergislerdi.
İstediğin kadar Türkmen boylarına daya bu ahalinin kökenini nergislere laf anlatabilir misin ihtiyar?
Her evde aynı kokar…
…
Bu kasım günleri var ya, şu bazan her taraf tabyalar kadar ıssız olurdu, durgun, sessiz hani sütliman misali Akdeniz.
En güzel mevsimidir kalıbımı basarım.
İnanmazsanız kuşlara sorun…
…
Keşke çiçekler konuşabilseydi!
Bu kasım ayında,
Ve dört mevsimin her birinden bir nebze yaşandığı bu günlerde keşke çiçeklerin dili olsaydı, bak neler anlatırlardı!
Çok şey anlatırlardı.
Anlamayanların da anlayabileceği şeyler…
…
Keşke ağaçlar da konuşabilseydi ve Mağusa’da cümbez ağacı, Lefkoşa’da Efkalipto ağacının dili olsaydı, bak neler anlatırlardı, bu kasım günlerinde, şu kimler hangi karanlık yüzler pusu kurarlardı geniş gövdelerinin ardında…
…
Dört mevsimi bir günde yaşamak güzel de belki de kasım ayı uğursuzdur kim bilir!
Böyle zamanlar gebeydi fasariyalara.
Şu böleceklerdi adayı.
Zaten önceden belirlenmişti,
Kayıtlardadır aynı kitapta aynı gazeteden yapılan bir alıntıda şöyle yazar.
“Menderes, hükümetimizin Kıbrıs politikasını açıkladı: Taksimi kabul etmekle fedakarlığın hududuna varmış bulunuyoruz.”
Sonra, diğerleri de aynı şeyler söyleyecek şu “federasyon yeterince tavizdir” dedikleri gibi…
…
Ağaçların ve tekmil çiçeklerin hatta adayı çevreleyen dağların ve hatta bütün ahşap kapıların ve hanayların ve yuf deliklerinin ve tabyaların dili olsa da konuşsa bu kasım günlerinde…
































